Z nesli ve davet metodu


Çakmak F.

X. Uluslararası Din Görevlileri Sempozyumu, Batman, Türkiye, 18 - 19 Ekim 2019

  • Basıldığı Şehir: Batman
  • Basıldığı Ülke: Türkiye

Özet

İlahi vahyi bireylere ulaştırmak ve hayatlarını vahye göre düzenlemelerini sağlamak maksadıyla yapılan davet, tebliğ, uyarı, yol gösterme, iyiliği emredip kötülüğü yasaklama faaliyeti aslında bir iletişim aktivitesidir. İletişim, birbirinin farkına varan iki insanın ilk andan itibaren girmiş olduğu ilişkinin adıdır. Bu bağlamda söylenen, söylenmeyen, yapılan ve yapılmayan her şey iletişimin kapsamı içerisindedir. Genel olarak sözlü ve sözsüz diye ikiye ayrılan iletişim biçiminde etkileşim, bireyler arası iletişimin amacını oluştururken öğretme ve ikna etme gibi eylemler ise iletişimin toplumsal fonksiyonunu oluşturur.

Din yaratıcı ile insan arasındaki ilişkinin boyutlarını belirleyen öğretiler bütünüdür. Bu öğretiler ise vahiy denilen iletişim şekliyle insanlığa ulaştırılmaktadır. Ancak ontolojik sebeplerden dolayı yaratıcı ile insan arasında direk iletişimin mümkün olmaması peygamberlerin devreye girmesini gerekli kılmıştır. Bu bağlamda peygamberlerin birey ve toplumla iletişim şekli bir bakıma ilahi iradenin iletişimin biçimini de yansıtmaktadır. Peygamberin insan olması hasebiyle kişilerle iletişiminde bir takım negatif yönler düşünülebilir. Ancak onun Allah tarafından her daim murakabe altında tutulması söz konusu negatif yönlerin izalesini sağlamıştır. Bunun en güzel örneği Abese suresinde görülmektedir. Bundan dolayı peygamberlerin, iletişimin en doğru biçimini sergilediği söylenebilir.

Allah’ın iradesini en güzel şekilde insanlara aktarma görevini ifa eden Hz. Muhammed, iletişimde en doğru metotları kullanarak söz konusu görevi icra etmiştir. Zira tebliğ, beyan gibi görevleri bulunan bir peygamberin metodunun kusursuz olması nebevi bir zorunluluktur. Bu çerçevede muhatapları arasında gençlerin yoğunlukta olduğu bir toplumda onun uygulamış olduğu iletişim metotları aslında Kur’an’ın yöntemi olup bugünde geçerliliğini devam ettirmektedir. Ancak her ne kadar temel insani ihtiyaçlar yüzyıllardır aynı çizgide devam etse de zamanın değişimi kuşakların da ihtiyaçları algılama ve önceleme biçimini değiştirmiştir. 1996-2010 arası doğmuş, günümüzün gençliğinin büyük bir bölümünü oluşturan ve Z kuşağı olarak adlandırılan nesil için de bu durum söz konusudur. Sadakatsiz kuşak olarak adlandırılan, her türlü sınırlamalardan nefret eden, bireyselliğe ve bağımsızlığa önem veren bu yeni kuşağın iletişimi ve mesajı algılama biçimi farklıdır.  Bunun yanında bu nesil aynı zaman da ergenlik dönemi içerisinde bulunan bir kuşaktır. Bireyin kimliğinin belirlendiği ergenlik dönemi ise iletişimin en zor başarılabildiği dönemdir. Çünkü ergen, içinde bulunduğu fizyolojik ve psikolojik etkenler sebebiyle ona sunulan söylemleri sorgulayacak veya reddedecektir. Bu tavır aslında kimlik oluşturma evresinin bir sonucudur.

İslami davet yerine getirilirken tebliğci (kaynak), tebliğ edilen (alıcı), tebliğin konusu (ileti), tebliğ metodu (kanal), istenilen davranış (dönüt) olmak üzere beş unsur söz konusudur. Tebliğ faaliyetinin hakkıyla yerine getirilebilmesi ve davetçi ile davet edilen arasında etkili iletişimin kurulabilmesi için bütün bu unsurların uyumlu olması gerekmektedir. Z nesline davet ulaştırılırken de bu neslin özellikleri iyice belirlenmeli, Kur’anî bir metot olan peygamberlerin iletişim metotları bu neslin özellikleri dikkate alınarak yeniden yorumlanmalı ve yeni bir davet metodu geliştirilmelidir.