ÜÇ BOYUTLU SANAT


BULAT M., BULAT S.

Uluslararası gelişim akademi dergisi-https://gelisimakademi.org/, vol.1, no.2, pp.11-27, 2023 (Peer-Reviewed Journal)

Abstract

Uluslararası Gelişim Akademi Dergisi Yıl: 2, Sayı: 2, Eylül 2023, | ISSN: 2979-9902 11

ÜÇ BOYUTLU SANAT

Yayına Geliş Tarihi: 03.07.2023 Yayınlanma Tarihi: 12.12.2023 Mustafa Bulat1 & Serap Bulat2

Özet

Üç boyutlu heykel sanatı, insanlar için sadece bir estetik obje olmaktan öte, insanın duygularına hitap eden, insanı var olduğu atmosferden geçmişe taşıyan, sanat yapıtı içine çeken özelliğe sahiptir. İnsanoğlu ile birlikte var olan üç boyutlu sanat, din kadar eski bir oluşumdur. İnsanoğlunun sanat etkinlikleriyle bilinmeyen, anlaşılmayan, bilinçaltına atılmış korkulan fikirleri ele alarak, üç boyutlu yapının plastik diliyle konuşup, plastik olarak bir yapı ortaya koyar. Yaşamın içerisinde var olan bu davranış biçimi, yaşamın özü olarak bize yansır. Mağra döneminden itibaren yazının ortaya çıkmadığı dönemde insan çizgiler, biçimler ve renklerle kendini ifade etme yolunu keşfetmiştir. Başlangıçtan günümüze, toplumsal yapılar içerisinde varlığını devam ettiren ve bir ifade aracı olan sanat nesnesi, belli süreçlerden geçmiş, bazen ilerleme yaşamış yükselmiş, bazen de düşüş göstererek sürekliliğini yine de devam ettirmeyi başarmıştır. İnsanoğlunun yaratıcılığının en duyarlıklı dokusu oluşturan sanat, hangi düzeyde olursa olsun, istenilen gelişme boyutlarına erişebilmiştir. XX. yüzyıl başlarından günümüze modern sanat akımları ve modern sanatçılar, sanat yapıtlarının sadece maddi bir varlık olmadığının aynı zamanda bir felsefesinin de olduğuna inanmış ve bu doğrultuda yapıtlar üretmişlerdir. 1 Sorumlu Yazar: Atatürk Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Heykel Anabilim Dalı, Erzurum, Türkiye. mbulat@atauni.edu.tr Üç boyutlu bir yapıyı teşkil eden heykelin kendisi, belirli bir anlayış içinde bir araya getirilmiş form, biçim, hacim, doku ve kompozisyondan meydana gelmiş plastik kurgudan oluşturulmuş bir tasarımdır. İnsan bir varlık olarak, o duyumlarından tümüyle kaçan, duyusal ilgiler ve duyumlar yerine düşünce süreçlerini soyutlayıcı kompozisyon elemanları olarak kullanan bir sanat anlayışını tercih eder. Bu durum, biçimsel yaklaşımla değer yargılarının ya da beğenisel önceliklerin varlığı ile insanın kendini görmek istediği ve dış kaynaklı nedenlerin içsel sorun haline dönüştürülmesi de sorgulanabilir bir tutumdur. XX. yüzyıl ve günümüz heykel sanatçısının çalışmalarındaki anlayış, evrimleşerek değişikliğe uğrayan düşünceler ve bu düşüncelerin kendi içerisindeki zihinselliği maddeye yeni bir anlam yüklemektedir. Bu birikimler bir sanatçının yapıtlarında, sevinçler, hayaller ve düşünceler ile birlikte, bilim ve tekniğin süzgecinden geçerek, tekrar insanlığa armağan edilen bir yapıya kültüre, yani sanat nesnesine dönüşmektedir. Anahtar Kelimeler: Sanat, estetik, heykel, hacim, form, hareket, kompozisyon