ÇOCUKLARDA SAFRA KESESİ TAŞI: KLİNİK VE CERRAHİ BULGULARIN DEĞERLENDİRİLMESİ


Dr. Öğr. Üyesi Çetin AYDIN

Tez Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bursa Uludağ Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye

Tez Danışmanı: İrfan Kırıştıoğlu

Tezin Onay Tarihi: 2016

Tezin Dili: Türkçe

Özet:

Çocuklarda safra taşı hastalığının insidansında belirgin bir artış gözlenmektedir ve safra kesesi taşı çocukluk çağında önemli bir sağlık sorunu haline gelmiştir. Çocuklarda safra kesesi taşı ile ilgili erişkinlerin aksine yeterli çalışma ve klavuzlar yoktur. Halen tartışma konusu olan birçok noktada uzlaşmaya ihtiyaç olduğu görülmektedir.

Biz de çocuklarda safra taşı ile ilgili risk faktörlerini ortaya koymak, semptomlar üzerine etkili faktörleri belirlemek ve çocuklarda safra taşı yönetimiyle ilgili kendi sonuçlarımızı ve deneyimlerimizi sunmayı amaçladık.

Safra kesesi taşı nedeniyle kolesistektomi yaptığımız hastaların demografik özellikleri, anamnez bulguları, safra taşı risk faktörleri, ek hastalıkları, görüntüleme bulguları, laboratuar sonuçları, cerrahi bulguları, patoloji raporları, postoperatif takip sonuçlarını retrospektif olarak taradık. Safra kesesi taşı ile ilgili semptomlara, ciddiyet derecesine göre puan verilip her hasta için semptom skoru belirlendi ve değişik gruplar arasında semptom temelindeki farklılıklar karşılaştırıldı.

Çalışmamızda 72’si kız 75 erkek olmak üzere 147 hasta vardı. Çocukluk çağında safra taşının erken çocuklukta erkek cinsiyette, adölesan dönemde ise kız cinsiyette daha fazla görüldüğü saptandı. Serimizde 35 (%23,8) asemptomatik, 112 (%76,2) semptomatik hasta vardı ve asemptomatik hastalarda risk faktörü daha fazla orandaydı. Hastalarımızn %54,4’ünde bir risk faktörü vardı ve en sık görülen risk faktörü hemolitik hastalıktı. Risk faktörü olmayan (idiyopatik) hastalarda semptom skor ortalaması daha yüksek saptandı. Ultrasonografik bulgularda hastaların %14,28’inde milimetrik, %44,9’unda da multiple taş varlığı saptandı. Milimetrik taşlı hastalarda semptom skoru ve pankreatit riski daha yüksekti. Hastalarımızın %96,6’sına laparoskopik kolesistektomi yapılmış ve komplikasyon oranı (%2,8) düşüktü.

Türkiye’deki geniş serilerden biri olan çalışmamızda; son yıllarda safra kesesi taşı insidansında artış olduğu görüldü. Kızlarda ve ileri yaşta; Vücut

iii

Kitle İndeksi’nde (VKİ), safra taşı insidansında ve semptom şiddetinde artış olduğu görüldü. Daha küçük yaşlarda ise semptomların daha hafif olduğu saptandı. VKİ’nde artış kızlar için daha belirleyici bir risk faktörüydü. Asemptomatik hastalarda da uygun koşullarda laparoskopik kolesistektomi önermekteyiz.

Çocuklarda safra kesesi taşı yönetimi ile ilgili eksiklerin giderilmesi için geniş serilerle daha fazla, çok merkezli ve çok boyutlu çalışmalara ihtiyaç olduğunu düşünmekteyiz.