Pamukkale Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Polikliniğine 2012–2017 Yılları Arasında Başvuran Nonspesifik İnterstisyel Pnömoni Tanılı Hastaların Komorbidite-Klinik İlişkisi ve Tedaviye Yanıt Değerlendirmesi
Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Pamukkale Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları, Türkiye
Tez Danışmanı: Prof. Dr. Göksel Altınışık Ergur
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Özet:
Nonspesifik İnterstisiyel Pnömoni (NSİP), Difüz parankimal akciğer
hastalıklarının (DPAH) idiyopatik alt grubuna dahil olan bir interstisyel akciğer
hastalığı olup idiyopatik olmayan grubunda kollajen doku hastalıkları, çevresel
ve mesleki maruziyet, ilaç öyküsü, immun yetmezlik durumları, enfeksiyon gibi
sebeplerle de ortaya çıkan NSİP yer alır.
Bu çalışmamızda 5 yıl boyunca polikliniğimizde tanı alan ve takiplerini
yaptığımız NSİP tanılı hastaların başta kollajen doku hastalıkları olmak üzere,
çevresel maruziyetler ve ilaç etkileşimiyle NSİP arasındaki klinik ilişkinin
incelenmesi, aynı zamanda tedavi yanıtının klinik ve mortalite üzerine etkisinin
değerlendirilmesi amaçlanmıştır
Çalışmamıza 79 hasta (36 kadın; 43 erkek) dâhil edildi. NSİP tanılı
hastaların verilerine hastanemiz veri sitemi HBYS'den J84.1 ICD kodlu 175
hastanın anamnezleri okunarak, NSİP tanısı alanlar belirlenerek ulaşıldı. Yaş
aralığı genel olarak 41-87 yaş arası olup hastalığa en fazla 7.-8.dekatta rastlandığı
görüldü. Polikliniğe en sık başvurma nedeni uzun süreli kuru öksürüktü (n=54,
%68).
Romatolojik hastalık tanısı olan hasta sayısı başlangıçta 11 kişiydi (%13);
takiplerde 13 hastaya daha romatolojik hastalık tanısı konulduğu saptandı. En sık
XI
Romatoid Artrit ve Sjögren Sendromu tanıları eşlik ediyordu (Her ikisi için de
n=7). Romatolojik semptomlar 34 hastada (%43) mevcuttu. En sık eklem ağrısı
ve hareket kısıtlılığı (n=25 %31,6) görüldü.
NSİP tanısı kliniğimizde genel olarak klinik ve radyolojiye göre
konmaktaydı. Dışlama yapılamayan 17 hastaya bronkoalveoler lavaj, 10 hastaya
akciğer biyopsisi yapılmıştır.
Takiplerinde 59 (%74,6) hastaya tedavi uygulandı. En sık steroid tedavisi
verildiği saptandı (n=34; %43). Tedavi alan hastaların 6'sı (%7) iyi seyir
göstermiş, 21 hasta stabil seyretmiş (%26), 13 hastada (%16) ölüm
gerçekleşmiştir.
Solunum fonksiyon testine (SFT) uyum sağlayabilen 66 hastanın SFT
bulguları normaldi, diğerlerinde obstrüktif patern görüldü, SFT ile restriksiyona
rastlanmadı. Ancak CO difüzyon kapasitesine bakıldığında (DLCO), DLCO
yapabilen 62 hastanın 43 'ünde (%69) difüzyon kısıtlılığı mevcuttu.
Hastaların klinik seyri değerlendirildiğinde, 7 hasta (%8,9) iyileşme
gösterdi ve tedavisiz takibe alındı. 29 hasta (%36,7) stabil olarak polikliniğimizde
takip edilmektedir. Kaplan Meier analizi ile hastaların ortalama yaşam süresi
değerlendirildiğinde 17 hastada (%21) ölüm gerçekleşti. Hastalarda sağ kalım
süreleri ortalama 66 aydır (58,82-74,16; %95 GA). Hipoksemisi olan, akciğer
volümleri, solunum fonksiyon kapasiteleri ve difüzyon kapasiteleri normalin
altında bulunan hastalar ile sağ kalım arası ilişki incelendiğinde de anlamlı farka
rastlanmadı.
Sonuç olarak uzun süreli kuru öksürük ya da dispne şikâyeti olan SFT
normal olsa bile semptomatik inhaler tedaviye yanıt vermeyen her hastanın
DLCO ölçümleri mutlaka yapılmalı ve interstisyel akciğer hastalıklarına yönelik
gerekirse HRCT veya toraks BT istenmelidir.