Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tez Danışmanı: Prof. Dr. Rahşan Yıldırım
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Özet:
2013-2018 Yılları Arasında Hastanemize Başvuran Venöz Tromboz ve
Tromboemboli Tanılı Hastaların Demografik Özelliklerinin ve Risk
Faktörlerinin Araştırılması
Venöz tromboembolizm, venöz dolaşımda oluşan bütün patolojik
trombozların genel adıdır. Bu trombozlar yüzeyel tromboflebitten serebral venöz
sinüs trombozuna kadar farklı lokalizasyonlarda görülebilen oldukça geniş dağılıma
sahiptir. Çalışmadaki amacımız hastanemizde venöz tromboz ve tromboemboli tanısı
ile takip edilen hastaların demografik özelliklerinin ve risk faktörlerinin
değerlendirilmesidir.
Çalışmamız retrospektif kohort tipinde bir araştırma olup, Atatürk
Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi’ne 2013-2018 yılları arasında
başvuran; başvuru anında akut venöz trombozu veya embolisi olan, ya da hastanede
yattığı esnada venöz tromboz veya emboli gelişen hastalar alındı. Bu hastaların
demografik özellikleri, ilaç kullanımı, mevcut hastalık öyküsü, cerrahi öyküsü,
komorbid durumu, kateter varlığı, laboratuvar değerleri (kan grubu, beyaz küre,
hemoglobin, platelet, mean platelet volüm (MPV), eritrosit dağılım genişliği (rdw),
ürik asit, hdl kolesterol, ldl kolesterol, homosistein, d dimer, fibrinojen, faktör 8,
faktör 12, protein C, protein S, antitrombin aktivitesi, aktive protein c rezistansı,
lupus antikoagülanı, antikardiyolipin IgG, antikardiyolipin IgM düzeyleri, trombofili
paneli Faktör V Leiden Mutasyonu (FVLM), Metiletetrahidrofolat Redüktaz
mutasyonu (MTHFR), Plazminojen Aktivatör İnhibitör -1 mutasyonu (PAİ-1),
Protrombin G20210 A aleli , Beta fibrinojen mutasyonu sonuçları tarandı.
Çalışmaya dahil edilen hastaların yaş ortalaması 61,73±17,90 iken, %53.4’ü
kadındı. Hastalar incelendiğinde immobil hasta oranı %73, geçirilmiş venöz
tromboembolizm öyküsü oranı %28.7, son 3 ayda hastaneye yatış öyküsü oranı
%62.4, son 3 ayda operasyon öyküsü oranı %24.6 bulunurken, bu hastaların %
9.6‘sının ortopedik cerrahi geçirdiği, %15’inin diğer cerrahi operasyonları geçirdiği
görüldü. Hastaların laboratuvar verileri incelendiğinde, homosistein değeri yüksek
x
hasta oranı %53.5, protein C aktivitesi düşüklüğü oranı % 23, protein S aktivitesi
düşüklüğü oranı %29.6, antitrombin aktivitesi düşüklüğü oranı %10.4, aktive protein
C rezistansı oranı % 25.5, faktör 8 yüksekliği oranı %31.5 iken, lupus antikoagülan
pozitif hasta oranı %30.5 idi. Genetik tetkikler incelendiğinde FVLM homozigot
taşıyan hasta oranı %0.8, FVLM heterozigot taşıyan hasta oranı %15.1, protrombin
G20210A heterozigot taşıyan hasta oranı %12.7 olduğu tespit edildi.
Sonuç olarak, bu çalışmada hastanemizde venöz tromboz ve tromboemboli
tanısı ile takip edilen hastalarda olası risk faktörleri tanımlandı. Kategorik
değişkenler incelendiğinde %73’lük oranla immobilizasyonun en sık görülen risk
faktörü olduğu, ikinci sırada %62.4’ lük oran ile son 3 ayda hastaneye yatış öyküsü
olduğu görüldü. Bu verilere göre sadece cerrahi hastalarının değil hastaneye yatışı
yapılan her hasta için venöz tromboemboli riskinin göz önünde bulundurulması
gerektiği, hastaların geniş perspektiften değerlendirilerek risk faktörlerinin tespit
edilmesinin koruyucu tedavi planlamasına katkısı olacağı düşünüldü.