Sultan Hüseyin Baykara döneminde hâkimiyet telakkisi ve Timurlu kültürel kazanımları


Arş. Gör. Dr. Özden ERDOĞAN

Tez Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih, Türkiye

Tez Danışmanı: Güçlü Tülüveli

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Desteklendiği Program: Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP)

Özet:

Timur'un ölümünden sonra Timurlu coğrafyasında çok merkezli bir siyasi yapı ortaya çıktı. Temür'ün kendi kişiliğine dayanan sistem, ölümünden sonra parçalanarak bazı yerel güçlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Temür'ün karizmatik varlığı bir denge unsuru olarak farklı merkezleri kontrol altında tutarken, ölümüyle bu kontrol ortadan kalkmıştır. Dolayısıyla önceki dönemlerde görülen Türk-Moğol geleneğinde olduğu gibi miras yatay olarak paylaşılmış ve bu bölünme sonucunda Timurlu prensleri de paylarına düşeni alarak çok merkezli bir sistem içinde hüküm sürmeye başlamışlardır. Bir yanda siyasi rekabet, diğer yanda uzlaşmayla ülkenin ortaklaşa yönetimi şeklinde kendini gösteren olguyu, Türk-Moğol siyasi geleneğinin önemli bir parçası olan ülüş anlayışı çerçevesinde açıklamak mümkündür. Bu anlayışa göre memalik, yönetici ailenin ortak malı olarak kabul edilir ve aile üyeleri tarafından paylaşılırdı. Böylece, hanedanın her üyesi egemenlik hakkına sahipti. Bu anlamda Timurlu şehzadeleri (mirzalar) arasında paylaşılan topraklar hem siyasi hem de ekonomik olarak özerkti. 15. yüzyılda Timurlu coğrafyasında görülen ve batılı bilim adamları tarafından "Timurlu Rönesansı" olarak adlandırılan kültürel ve sanatsal canlanmanın arka planını, böyle, egemenliğin paylaşıldığı bir yapı oluşturmaktaydı. Diğer bir deyişle bu canlanma, gücün paylaşımı ilkesinin yarattığı çok merkezli rekabet ortamında, bir geçiş döneminde olan Timurlu hükümdarlarının kültürel ve sanatsal himayesinin bir sonucuydu.