Söylemez Barajı Havzasında Meteorolojik ve Hidrolojik Kuraklığın Çok Ölçekli SPI ve SSFI Analizleri ve İndisler Arasındaki İlişki


Creative Commons License

Çakur B., Taşkolu İ., Acar R., Çırağ B.

Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi (Online), cilt.9, sa.1, ss.491-522, 2026 (TRDizin)

Özet

Dünyayı ciddi anlamda tehdit eden iklim değişikliğinin etkileri, özellikle kuraklık olaylarında belirgin şekilde ortaya çıkmaktadır. Kuraklık, genellikle yağıştaki azalma sonucunda ortaya çıkmakta ve su kaynaklarının azalmasıyla birlikte insanlar çoğunlukla su stresinin hissedilmesiyle bu durumun farkına varmaktadır. Kuraklığı basit bir yağış eksikliği olarak tanımlamak doğru olmamakla birlikte uzun yıllar ortalamasının altına düşen nemlilikle birlikte bölgede yağış, sıcaklık ve buharlaşmanın dengeli bir şekilde devam etmemesi yağış azlığı, sıcaklık anomalileri, iklim, toprak koşulları arazi örtüsü gibi parametrelerde kuraklıkta etkili olur. Kuraklığın belirlenmesi, etkilerinin ortaya konması ve gerekli tedbirlerin alınması havzanın detaylı olarak incelenmesiyle mümkün olmaktadır. Kuraklığın matematiksel modeli ve anlamını ortaya konması için çok sayıda indis geliştirilmiştir. Standartlaştırılmış yağış indisi (SPI) ve Standartlaştırılmış akış indisi (SSFI) kuraklığı hem şiddet hem de süre bakımından değerlendiren önemli indislerdendir. Bu çalışmada Aras Havzası’nın memba kısmında Aras havzasının alt havzası olan Söylemez barajı havzasında 1992-2023 dönemi için havzaya düşen yağış ve havza çıkış akımları (1992-2023) SPI ve SSFI 1,3,6,9,12 ve 24 aylık farklı zaman dilimlerinde kuraklık analizleri yapılarak her iki indis arasındaki ilişki araştırılmıştır. Mann-Kendall yöntemi ile yapılan trend analizleri sonucunda yağış ve akım verilerinde istatistiksel olarak anlamlı azalan eğilimler belirlenmiştir. SPI serilerinde 2012-2016 dönemi en uzun ve en şiddetli meteorolojik kuraklık dönemi olarak öne çıkarken, SSFI serilerinde 2013-2015 yılları hidrolojik kuraklığın en yoğun görüldüğü dönem olmuştur. Her iki indeksin uzun dönemli (12 ve 24 aylık) zaman ölçeklerinde güçlü ilişki düzeyleri göstermesi, yağış azlıklarının akımlar üzerinde doğrudan ve belirgin etkiler yarattığını ortaya koymuştur. Bu bulgular, havzanın gelecekteki su yönetimi stratejilerinde kuraklık risklerinin dikkate alınması gerektiğini ve uzun vadeli dirençlilik planlarının önemini vurgulamaktadır.

The effects of climate change, which seriously threaten the world, are particularly evident in drought events. Drought generally occurs as a result of decreased rainfall, and people often become aware of this situation when they experience water stress due to the depletion of water resources. Although it is not accurate to define drought as a simple lack of rainfall, when humidity falls below the long-term average and rainfall, temperature, and evaporation are not balanced in the region, parameters such as rainfall deficiency, temperature anomalies, climate, soil conditions, and land cover become effective in drought. Identifying drought, revealing its effects, and taking necessary measures is possible through a detailed examination of the basin. Numerous indices have been developed to reveal the mathematical model and meaning of drought. The Standardized Precipitation Index (SPI) and Standardized Runoff Index (SSFI) are important indices that evaluate drought in terms of both severity and duration. In this study, precipitation falling in the basin and basin outflow (1992-2023) for the period 1992-2023 in the Söylemez dam basin, which is a sub-basin of the Aras Basin, were analyzed for the SPI and SSFI 1,3,6,9, 12, and 24-month intervals. Trend analyses conducted using the Mann-Kendall method revealed statistically significant decreasing trends in precipitation and runoff data. The 2012-2016 period stands out as the longest and most severe meteorological drought period in the SPI series, while the 2013-2015 period was the most intense period of hydrological drought in the SSFI series. The strong level of association observed in both indices over long-term (12- and 24-month) time scales reveal that rainfall deficits have direct and significant effects on runoff. These findings underscore the need to consider drought risks in future water management strategies for the basin and highlight the importance of long-term resilience planning.