International Conferences on Regional Politics (ICRP): Middle East, İstanbul, Türkiye, 7 - 09 Mayıs 2026, ss.8-9, (Tam Metin Bildiri)
Her ulus-devlet, kendi mevcudiyet tarzını ve ideal kimlik sınırlarını popülerleştirmek, onu mümkün kılan “kurucu mit”i halk nezdinde somutlaştırmak için belli birtakım araçları kullanmak ister. Ortadoğu’da çevresindeki diğer siyasi birimlerden farklı, istisnai bir ulusdevlet örneği olarak Lübnan; kendi original mevcudiyetini Fenike mitine, yani Lübnanlıların Arap, Suriyeli ya da Doğulu değil Batılı, Akdenizli, “medenî” bir kavim olarak Fenikelilere dayandığı tezine dayandırır. Bu haliyle Lübnanlı olmak Fenikeli olmaya eşitlenirken belli birtakım gelenekler, kurucu anlatılar olarak bu mit temelinde anlam kazanır. Bu çalışmada Lübnan’ı ve Lübnanlılığı mümkün kılan kurucu anlatıların popular kültür alanında üretimi ve dolaşıma sokulması, Feyruz ve Rahbani Kardeşler’in müziği üzerinden incelenmektedir. Özellikle 1950’lerden itibaren Baalbek Festivali’nde sahnelenen müzikallerde köy yaşamının idealleştirilmesi, birlikte yaşama geleneğinin kutsanması ve bireysel fedakarlık gibi temalar öne çıkmıştır. Kısa zamanda müzik sınırlarını aşarak ulusal bir sembol haline gelen Feyruz’un icrasıyla görünürlük kazanan ve adeta “gerçeğin yerini alan bir temsil” haline dönüşen kurucu motifler, Lübnanlılığın anlamının değiştiği dönemlerde de bu dönüşümlerin takip edilebileceği bir forma dönüşmüştür. Bu bağlamda öncelikle Baalbek Festivalleri boyunca Feyruz ve Rahbani Kardeşlerin performanslarında somutlaşan ideal Lübnanlılık imgesi üzerinde durulacaktır. Ardından 1960’lı yıllarda Lübnan’ın yaşadığı Şihabist dönem boyunca Feyruz’un müziği, Lübnanlılığın geçirdiği değişimler ekseninde yorumlanacaktır. Daha kapsamlı ve Hıristiyan olmayan Lübnanlıların da dahil edilmeye çalışıldığı bu “modernleşme” sürecinde, Feyruz’un müziğindeki belli başlı temaların nasıl okunabileceği tartışılacaktır. Son olarak Feyruz’un ününün Lübnan sınırlarını aşıp Arapça konuşulan dünyada başlıca öncü bir fenomene dönüşmesi, yine onun eserlerindeki motifler vasıtasıyla ortaya koyulacak ve bunun da esasında Lübnanlılıkla alakalı bir gelenek olduğu ileri sürülecektir.