İletişim Çalışmaları Alanında Uluslararası Araştırmalar IV (International Research in the Field of Communication Studies), Doç. Dr. Elifnur Terzioğlu, Editör, Eğitim Yayın evi grubu, Ankara, ss.150-170, 2025
Giriş
Bilgi iletişim teknolojilerinin (BİT) her geçen gün daha fazla üretilmesi, kullanım şekli, geri dönüşüm sürecine doğru bir şekilde aktarılmaması toplumsal yaşamda değişmelere sebep olmaktadır. Bilgi iletişim teknolojileri kavramı, bilginin baş rol olduğu ve bilginin internet vasıtasıyla iletildiği teknolojiler bütünüdür (Erdoğan ve Bilir, 2002: 50). Bilginin toplanmasında, işlenmesinde, üretilmesinde, depolanmasında, cihazlar arası ilişki kurularak hızlı ve doğru bir şekilde bilgiye erişilmesinde ve bilginin iletilip arşivlenmesinde faydalanılan (Vural, 2008) tüm iletişim ve bilgisayar teknolojileridir (Atılgan, 2006 ). İnternetin yaygınlaşması, mobil cihazların hızla gelişmesi ve dijital medya araçlarının artan etkisi, bilgiye erişimi kolaylaştırmış ve bireyler arası iletişimi hızlandırmıştır. COVID-19 salgını, özellikle BiT sektöründeki ekipmanlara yönelik elektronik talebini artırmıştır (Nayak vd., 2019). Küresel karantina durumu nedeniyle, evden çalışma konsepti neredeyse tüm sektörler tarafından uygulamaya konulmuş, bu da çalışanlara üretken olmaları için bilgisayarlar, tabletler, dizüstü bilgisayarlar ve akıllı telefonlar sağlayarak BİT ürünleri kullanımında büyük bir artışa neden olmuştur. Hızlı teknik ilerleme, ekonomik kalkınma, kentleşme ve tüketicinin elektroniğine yönelik artan talebin yanı sıra fiyatlandırma modelindeki stratejiler, son yirmi yılda büyük miktarda E-atık oluşumuna yol açan başlıca faktörlerdir (Budd vd., 2020). Ancak, bu teknolojik dönüşüm, yalnızca olumlu etkilerle sınırlı kalmamıştır. BİT aygıtları, daha kısa ömürlü toksik maddeler içeren ve kullanım ömürleri sonunda elektronik kalıntıya dönüşen ürünlerdir. BİT ürünü, uygun teknikler kullanılarak çıkarılabilen farklı metal türleri içerir. Cam, alüminyum, kauçuk vb. gibi tehlikesiz maddeler, daha sonra ürün üretmek için endüstrilerde kullanılan uygun yöntemler kullanılarak geri kazanılabilir. Hg, Pb, lityum, Cd, selenyum, krom, nikel vb. gibi toksik maddelerin geri kazanılması için daha hassas bir yönteme ihtiyaç vardır. Tehlikeli maddeler içeren bazı BİT ürünleri pil (Pb, Hg, Cd), CRT'ler (öropiyum, itriyum, Pb), LCD'ler (indiyum kalay oksit), gaz deşarj lambası (Hg) vb.'dir (Khaliq vd, 2014) ve bunların çevreye maruz kalması, insan ve hayvanlar dahil olmak üzere ciddi çevresel kirlilik sorunlarına yol açar (Vishwakarma vd, 2022).Ancak, bu durum aynı zamanda çevresel sürdürülebilirlik açısından ciddi sorunları da beraberinde getirmiştir. Teknolojik cihazların üretimi, kullanımı ve nihayetinde atılması, doğal kaynakların tükenmesine, toprak ve su kirliliğine, biyolojik çeşitliliğin yok olmasına ve insan sağlığına olumsuz etkiler yaratmaktadır.
E-atıkların
yönetimi, dünya genelinde önemli bir çevre sorunu olarak gündeme gelmiştir.
Dünya çapında, milyonlarca ton e-atık üretilmekte ve bu atıkların çoğu geri
dönüştürülmeden doğaya bırakılmaktadır. Elektronik cihazların içeriğinde yer
alan ağır metaller ve zararlı kimyasallar, toprak ve su kaynaklarına karışarak
çevre kirliliğini arttırmaktadır. Bununla birlikte, gelişen geri dönüşüm
teknolojileri ve stratejilerinin yetersizliği, e-atıkların uygun şekilde
yönetilmesini engellemektedir.
Türkiye'de 2019
yılında üretilen e-atık miktarının yaklaşık 847 bin ton olduğu, kişi başı
e-atık üretiminin ise 10 kg civarında gerçekleştiği belirtilmiştir (AGIDYK,
2019). Ayrıca, 2022 yılına ait verilere göre, Türkiye genelinde toplam 109,2
milyon ton atık üretildiği, bunun 29,4 milyon tonunun tehlikeli atıklar olduğu
ifade edilmiştir (AA, 2022).
Yeşil bilişim
(Green IT), bu soruna çözüm arayışında önemli bir rol oynamaktadır. Yeşil
bilişim, bilgi iletişim teknolojilerinin çevresel etkilerini azaltmayı
amaçlayan bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım, enerji verimliliği, çevre dostu donanım
ve yazılım çözümleri, elektronik atıkların geri dönüşümü ve sürdürülebilir
üretim süreçlerini içermektedir. Yeşil bilişim, e-atık probleminin çözülmesinde
kritik bir strateji olarak öne çıkmaktadır. Hem üretim aşamasında daha az
enerji harcayan ve geri dönüştürülebilir materyaller kullanan cihazlar
tasarlanmakta, hem de tüketicilere e-atıkların çevreye zarar vermeden nasıl
geri dönüştürülebileceği konusunda eğitimler verilmektedir (Bagla vd.,, 2022).
Literatürde, yeşil bilişimin, çevreyi koruma ve kaynakları daha verimli kullanma noktasındaki önemi vurgulanmaktadır. Çeşitli araştırmalar, yeşil bilişim uygulamalarının hem çevresel etkileri azaltma hem de ekonomik fayda sağlama potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. Örneğin, enerji tasarrufu sağlamak amacıyla sunucuların daha verimli çalışması ve veri merkezlerinde kullanılan soğutma sistemlerinin iyileştirilmesi, hem karbon ayak izini azaltmakta hem de işletmelere ekonomik anlamda tasarruf sağlamaktadır. Bununla birlikte, yeşil bilişimin yalnızca bireysel ve kurumsal düzeyde değil, aynı zamanda küresel bir perspektifte de ele alınması gerektiği anlaşılmaktadır. Birçok ülke, yeşil bilişim uygulamalarını teşvik etmek için yasal düzenlemeler yapmaya başlamış, ancak bu çabaların daha geniş bir global işbirliği ile desteklenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, e-atıkların yönetimi ve geri dönüşüm konusunda bilinçlendirici politikaların geliştirilmesi için iletişim ve halkla ilişkiler çalışmalarının artırılması büyük önem taşımaktadır (Murugesan,2008).