Temaşa Erciyes Üniversitesi Felsefe Bölümü Dergisi, cilt.25, ss.228-238, 2026 (TRDizin)
Özgürlük problemi felsefe tarihinde farklı disiplinler tarafından ele alınmış temel sorunlardan biridir. Etik gelenek içerisinde çoğu zaman
ahlaki ya da psikolojik boyutlarıyla incelenen özgürlük, genellikle insanın sahip olması gereken üstün bir nitelik olarak değerlendirilmiştir.
Bununla birlikte felsefi antropoloji, özgürlüğün tek bir boyut üzerinden açıklanmasının yetersiz olduğunu ileri sürer. Bu yaklaşım doğrultusunda Max Scheler özgürlüğü insanın varlık yapısıyla ilişkili temel bir özellik olarak ele alır. Scheler’e göre özgürlük ancak kişi olarak
adlandırılan tinsel varlık düzeyinde anlam kazanır. Bu bağlamda düşünür, insanı yalnızca biyolojik ya da psikolojik özelliklerle açıklanabilen
bir varlık olarak değil, değerleri sezebilen ve onlara yönelen tinsel bir varlık olarak değerlendirir. Scheler’in felsefi antropolojisinde Geist
kavramı, insanın doğa yasalarından belirli ölçüde bağımsızlaşmasını ve değerler doğrultusunda eylemde bulunabilmesini mümkün kılan
temel unsurdur. Böylece kişi, değerleri sezme, sevgi aracılığıyla yüksek değerlere yönelme ve sorumluluk üstlenme yetileriyle özgür bir varlık olarak ortaya çıkar. Bu çalışma, Scheler’in felsefi antropolojisi çerçevesinde özgürlük problemini inceleyerek insan özgürlüğünün sadece
etik bir kavram değil, aynı zamanda insanın tinsel yapısıyla ilişkili temel bir varlık özelliği olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır.