İlahi Aşkın Dildeki Yansımaları: Vahiyden Tasavvufa Bir Yolculuk
İtkan Akademik Araştırmalar Dergisi, cilt.3, sa.4, ss.147-166, 2026 (Hakemli Dergi)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 3 Sayı: 4
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.66677/itkan.1918272
- Dergi Adı: İtkan Akademik Araştırmalar Dergisi
- Derginin Tarandığı İndeksler: Index Copernicus
- Sayfa Sayıları: ss.147-166
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- Atatürk Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Bu çalışma, şu temel soruyu incelemektedir: Hz. Muhammed ﷺ Allah’a olan sevgisini nasıl ifade etmiştir ve sonraki zühdî ve sûfî gelenekler bu sevgiyi ifade etmek için nasıl yeni diller geliştirmiştir? Betimleyici, analitik, karşılaştırmalı ve tarihsel yöntemlerden yararlanan bu çalışma; yüceltme, tevazu, özlem ve tam kulluk ile karakterize edilen nebevî duaları analiz etmekte; bunların daha sonra tasavvuf söyleminde öne çıkan açık aşk ve tutku ifadelerinden büyük ölçüde uzak kaldığını göstermektedir. Ardından çalışma, ilk dönemde sevgiyi dua, gözyaşı ve sürekli ibadet yoluyla nasıl ifade ettiklerini, daha sonraki sûfîlerin ise bunu özlem, keşif, vecd ve manevî fenâ gibi sembolik ve şiirsel anlatımlara nasıl dönüştürdüklerini izlemektedir. Çalışma, Hz. Peygamber’in ﷺ ilahi aşkın en mükemmel örneğini temsil ettiğini ve sonraki geleneklerin bu modeli ortadan kaldırmadığını, aksine onun dilini ve sembolik ifade biçimlerini çeşitlendirdiğini ileri sürmektedir. Son olarak çalışma, dinen meşru kabul edilen aşk dilinin sınırları ve manevî tecrübenin sahihliğini değerlendirme ölçütleri hakkında daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu vurgulamaktadır.
This study investigates a central question: how did the Prophet Muḥammad ﷺ articulate his love for God, and how did later ascetic and Sufi traditions develop new languages to express that love? Drawing on descriptive, analytical, and historical methods, the study analyzes prophetic supplications characterized by glorification, humility, longing, and complete servitude, while remaining largely free of the explicit idioms of passion that later became prominent in Sufi discourse. It then traces how early ascetics expressed love through supplication, tears, and sustained prayer, and how later Sufis transformed it into symbolic and poetic registers of longing, disclosure, ecstasy, and spiritual annihilation (fanāʾ). The study argues that the Prophet ﷺ represents the most complete model of divine love, and that later traditions did not replace this model but diversified its language and symbolic expression. Finally, it highlights the need for further inquiry into the limits of religiously permissible love-language and the criteria for assessing the authenticity of spiritual experience.