Terörle Mücadelede Hukuki Perspektifler: Avrupa ve Türk Hukukunda Güncel Tartışmalar, Eryıldız Hüsnü Sefa,Küpe Bahar, Editör, Atatürk Üniversitesi Yayınevi, Erzurum, ss.113-123, 2026
Uluslararası terörizm ve
giderek artan güvenlik tehditleri, bir ülkeden diğerine gönderilen kişi
sayısında önemli bir artışa neden olmuştur. Bu uygulamaların bir ucunda;
devletlerin, suçla itham edilen ya da mahkûm edilen kişilerin yargılanmak üzere
tarafına gönderilmesini talep ettiği bir hukuki süreç olan iade yer alır.
Diğer uçta ise hukuki çerçevenin dışında kalan ve özellikle sorgulama ile
istihbarat toplama amacı güdülerek terör şüphelilerinin gizlice başka ülkelere
veya gizli tesislere transfer edilmesini ifade eden olağanüstü teslim
uygulaması vardır. Bu iki uç tedbirin ortasında bulunan ve vakaların büyük
çoğunluğunu oluşturan uygulama ise ulusal güvenlik gerekçesiyle yabancıların
sınır dışı edilmeleridir. Çalışmamızın konusunu da terör faaliyetlerine
katıldığından şüphelenilen kişilerin sınır dışı edilmeleri oluşturmaktadır.
Ulusal makamlar potansiyel
tehditleri önleme ve kamu güvenliğini tesis etme bakımından yoğun baskı altında
olmalarına karşın sınır dışı uygulamaları ciddi insan hakları ihlallerini
gündeme getirebilmektedir. İşkence ile insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele ve
cezayı mutlak manada yasaklayan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) madde
(m) 3, sınır dışı etme uygulamaları bakımından en önemli hukuki engellerden
birini oluşturmaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), AİHS m. 3’teki mutlak yasağın uygulamaya geçmesinde çok önemli bir paya sahiptir. Ulusal güvenlik için tehdit oluşturduğu düşünülse dahi terör şüphelisi kişilerin kötü muameleye maruz kalacaklarına dair gerçek bir riskin bulunduğu ülkelere sınır dışı edilmeleri AİHS m. 3’ü ihlal eder. AİHM’in bu konudaki katı yaklaşımı, taraf devletlerin terörle mücadele uygulamalarındaki takdir yetkisini daraltmakta ve Sözleşmeye taraf olmanın getirdiği insan hakları merkezli bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır.
Bu çalışmada, terör şüphesi gerekçesiyle sınır dışı etme vakalarında AİHM’in oluşturduğu hukuki çerçeve ve belirlediği yol gösterici ilkeler ele alınacaktır. Mahkemenin değişen güvenlik tehditleri karşısında AİHS m. 3’e ilişkin yorumu ve uygulaması, diplomatik teminatların rolü ve geçici tedbir kararları bağlamında incelenecektir. Böylece en zorlu koşullarda dahi vazgeçilmez hakların korunmasında yargısal denetimin önemi ortaya konulacaktır.
International terrorism and increasing security threats have led to a significant rise in the number of individuals transferred between countries. At one end of these practices lies extradition, a formal legal process where states request the transfer of accused or convicted individuals for prosecution. At the opposite end is extraordinary rendition, which involves the extrajudicial transfer of terrorism suspects to other countries or secret facilities for interrogation and intelligence gathering. Situated between these extremes, and accounting for the vast majority of cases, is the deportation of foreigners on national security grounds. This paper examines the deportation of individuals suspected of involvement in terror-related activities.
Although national authorities are under intense pressure to prevent potential threats and ensure public security, deportation practices can lead to serious human rights violations. Article 3 of the ECHR, which provides an absolute prohibition of torture, as well as inhuman or degrading treatment or punishment, stands as one of the most critical legal safeguards against such practices.
The ECtHR has played a pivotal role in operationalizing the absolute prohibition under Article 3. Deporting terror suspects to regions where they face a real risk of ill-treatment violates Article 3, even if the individual is deemed a threat to national security. The Court’s stringent approach narrows the margin of appreciation for High Contracting Parties in their counter-terrorism efforts and mandates a human rights-centered logic inherent in being a party to the Convention.
This paper discusses the legal framework and guiding principles established by the ECtHR in deportation cases involving terrorism suspects. It examines the Court's interpretation and application of Article 3 in the face of evolving security measures, specifically within the context of diplomatic assurances and interim measures. Ultimately, it underscores the importance of judicial review in protecting indispensable rights, even under the most challenging circumstances.