Hıçkırık Şikayeti İle Başvurup Beyin Sapı Tümörü Tanısı Alan Bir Olgu


Creative Commons License

Kaya Saraçgil M., Aras T.

5.uluslararası doğu pediatri kongresi, Diyarbakır, Türkiye, 25 Eylül 2025 - 28 Temmuz 2026, cilt.2, sa.18, ss.523, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Cilt numarası: 2
  • Basıldığı Şehir: Diyarbakır
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.523
  • Atatürk Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Amaç: Hıçkırık, diafragma ve interkostal kasların istemsiz, aralıklı ve spazmotik kontraksiyonlarıyla karakterizedir.

Genellikle benign bir semptom olarak kabul edilse de, uzun süreli ve dirençli olgularda altta yatan

ciddi patolojilerin araştırılması gerekmektedir. Hıçkırık süresine göre akut ( < 48h), persistan (48h – 1m)

ve inatçı ( > 1m) olarak tanımlanır. Olgumuzda, persistan hıçkırık nedeniyle başvuran ve beyin sapı tümörü

tanısı alan hasta sunulmaktadır.

Olgu Sunumu: 10 yaşında kız, bilinen sistemik hastalığı bulunmamaktadır. 5 gündür aralıklı ataklar halinde

dakikada 40 kez olan ve günde yaklaşık 140 atağa ulaşan, uykuda da devam eden dirençli hıçkırık şikayetiyle

başvurmuştur. Genel durumu stabil, vital bulguları normaldi. Fizik muayenesinde adenoid yüz görünümü

mevcut olup bilateral grade 3 adenoid vejetasyon saptandı. Solunum sistemi muayenesi doğaldı ve yabancı

cisim aspirasyon öyküsü yoktu. Nörolojik muayenesi doğal olup diğer sistem muayenelerinde de özellik

saptanmadı.Laboratuvar incelemelerinde herhangi bir patoloji tespit edilmezken, PA akciğer grafisi ve toraks

BT’de patolojik bulgu saptanmadı. Ancak dirençli hıçkırık ataklarının devam etmesi üzerine beyin ve spinal

manyetik rezonans görüntüleme (MR) yapıldı ve medulla oblongata ile spinal kordun proksimal kesiminde

yoğun kontrast madde tutulumu gösteren bir lezyon tespit edildi. Hastanın yaşı ve lezyonun yerleşimi göz

önüne alınarak pilositik astrositom ön tanısı düşünüldü. Beyin cerrahisi tarafından opere edilen hastanın

postoperatif dönemde hıçkırık şikayetinin gerilediği gözlendi. Çocuk onkolojisi ve beyin cerrahisi tarafından

hastanın takibi devam etmektedir.

Tartışma: Hıçkırık refleksinin, C3-C5 servikal segmentleri, T6-T12 torakal segmentleri ve medulla oblongatada

bulunan solunum merkeziyle ilişkili olduğu bilinmektedir. Bu olguda, beyin sapında yerleşen

tümörün refleksi tetikleyerek persistan hıçkırığa neden olduğu düşünülmüştür. Literatürde, pediatrik hastalarda

dirençli hıçkırığın santral sinir sistemi patolojileriyle ilişkilendirildiği nadir ancak önemli vakalar

olduğu görülmektedir.

Sonuç: Hıçkırık atakları toplumda yaygın olarak görülse de, 48 saatten uzun süren ve dirençli seyreden

olgularda altta yatan organik nedenlerin araştırılması büyük önem taşımaktadır. Dirençli hıçkırığın merkezi

sinir sistemi hastalıkları gibi ciddi patolojilerin habercisi olabileceği unutulmamalıdır.