3rd INTERNATIONAL CONGRESS ON MATH LEARNING DIFFICULTIES, Erzurum, Türkiye, 4 - 06 Eylül 2025, ss.11, (Özet Bildiri)
Bu çalışma, Türkiye’de diskalkuliye yönelik mevcut özel eğitim mevzuatını inceleyerek, yasal çerçevenin güçlü ve zayıf yönlerini ortaya koymayı ve geliştirilmesine yönelik öneriler sunmayı amaçlamaktadır. Çalışmada doküman inceleme yöntemi kullanılmış; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun, Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği, Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu (ÇÖZGER) Yönetmeliği, MEB Ölçme ve Değerlendirme Yönetmeliği ve Yükseköğretim Kurumları Engelliler Danışma ve Koordinasyon Yönetmeliği analiz edilmiştir.Bulgular, diskalkulinin Türk mevzuatında doğrudan adının geçmediğini, ancak “özel öğrenme güçlüğü” başlığı altında değerlendirildiğini göstermektedir. MEB’in tanımlarında özel öğrenme güçlüğü; okuma (disleksi), yazma (disgrafi) ve matematik alanındaki güçlükler (diskalkuli) olarak açıklansa da yönetmelik metinlerinde yalnızca genel çatı kavram yer almaktadır. Hukuki çerçeve, Rehberlik ve Araştırma Merkezi (RAM) tarafından yapılan eğitsel değerlendirme, Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP) hazırlanması, kaynaştırma/bütünleştirme eğitimi ve destek eğitim odası gibi uygulama mekanizmaları ile öğrencilerin eğitim hakkını güvence altına almaktadır.Sınav ve ölçme–değerlendirme süreçlerinde, diskalkuli tanısı olan öğrenciler için ek süre, okuyucu veya işaretleyici desteği gibi uyarlamalar sağlanabilmektedir. Bu haklar, RAM raporu veya ÇÖZGER belgesi ile resmiyet kazanmakta; Yükseköğretimde ise Engelli Öğrenci Birimleri aracılığıyla ölçme–değerlendirme ve materyal uyarlamaları yapılmaktadır. Ancak, il ve okul düzeyinde uygulama standartlarının farklılaşması, uyarlamaların niteliğini ve erişilebilirliğini etkilemektedir.Sonuç olarak, Türkiye’de diskalkuli hukuki olarak özel öğrenme güçlüğü kapsamında korunmakta ve eğitim hakkına erişim için çeşitli yasal mekanizmalar bulunmaktadır. Bununla birlikte, mevzuatta diskalkuliye açık atıf yapılmaması, uygulama standartlarının ulusal düzeyde netleştirilmemesi ve öğretmenlerin diskalkuli pedagojisine ilişkin bilgi eksiklikleri önemli sorun alanlarıdır. Bu nedenle, mevzuata diskalkuliye özgü tanım eklenmesi, ulusal standart uyarlama prosedürlerinin oluşturulması, öğretmenlere yönelik hizmet içi eğitim programlarının yaygınlaştırılması ve erken tanı programlarının geliştirilmesi önerilmektedir.