Çocuk Sahibi Olamayan Kadınlarda Dinî Başa Çıkma Sürecine Yönelik Bir Araştırma


Creative Commons License

Kızılgeçit M., Ekti F. B.

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ, cilt.15, sa.2, ss.557-587, 2026 (TRDizin)

Özet

Toplumumuzda evlenmek ve çocuk sahibi olmak, yaşı uygun olan tüm bireyler 

için gerçekleştirilmesi gereken bir ödev olarak görülmektedir. Evlenmek çocuk sahibi 

olmakla eşleştirilmekte ve dinimizde de evlilik neslin devamı için teşvik edilmektedir. 

Görünürde iyi niyet taşıyan tüm bu beklentiler, istediği halde çocuk sahibi olamayan 

çiftlerde özellikle de infertilitenin kaynağı olarak görülen kadınlar üzerinde büyük bir 

baskıya neden olmaktadır. Bu çalışmanın din psikolojisi alanında daha önce 

çalışılmamış olması araştırmanın özgün değerini oluşturmaktadır. Bu araştırmanın 

amacı, çocuk sahibi olamayan kadınların yaşadıkları dini başa çıkma süreçlerini 

incelemektir. Araştırma nitel araştırma modellerinden olgubilim desenine uygun 

olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini en az üç yıl süreyle, istediği 

halde çocuk sahibi olamayan altı kadın oluşturmaktadır. Literatür taraması 

sonrasında hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formunun uygulanmasıyla elde 

edilen verilerden çeşitli temalar ve kodlar elde edilmiştir. Araştırma sonucunda 

katılımcıların bu yaşam krizinin sonuçlarından erkeklere oranla daha fazla 

etkilendikleri ve çocuk sahibi olmayı mutlu olmakla bağdaştırdıkları görülmüştür.

In our society, getting married and having children is seen as a duty that must 

be fulfilled by all marriageable individuals. Marriage is associated with having 

children, and in our religion, marriage is encouraged for the continuation of the 

generation, but all these seemingly good-intentioned expectations cause great 

pressure on couples who cannot have children despite their desire, especially on 

women who are seen as the source of infertility. The fact that this study has not been 

studied in the field of psychology of religion before constitutes the original value of 

the research. The aim of this research is to examine the religious coping processes of 

women who cannot have children. The research was carried out in accordance with 

the phenomenology pattern, one of the qualitative research models. The sample of the 

study consists of six women who could not have children for at least three years. 

Various themes and codes were obtained from the data obtained by applying the semi-

structured interview form prepared after the literature review. As a result of the 

research, it was seen that the participants were more affected by the results of this life 

crisis than men and they associated having a child with being happy.