23. Uluslararası Spor Bilimleri Kongresi, Erzurum, Türkiye, 1 - 04 Aralık 2025, ss.285-287, (Özet Bildiri)
Bu çalışmanın amacı, fruktozla indüklenen metabolik sendromlu sıçanlarda aerobik egzersiz ve Hippophae Rhamnoides (Yabani İğde) uygulamasının kalp hasarına ve metabolik sendrom parametrelerine karşı potansiyel koruyucu etkilerini değerlendirmektir. Yöntem: Spraque Dawley türü 50 sıçanda kontrol, fruktoz, fruktoz+koşu egzersizi, fruktoz+Hippahae rhamnoides, fruktoz+egzersiz+ Hippahae rhamnoides olmak üzere 5 gruba ayrılmıştır. Fruktoz içme suyu olarak %20 oranında içme suyu içerisinde ve Hippahae rhamnoides 250 mg/kg dozunda oral gavajla 8 hafta uygulanmıştır. Koşu egzersiz grubundaki ratlara haftada 5 gün olmak üzere 8 hafta boyunca koşu bandında yoğunluğu ve süresi artan koşu egzersizi yaptırılmıştır. Çalışma sonunda kan örnekleri ve kalp dokuları analiz edilmiş, kalp dokusunda histopatolojik değerlendirmeler yapılmıştır. Bulgular: Fruktoz uygulaması, kontrol grubuna kıyasla sistolik kan basıncı (SBP), trigliserit (TG), LDL, total kolesterol, glukoz, insülin ve HOMA-IR düzeylerinde anlamlı artış göstermiş ve MetS modeli başarıyla oluşturulmuştur (p<0,05). Kontrol grubuna kıyasla, fruktoz uygulanan grupta NO, VEGF, CKMB, MDA düzeylerinde anlamlı artışlar, SOD ve GSH düzeylerinde ise anlamlı azalışlar gözlemlenmiştir (P <0,05). Egzersiz (EX), Hippophae rhamnoides (HR) ve EX+HR uygulanan gruplarda MetS parametrelerinde fruktozla indüklenen metabolik bozulmalar anlamlı düzeyde iyileşmiş; SBP, lipid profili, glukoz-insülin parametreleri ve kalp hasarını gösteren oksidatif stres belirteçlerinde belirgin düşüşler gözlemlenmiştir (P <0,05). Sonuç: Aerobik egzersiz ve Hippophae rhamnoides uygulamasının, fruktozla indüklenen metabolik sendrom modelinde hem metabolik parametreler hem de kalp dokusuna ilişkin oksidatif stres ve histopatolojik hasar üzerinde anlamlı düzeyde koruyucu ve iyileştirici etkiler sağladığı belirlenmiştir. Bu bulgular, düzenli egzersiz ve bitkisel antioksidan desteğinin metabolik sendroma bağlı kardiyak komplikasyonların önlenmesi ve yönetiminde tamamlayıcı bir tedavi seçeneği olarak değerlendirilebileceğini ortaya koymaktadır.