Kuzeydoğu Anadolu'da Bir Doğrusal Yapı: Sınır Hattı Üzerine Bazı Tespit ve Değerlendirmeler
Turcology research (Online), sa.86, ss.394-417, 2026 (TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: Sayı: 86
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.62425/turcology.1819520
- Dergi Adı: Turcology research (Online)
- Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.394-417
- Atatürk Üniversitesi Adresli: Hayır
Özet
Kuzeydoğu Anadolu’da yer alan Bayburt-Gümüşhane toprakları, Anadolu’yu Kafkasya ve Karadeniz kıyı şeridiyle buluşturan tarihsel bir geçiş koridoru niteliği taşır. Nitekim yörede yürütülen yüzey araştırmaları, bu işlevi doğrular biçimde, kale ve gözetleme kulelerinden höyük, han ve köprülere kadar zengin bir arkeolojik-kültürel envanter ortaya koymuştur. Araştırmalar sırasında tespit edilen arkeolojik bulgulardan biri de büyüklüğü ile dikkat çeken bir doğrusal yapıdır. Kelkit ve Çoruh havzalarını ayıran su ayrım çizgisinin birkaç km doğusundan, Gümüşhane'nin Köse ilçesine bağlı Altıntaş Köyü'nün hemen kuzeyinden başlayarak, Bayburt sınırları içerisinde yer alan Pulur Dağları üzerinde sona eren bu yapı, başlangıcından sonuna kadar yaklaşık 24 km'dir. Özellikle İkindi Tepeleri ve Pulur Dağları üzerinde doğrusal yapının izleri açık bir şekilde görülebilmektedir ancak ovalık arazilerde bu izleri takip edebilmek oldukça güçtür. Kuzey-güney ekseninde uzanan ve ortalama 5 m genişliğinde bir moloz taş yığını şeklinde karşılaşılan yapının, takip edilebilen yüksek araziler üzerindeki kısmı 15 km'dir. Kelkit Havzası'na oldukça kolay bir geçiş imkanı sunan ve doğu-batı ulaşımında bir koridor niteliğindeki Mormuş Ovası ve Gökçedere Vadisi, stratejik birer topografyadır. Bu bağlamda yapı ve etrafında gerçekleştirilen arazi çalışmaları neticesinde, doğrusal yapı ve bununla ilişkili diğer yapıların bir sınır hattını oluşturduğu anlaşılmıştır. Söz konusu sınırın tarihlendirilmesi amacıyla uzun soluklu bir inceleme yürütülmüş; sahadaki benzer mimari özellikler ile seramik buluntular bütüncül olarak ele alınmıştır. Bütüne ait bir parça olduğu anlaşılan bu doğrusal hat, yakın çevresindeki ve muhtemel devamı üzerindeki çeşitli arkeolojik izlerle birlikte değerlendirildiğinde, bu toprakların uzun soluklu bir sınır işlevine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu tespit ışığında Doğu Roma İmparatorluğu'nun sınırlarda İslam orduları ile yoğun mücadeleler verdiği özellikle 7. yüzyıl sonları ve 8. yüzyıl başlarından 11-12. yüzyıllara kadar, zaman zaman önemini kaybetse de bu hattın sınır olarak kullanılmış olduğu anlaşılmaktadır. Dahası Doğu Roma İmparatorluğu'nun sınır yönetimine dair birçok kavramın somutlaştırılması ve örneğinin sunulması bu alanda yeni bir ufuk açmıştır. Bu bağlamda bu çalışma, söz konusu doğrusal yapı temelinde bu sınır hattını aydınlığa kavuşturmayı ve bu konudaki çeşitli tespitleri aktarmayı amaçlamaktadır.
The Bayburt-Gümüşhane territories, situated in Northeast Anatolia, serve as a historical transition corridor connecting Anatolia with the Caucasus and the Black Sea coastline. Accordingly, archaeological surveys conducted in the region have revealed a rich cultural inventory—ranging from castles and watchtowers to mounds, caravanserais, and bridges—confirming this strategic function. Among the archaeological findings identified during these surveys, a linear structure of remarkable scale stands out. This structure originates just north of Altıntaş Village in the Köse district of Gümüşhane, a few kilometers east of the watershed line separating the Kelkit and Çoruh basins. It extends approximately 24 km, terminating on the Pulur Mountains within the provincial borders of Bayburt. While the traces of this linear structure remain clearly visible on the Ikindi Hills and the Pulur Mountains, they are considerably difficult to track across the plains. Extending along a north-south axis and encountered as a rubble-stone accumulation with an average width of 5 meters, the segment of the structure traceable on high terrain spans 15 km. The Mormuş Plain and Gökçedere Valley, which provide easy access to the Kelkit Basin and serve as a corridor for east-west transportation, constitute strategic topographies. Within this framework, field studies conducted on and around the structure have demonstrated that this linear feature and its associated installations formed a formal border line. To date this boundary, an extensive investigation was undertaken, during which similar architectural characteristics and ceramic finds in the field were analyzed holistically. When evaluated alongside various archaeological remains in the immediate vicinity and along its probable extension, it becomes evident that this territory fulfilled a long-standing frontier function. In light of these findings, it is understood that this line served as a frontier from the late 7th and early 8th centuries—a period during which the Eastern Roman Empire engaged in intense struggles against Islamic armies on its borders—until the 11th-12th centuries, despite occasional losses of prominence. Furthermore, the materialization and exemplification of various concepts regarding Eastern Roman frontier management have opened a new horizon in this field. In this context, the present study aims to elucidate this borderline based on the aforementioned linear structure and to convey various scholarly findings regarding the subject.