TÜRK MANYETİK REZONANS DERNEĞİ 30. YILLIK BİLİMSEL TOPLANTISI, Antalya, Türkiye, 15 Nisan - 18 Mayıs 2026, ss.91-93, (Özet Bildiri)
Amaç: Kaiser Skoru (KS), meme MRG’de lezyon karakterizasyonu için geliştirilmiş, BI-RADS sözlüğündeki tanı kriterlerini standart
bir karar ağacı içinde bütünleştirerek 1–11 aralığında sayısal bir malignite olasılığı üreten yarı-kantitatif bir değerlendirme sistemidir [1].
Yakın tarihli bir meta-analizde KS’nin, meme MRG’de malign lezyon
saptamada BI-RADS ile karşılaştırılabilir düzeyde yüksek duyarlılığa
sahip olduğu, buna karşın özgüllük açısından BI-RADS’a üstünlük
sağlayarak gereksiz biyopsileri azaltma potansiyeli taşıdığı gösterilmiştir [2]. Bu özellik, klinik ve görüntüleme bulguları ile maligniteyi taklit edebilen idiopatik granülomatöz mastit (İGM) olgularında,
tanısal değerlendirmeye katkı sağlayabilecek daha objektif ve tekrarlanabilir bir yaklaşım sunabilir. Bununla birlikte, İGM olgularında KS’nin tanısal performansını doğrudan değerlendiren çalışmalar
sınırlıdır. Çalışmamızın amacı; histopatoloji ile doğrulanmış İGM ve
malign lezyonlarda KS performansını karşılaştırarak, İGM–malignite
ayrımındaki tanısal değerini ortaya koymaktır.Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif, tek merkezli tanısal doğruluk
çalışmasına 2022–2026 arasında meme MRG’de BI-RADS 4 olarak
raporlanan, histopatoloji ile doğrulanmış İGM veya malign lezyonu
olan ardışık 70 kadın dâhil edildi (Şekil 1). Değerlendirmeler iki bağımsız gözlemci tarafından yapıldı; gözlemciler arası uyum Cohen’in
kappa katsayısı ile hesaplandı. Nihai analizler, konsensus sonrası
elde edilen ortak kararlar üzerinden gerçekleştirildi. Her lezyon için
marjin, internal kontrastlanma paterni, kinetik eğri tipi ve eşlik eden
ödem varlığı kaydedilerek KS hesaplandı. Ayrıca, literatürle uyumlu
şekilde ADC değerleri ve eşlik eden mamografide mikrokalsifikasyon
varlığı da dikkate alınarak modifiye KS oluşturuldu [3]. İstatistiksel
analizlerde gruplar arası karşılaştırmalar için Mann–Whitney U ve
ki-kare testleri, tanısal performans için ROC analizi kullanıldı.Bulgular: Toplam 70 kadın (İGM: n=36, malign: n=34) çalışmaya dâhil edildi. İGM grubunda yaş ortalaması 39,3±7,05 yıl, malign
grupta 48,4±12,3 yıl olarak saptandı (Tablo 1).
Modifiye KS İGM’de medyan 6 (1–11), malign grupta medyan 8
(5–11) idi (Şekil 2). ROC analizinde, AUC %73,6 (GA %95: %60,9–
%86,3) olup 6,5 eşik değerinde özgüllük %66,7 ve duyarlılık %91,2
bulundu (Şekil 3). Kategorik parametreler açısından, kinetik eğri dağılımı İGM grubunda ağırlıklı olarak persistan (20/36; %55,6) iken
malign grupta daha sık wash-out (15/34; %44,1) ve plateau (14/34;
%41,2) paternleri izlendi (Tablo 3, Şekil 4).Tartışma ve Sonuç: Bu BI-RADS 4 kohortunda KS ve modifiye
KS, İGM ile malignite ayrımında orta düzey ayırıcı performans göstermiştir. İGM ve malign meme lezyonlarının MRG ile ayrımı, klinikte radyologların karşılaştığı en büyük zorluklardan biridir [4–8]. KS,
lezyonları algoritmik olarak mükemmel bir şekilde standartlaştırsa
da, İGM olgularında spikülasyon bulgusunun oldukça sık izlenmesi;
morfolojik heterojeniteye ek olarak kinetik eğride wash-out ve plateau gibi heterojen paternlerin eşlik etmesi, skorlamada olguların geniş
bir aralığa (1–11) dağılmasına ve bazı olgularda yüksek KS değerleri elde edilmesine yol açmıştır [9]. Söz konusu örtüşmeye rağmen,
>=7 eşiği malignite olasılığını artıran pratik bir kesim noktası olabilir (Şekil 3). Bununla birlikte, İGM olgularında medyan KS’nin 6
(BI-RADS 4 düzeyi) olması, bu grupta histopatolojik doğrulamanın
hâlen gerekliliğini koruduğunu göstermektedir (Şekil 2).