Pegem A Yayıncılık, Ankara, 2026
İçinde bulunduğumuz çağda yükseköğretim kurumları çeşitli zorluk
alanlarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Eğitimde teknolojik gelişmelerin,
akreditasyon/değerlendirme standartlarının, işveren ihtiyaç ve beklentilerinin
yanı sıra yeni nesil öğrencilerin farklılaşan özellik, ihtiyaç
ve beklentilerinin yükseköğretim kurumlarının çevresel dinamiklere
uyum sağlayabilmeleri noktasında program geliştirme süreç ve uygulamalarını
yeniden gözden geçirmelerini zorunlu kılmaktadır. Başka bir
ifadeyle gerek yerel gerekse de evrensel ihtiyaçlara duyarlı yükseköğretim
kurumlarının, günümüz VUCA (Volatility, Uncertainty, Complexity
and Ambiguity/Değişkenlik, Belirsizlik, Karmaşıklık ve Muğlaklık)
dünyasında öğrencilerin iş gücü piyasasının dinamik doğasına uyum
sağlayabilmesi noktasında programlarını yeni nesil üniversite anlayışına
uygun olarak güncellemeleri büyük bir önem arz etmektedir. Nitekim
bu bağlamda ilgili alan yazında günümüz eğitim dünyasının küreselleşmesi,
dijitalleşmesi ve hızla değişen atmosferi nedeniyle öğrencileri
günümüz VUCA dünyasının gerektirdiği bilgi, beceri ve yetkinliklere
başka bir ifadeyle küresel ihtiyaç ve beklentiler doğrultusunda geleceğin
mesleklerine hazırlayan çevik (değişen bireysel, sektörel ve toplumsal
ihtiyaç ve beklentilere duyarlı) programların tasarlanmasına vurguda
bulunulmaktadır. Esasen yazılım alanındaki çeviklik hareketinden eğitim
dünyasına uyarlanan çeviklik kavramı, çeşitli ülke ve disiplin alanından
bir araya gelen CDIO (Conceive, Design, Implement, Operate/
Kavramlaştır, Tasarla, Uygula, İşlet) öğrenme topluluğu tarafından
düzenlenen oturumlar serisiyle program perspektifi açısından yeni bir
kavramsal çerçeveye kavuşmuştur. Bu kavramsal çerçevede program
çevikliğinin; duyarlı bir şekilde organize edilen, gerektiğinde dinamik
eğitim içeriğinin oluşturulmasına izin veren ve bu içeriği farklılaşan
öğrenci özellik ve ihtiyaçlarına göre bireyselleş(tir)me temelinde esnek
bir yaklaşımla sunan bir eğitim yapısından oluştuğu görülmektedir. Bütüncül
bir bakış açısıyla değişime uyum sağlamanın söz konusu olduğu
program çevikliği kavramıyla yalnızca değişime yanıt verebilme yeteneğine
değil, aynı zamanda eğitimsel yenilikleri, program değişikliklerini
ve kurumsal dönüşümleri öngörebilme yeteneğine de odaklanılmaktadır.
Böylece öğrenme etkinlik ve çıktılarını zamanında değiştirme kapasitesine sahip olan çevik programlar, öğrenci özellik ve ihtiyaçlarındaki
değişikliklerin yanı sıra sektörel ve toplumsal değişikliklere de duyarlı
ve uyarlanabilir olabilmektedir. Ayrıca bu kavramla öğrencilerin bireyselleştirilmiş
programlara ilişkin ihtiyaç ve beklentilerine -zamanındauygun
yanıtların verilebilmesinin yanı sıra (mevcut ve olası) toplumsal
sorunların çözümüne katkı sağlayabilecek ileri görüşlü mezunların yetiştirilmesi
de amaçlanmaktadır.
Sonuç olarak bireysel, sektörel ve toplumsal ihtiyaçların yanı sıra
içinde bulunduğumuz çağda ortaya çıkan gelişme ve zorluklara etkili
bir şekilde yanıt verebilme bağlamında her geçen gün artan bir öneme
sahip olan program çevikliği kavramı; “program(lar)ın ilgili kurumsal
yapılarının yanı sıra öğrenme çıktıları, faaliyetleri ve değerlendirmelerinin
zamanında ve proaktif bir şekilde uyarlanarak toplumsal, sektörel
ve bireysel özellik ve ihtiyaçlarda meydana gelen değişikliklere karşı duyarlı
olunması” olarak tanımlanmaktadır. Epistemolojik dönüşümün
yaşandığı postmodern dünyada yükseköğretim kurumlarının değişikliklere
hızlı ve anlamlı bir şekilde yanıt verebilmelerinin ötesinde bu
değişiklikleri öngörebilmelerini sağlayan çevik eğitim programlarının,
sürdürülebilir kalite ve inovasyon bağlamında 21. yüzyıl dünyasındaki
eğitim trendlerine yön veren yeni nesil üniversitelerin geliştirilmesine
katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Nitekim bu bağlamda günümüz
VUCA dünyasında proaktif bir strateji olarak nitelendirilen program
çevikliği kavramının yükseköğretim çerçevesinde ele alındığı bu kitap
kapsamında, yükseköğretim kurumlarının 21. yüzyıl ve sonrasında
hızla değişen koşullara nasıl uyum sağlayabilecekleri noktasında kendi
programlarının ne kadar çevik olduğu ya da kendi özel bağlamları içerisinde
ne kadar çevik olabileceği ve program çevikliklerini geliştirme
noktasında nasıl bir yol izlemeleri gerektiğine ilişkin yeni içgörüler kazanmaları
amaçlanmaktadır.