4. INTERNATIONAL PARIS SCIENTIFIC RESEARCHES AND INNOVATION CONGRESS, Paris, Fransa, 13 - 14 Aralık 2025, ss.499-514, (Tam Metin Bildiri)
Özet
Küresel ölçekte artan kentleşme, iklim değişikliğine
bağlı çevresel riskler ve gıda tedarik zincirlerinde gözlenen kırılganlıklar,
kentlerin sürdürülebilirlik ve dirençlilik politikalarını yeniden düşünmesini
gerektirmektedir. Kentsel tarım, bu bağlamda yalnızca alternatif bir üretim
biçimi değil; ekosistem hizmetlerini destekleyen, yeşil altyapının
fonksiyonelliğini artıran ve toplumsal katılımı güçlendiren çok boyutlu bir
doğa tabanlı çözüm olarak önem kazanmaktadır. Yağmur suyu yönetimi, kentsel ısı
adası etkisinin azaltılması, karbon depolama kapasitesinin artırılması ve kent
içi biyolojik çeşitliliğin desteklenmesi gibi ekolojik katkılar, kentsel
tarımın yeşil altyapıya entegre edildiğinde ortaya çıkan temel işlevlerdir.
Bunun yanı sıra topluluk bahçeleri, çatı çiftlikleri ve dikey tarım
uygulamaları; sağlıklı gıdaya erişim, sosyal etkileşim, çevresel farkındalık ve
yerel ekonomi üzerinde olumlu etkiler yaratmaktadır.
Bu çalışma, kentsel tarımı doğa tabanlı çözümler
perspektifiyle ele almakta ve farklı coğrafyalardan seçilmiş iyi uygulama
örnekleri üzerinden kavramsal ve uygulamalı bir değerlendirme sunmaktadır.
Uzakdoğu’dan Tokyo’daki yoğun kent dokusu içinde geliştirilen tarım
teknolojileri; Avrupa’dan Berlin’de topluluk temelli bahçecilik modelleri;
Amerika’dan New York’ta çatı tarımı örnekleri kentsel tarımın
ölçeklenebilirliğini ve çok işlevliliğini ortaya koymaktadır. Türkiye
bağlamında ise İzmir’deki kent bahçeleri ve yerel gıda politikaları, kentsel
tarımın iklim uyum stratejilerine ve kentsel sürdürülebilirlik hedeflerine
entegrasyonu açısından önemli bir örnek sunmaktadır.
Sonuç olarak kentsel tarım, yeşil altyapı ile
bütünleştiğinde kentlerin ekolojik ve sosyal dayanıklılığını artıran, maliyet
etkin, uygulanabilir ve çok işlevli bir araç olarak değerlendirilebilir. Bu
potansiyelin güçlendirilmesi için politika uyumu, mekânsal planlama, yönetişim
modellerinin geliştirilmesi ve katılımcı süreçlerin kurumsallaştırılması
gerekmektedir.
Anahtar kelimeler: Kentsel tarım, yeşil altyapı, doğa tabanlı çözümler, kentsel dirençlilik, ekosistem hizmetleri, topluluk bahçeleri, sürdürülebilir kentleşme
Abstract
Rapid urbanisation,
increasing climate variability and growing vulnerabilities in global and local
food supply chains have compelled cities to reconsider their strategies for
sustainability and resilience. Within this context, urban agriculture has
gained renewed significance not merely as an alternative mode of food
production but as a multifunctional nature-based intervention that enhances
ecosystem services, strengthens green infrastructure, and supports social
well-being. When integrated into urban green infrastructure, urban agriculture
can contribute to stormwater regulation, mitigation of the urban heat island
effect, carbon sequestration, soil regeneration and the enhancement of urban
biodiversity. Simultaneously, community gardens, rooftop farms and emerging
vertical cultivation systems foster environmental awareness, social cohesion
and equitable access to healthier food environments.
This paper examines
urban agriculture through the lens of nature-based solutions, drawing on
international examples to illustrate diverse implementation pathways. Case
studies from Tokyo, Berlin and New York highlight the ecological performance,
governance models and socio-spatial implications of different urban agriculture
systems. The Turkish context is represented by İzmir’s urban garden initiatives
and local food policies, which demonstrate the potential for integrating urban
agriculture into climate adaptation strategies and broader urban sustainability
agendas.
Overall, the findings
indicate that when embedded within green infrastructure frameworks, urban
agriculture serves as a cost-effective, adaptable and multifunctional
instrument for enhancing urban resilience. The paper argues that effective
integration requires coherent policy development, spatial planning alignment,
supportive governance structures and institutionalised participatory processes.
Accordingly, urban agriculture emerges as a strategic component of nature-based
urban transformation, offering long-term ecological and social benefits.
Keywords: Urban agriculture; green infrastructure;
nature-based solutions; urban resilience; ecosystem services; community
gardens; sustainable urbanisation