Çizgi, Konya, 2024
Önsöz Sadece Alman edebiyatında değil; dünya edebiyatında da önemli bir yer edinen 23 Şubat 1899 Dresden doğumlu Erich Kästner, 29 Temmuz 1974 tarihinde Münih’te hayata veda etmiştir. 75 yaşında hayatını kaybeden Erich Kästner, dünya edebiyatını etkileyen çok sayıda edebi esere imza atmıştır. Erich Kästner ‘in farklı türlerde verdiği eserleri birçok disiplin tarafından incelenmiş ve önemli çalışmalara kaynaklık etmiştir. Dolayısıyla Erich Kästner üzerine çok sayıda bilimsel çalışma yapılmış, halen de eserlerine ilişkin farklı çalışmalar yapılmaktadır. Farklı disiplinler tarafından araştırılmaya değer görülen Kästner’in bu özelliği ise kaleme aldığı eserlerinin birçok kitleye hitap edebilmesi özelliği ile ilintilidir. Erich Kästner, yalnızca Alman edebiyatının değil, aynı zamanda dünya edebiyatının en önemli yazarlarından biri olarak, 20. yüzyılın ikinci yarısında çocuklardan yetişkinlere kadar geniş bir okur kitlesine hitap etmiştir. Farklı yaş gruplarına yönelik eserleriyle tanınan Kästner, aynı zamanda toplumsal olayları ve bireysel yaşamları derinlemesine ele alan yazılarıyla da dikkat çekmiştir. Eserleri, insana dair evrensel temalar, mizahi dil ve keskin gözlemleriyle kendine özgü bir yer edinmiştir. Bu kitap, Erich Kästner'in hayatını, edebiyatını ve toplumsal etkilerini daha derinlemesine anlamak amacıyla yazılmıştır. Yazarın eserlerinde kullandığı dilin inceliklerinden, çocuk edebiyatındaki yenilikçi yaklaşımına kadar geniş bir yelpaze ele alınır. Ayrıca, Kästner'in kişisel yaşamına ve dönemin politik iklimine dair önemli detaylara da ışık tutulur. Bu bağlamda, onun eserlerini sadece birer çocuk hikâyesi olarak değil, aynı zamanda döneminin sosyo-politik yapısını eleştiren ve insanın varoluşsal mücadelesini sorgulayan metinler olarak da değerlendirilir. Kästner’in eserleri, sadece geçmişin izlerini taşımakla kalmayıp, aynı zamanda günümüz dünyası için de geçerli birer sosyo-politik yorum sunmaktadır. Onun edebiyatı, bireysel özgürlüğün, insan haklarının, toplumsal adaletin ve ahlak sorumluluğunun önemini vurgulayan bir özdeştir. Bu kitap, Erich Kästner'in eserlerine dair kapsamlı bir bakış sunarak, bu değerlere olan bağlılığını, eserlerindeki insancıl mesajları, onun sanatsal mirasını ve edebiyat dünyasına katkılarını derinlemesine keşfeder. Germanistler olarak ölümünün 50. yılının anısına “Erich Kästner Aramızda Ölümünün 50. Yıl Dönümünde Erich Kästner” başlıklı kitabımızı Erich Kästner’e bir borç olarak görmekteyiz. Bu anlamda kitaba katkı sunan her bir yazarın araştırmasına ilişkin kısa bilgiler aşağıda yer almaktadır. Prof. Dr. Ahmet Uğur NALCIOĞLU, “Erich Kästner’in “Topların Çiçek Açtığı Toprakları Bilir misin? ve “Noel ŞarkısıKimyadan Arındırılmış” adlı şiirlerinde Toplum Eleştirisi” başlıklı çalışmasında Kästner’in söz konusu bu iki şiir üzerinden toplumsal eleştiriyi derinlemesine ele alır. Her iki şiir de dönemin politik ve toplumsal yapısını sorguladığından, Nalcıoğlu, savaşın ve insani değerlerin yok oluşunun bireyler üzerindeki etkilerini açıklamaya çalışır. Prof. Dr. Ahmet Uğur NALCIOĞLU, kaleme aldığı “Siyasi Yönüyle Erich Kästner” adlı bir diğer çalışmasında ise Erich Kästner’in siyasi bakış açısını, eserleri üzerinden ele alarak, onun yazınsal mirasının yalnızca bir edebiyatçı olarak değil, aynı zamanda bir toplum eleştirmeni ve siyasi düşünür olarak önemini ortaya koymayı amaçlar. Kästner’in yazın kariyerinin başlangıcından itibaren, toplumun adalet, özgürlük ve eşitlik gibi temel değerlerindeki bozulmalarla nasıl yüzleştiğini, faşizm, savaş ve kapitalizmin etkilerine karşı nasıl bir duruş sergilediğini detaylı bir biçimde ortaya koyar. Dr. Öğr. Üyesi Davut DAĞABAKAN ve Prof. Dr. Ahmet SARI, “Kriegsthematik in Erich Kästners Kinderbüchern” adlı çalışmalarında savaş dönemlerinde, özellikle faşizmin baskısı, sansür ve yazma yasakları altında bir iç göçmen olarak sessiz kalmayan, bildiği gerçekleri edebiyatın çeşitli biçimleriyle dile getiren Kästner’in bilinen yedi ünlü çocuk eserinde savaşın nasıl yer aldığını incelerler. Kästner'in çocuk romanlarında savaş teması var mıdır? Savaş teması onun şiirlerinde ve kuramsal yazılarında nasıl bu kadar açık bir biçimde ortaya çıkar ve çocuk edebiyatında nasıl bu kadar kapalı ve anlaşılması güç bir dile dönüşür? Çocuk edebiyatında iktidar sahibi olan tüm kurum, örgüt ve kişiler bir bakıma faşist baskının sembolleri midir? sorularını ele aldıkları eserler üzerinden sorgularlar. Arş. Gör. Ebrar KÖSEOĞLU, “Erich Kästner’in Hayvanlar Toplantısı Kitabında Sosyolekt Analizi” adlı çalışmasında hayvanlar üzerinden yapılan toplumsal eleştiriyi merkez noktasına alır. İnsanların başlattığı acımasız savaşı durdurmaya çalışan büyük bir grup hayvanın gerçekleştirdiği konferansı konu alan eseri analiz ederek, eserde yer alan hayvan figürlerinin kullandıkları dili sosyolekt açıdan inceler. Sosyolekt, toplumsal bir grubun kendine ait dil özelliklerini ortaya koyar. Her bir hayvan karakterinin kendine özgü konuşma biçimleri karakteristik özellikleriyle bağlantılı olduğu düşüncesinden hareketle, liderlik görevindeki hayvanların kullandığı dilin daha ciddi bir şekilde iken masum hayvanların kullandığı dilin daha sade ve barışçıl olduğunu tespit eder. Çocuklar ve yetişkinler için farklı bakış açıları sunan bu eserin, dil kullanımı aracılığıyla önemli toplumsal mesajlar verdiğinin altını çizer. Prof. Dr. Fatma Öztürk DAĞABAKAN ve Dr. Öğr. Üyesi Davut DAĞABAKAN, “Sprache als sozialer Marker: Die Darstellung von sozialen Identitäten und Klassen in Erich Kästners Emil und die Detektive “adlı çalışmalarında Kästner’in “Emil ve Dedektifler” adlı eserini dilin toplumsal bir belirteç olarak işlevini incelerler. Kästner'in eserlerinde dilsel özelliklerin toplumsal kimlikleri ve sınıfları nasıl temsil ettiği ve karakterlerin karakterize edilmesine nasıl katkıda bulunduğu sorusuna odaklanırlar. Yaptıkları incelemede sosyolinguistik teorilerden yararlanarak dilin toplumsal farklılaşmanın bir aracı olarak nasıl işlev gördüğünü ortaya koyarlar. Ayrıca Kästner'in dili hedefli kullanımıyla toplumdaki sosyal yapıları ve ilişkileri nasıl yansıttığı gösterirler. Dil farklılıklarının, lehçelerin ve konuşma dilinin toplumsal kimliklerin inşasında nasıl kullanıldığını inceleyerek, Kästner'in sadece dili bilinçli bir şekilde kullanarak toplumsal dinamikleri yakalamadığı aynı zamanda toplumsal hareketlilik ve kişilerarası uyum gibi yönleri de ele aldığı sonucuna varırlar. Arş. Gör. Dr. Kübra Çavuş, “Charlie’nin Çikolata Fabrikası” ve “Uçan Sınıf” Eserlerinde Absürtlüklerin Karşılaştırılması” adlı çalışmasında Roald Dahl’ın “Charlie’nin Çikolata Fabrikası” ve Erich Kästner’in “Uçan Sınıf” adlı eserlerinde öğelerin farklı işlevlerde kullanıldığını tespit ederek karşılaştırma yapar. Dahl’ın eserinin, fantastik ve sürreal unsurlarla zenginleştiğini, Kästner’in eserinin ise gerçekçi bir çerçevede, ancak çocukların hayal gücünden doğan absürtlükleri içerdiğini belirtir. Her iki eserin de absürtlüğü, çocukların dünyasına özgü bir özgürlük, eleştirel bakış ve yaratıcılık alanı olarak konumlandırdığını ifade eder. Söz konusu eserlerdeki absürtlüklerin yapısal, tematik ve işlevsel farklarını karşılaştırarak, bu öğelerin çocuk edebiyatındaki yerinin ve anlamının nasıl şekillendiğini ortaya koyar.Doç. Dr. Merve KARABULUT, “Erich Kästner’in İnsanlığın Mantık Yürütmeye Zorlandığı Eseri: ‘‘Die Konferenz der Tiere/Hayvanlar Toplantısı”” adlı çalışmasında Erich Kästner’in “Die Konferenz der Tiere/Hayvanlar Toplantısı” adlı eserini toplumsal ve mizahi yönden ele alarak, hayvanların insanlardan daha akılcı ve mantıklı hareket ettiklerini belirtir. Alegorik bir hikâye olarak nitelendirilen bu eserdeki evrensel değerlere dikkat çekerek, eserin toplumsal ve siyasal durumun bir eleştirisi olduğunu gösterir. Savaş karşıtı bir yazar olarak nitelendirilen Kästner’in bu eserinin sadece bir çocuk kitabı olmadığının, bunun da ötesinde derin toplumsal ve felsefik mesdatlar taşıdığının altını çizer. Editör Doç. Dr. Merve KARABULUT