Evli bireylerin bağlanma stilleri psikolojik iyi oluşları ve evlilik uyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2016

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Aynur KARABACAK

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Muhammed ÇİFTÇİ

Özet:

Bu araştırmada evli bireylerin bağlanma stilleri psikolojik iyi oluşları ve evlilik uyumları arasındaki ilişki ele alınmıştır. Ayrıca evli bireylerin evlilik uyumları cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, çalışma durumu ve gelir düzeyi değişkenleri açısından incelenmiştir. Araştırma ilişkisel modele uygun olarak yapılmıştır. Araştırma Erzurum il merkezi ve merkeze bağlı ilçelerde (Aziziye, Palandöken, Yakutiye) yaşayan 441 evli birey üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, Evlilikte Uyum Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, evlilik uyumu alt boyutları olan anlaşma ve ilişki tarzı ile bağlanma stillerinin alt boyutu olan kaçınma arasında negatif yönlü anlamlı ilişkiler olduğu bulunmuştur. Anlaşma ile bağlanma stillerinin kaygı alt boyutu arasında negatif yönlü anlamlı ilişki olduğu görülürken, ilişki tarzı ile kaygı arasında negatif yönlü anlamsız bir ilişki olduğu görülmüştür. Anlaşma ve ilişki tarzı ile psikolojik iyi oluş arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler olduğu saptanmıştır. Ayrıca kaçınma ile psikolojik iyi oluşun anlaşma ve ilişki tarzını anlamlı düzeyde yordadığı bulunurken kaygı alt boyutunun anlamlı bir yordayıcı olmadığı bulunmuştur. Bununla birlikte evli bireylerin anlaşma alt boyutundan aldıkları puanların cinsiyetlerine göre anlamlı olarak farklılaştığı görülürken, ilişki tarzı alt boyutunun cinsiyete göre anlamlı olarak farklılaşmadığı görülmüştür. Anlaşma ve ilişki tarzı alt boyutlarından elde edilen puanların öğrenim durumu ve gelir düzeyi değişkenlerinin göre anlamlı düzeyde farklılaştığı görülürken yaş ve çalışma durumu değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.