Göğüs duvarı tümörleri ve cerrahi yaklaşımlar


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SEVDE NUR KIRIMLI

Danışman: Yener AYDIN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Göğüs duvarı tümörleri ve cerrahi yaklaşımlarının retrospektif incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Toplam 170 göğüs duvarı tümörlü hastanın verileri incelendi. Hastaların yaşı, cinsiyeti, klinik bulguları, kitlenin yerleşim yeri, kitlenin boyutu, histopatolojik tanısı, rezeksiyon ve rekonstrüksiyon yöntemi, postoperatif komplikasyonları, hastanede kalış süreleri, postoperatif kemoterapi ve radyoterapi tedavileri, takip süreleri, nüks oranları ve sağ kalımları retrospektif olarak incelendi. Bu parametrelerden herhangi birine ulaşılamayan 16 hasta çalışma dışında bırakıldı. Çalışmamız 154 hasta ile tamamlandı. Bulgular: Erkek hastalar (n=92, %59,7) , kadın hastalardan (n= 62, % 40,3) daha fazlaydı. Çalışmaya dahil edilen hastaların yaş ortalaması 42,39±19,44 yıl ve 1-84 yıl idi. En sık geliş şikayeti şişlik (n=93, %60,3) ve ağrı (n=84, %54,5) idi. Göğüs duvarı tümörlerinin en sık yerleşim yeri sağ göğüs duvarı (n=72, %46,7), en az yerleşim yeri ise arka orta hattı (n=3, %2). Hastaların %37,6'sında (n=58) yapılan cerrahi yöntem yumuşak doku eksizyonu idi. Hastaların büyük çoğunluğunda (n=134, %87) rekonstrüktif materyal kullanım gereksinimi görülmemiştir. Hastaların %52'sinin benign ve %48'inin malign göğüs duvarı tümörü olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte bu tümörlerin %62,3'ünün (n=96) yumuşak doku kökenli ve %37,6'sının (n=58) kemik kıkırdak kökenli olduğu görülmüştür. Benign tümörler içerisinde yumuşak doku kökenli olarak en sık lipom (n=12, %8,5), kemik kıkırdak kökenli olarak kondrom (n=9, %5,7) ve fibröz displazi (n=9, %5,7) tespit edilmiştir. Malign göğüs duvarı tümörleri içerisinde yumuşak doku kökenli olarak en sık malign mezenkimal tümör (n=6, %3,8) ve lenfoma (n=6, %3,8), kemik kıkırdak kökenli olarak ise kondrosarkom (n=7, %4,5) tespit edilmiştir. Hastaların büyük çoğunluğunda (n=147, %95,5) postoperatif komplikasyon görülmemiştir. Hastaların %74,4'üne (n=115) herhangi bir postoperatif tedavi başlanılmamıştır ve %83,7'sinde (n=129) nüks görülmemiştir. Sonuç: Göğüs duvarı tümörleri nadir görülmekle birlikte vakalarda yıllar içinde artış görülmektedir. Hastaların tedavisi ve hastalıkların yönetimi multidisipliner bir yaklaşım gerektirmektedir. Tedavi ve takibin niteliği primer ve metastatik göğüs duvarı tümörleri açısından oldukça önem arz etmekte, rekonstrüksiyon yöntemleri ve kullanılan materyaller de tedavide git gide önemi artan bir yere sahip olmaktadır.