Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarım Ekonomisi, Türkiye
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Tuba İşleyen
Danışman: Atilla Keskin
Özet:
Bu
araştırma, tarımda dijitalleşmenin tarımsal yapı üzerindeki teknik, ekonomik ve
sosyal etkilerini bütüncül bir çerçevede incelemeyi amaçlamaktadır. Dijital
tarım, Tarım 4.0, akıllı tarım, hassas tarım ve bilgi-iletişim teknolojilerinin
(BİT) yaygınlaşması, tarımsal üretimi yalnızca teknik açıdan dönüştürmekle
kalmamakta; aynı zamanda üretim ilişkilerini, ekonomik sürdürülebilirliği ve
kırsal toplumsal yapıyı yeniden şekillendirmektedir. Ancak mevcut literatürde
bu etkilerin çoğunlukla parçalı biçimde ele alındığı görülmektedir. Bu çalışma,
dijitalleşmenin tarımsal yapıyı yeniden ölçeklendiren, yeniden örgütleyen ve
yeniden tabakalaştıran bir dönüşüm süreci olduğunu ortaya koymayı
hedeflemektedir.
Araştırma,
PRISMA 2020 rehberi doğrultusunda tasarlanan betimsel bir sistematik derleme
niteliğindedir. 2000–2025 dönemini kapsayan literatür taraması; Web of Science,
Scopus, TR Dizin, DergiPark, Google Scholar ve YÖK Ulusal Tez Merkezi veri
tabanlarında gerçekleştirilmiştir. Çok aşamalı eleme süreci sonucunda
belirlenen ölçütleri karşılayan 40 çalışma analiz kapsamına alınmıştır. Dâhil
edilen çalışmaların yöntemsel ve bağlamsal heterojenliği nedeniyle analiz
sürecinde anlatımsal sentez yöntemi benimsenmiştir.
Elde
edilen bulgular, tarımda dijitalleşmenin teknik açıdan görece tutarlı ve güçlü
etkiler ürettiğini; verimlilik artışı, girdi kullanımında optimizasyon ve karar
destek süreçlerinin iyileştirilmesi gibi çıktılar sunduğunu göstermektedir.
Buna karşılık ekonomik etkilerin heterojen olduğu, özellikle küçük ölçekli
işletmeler açısından yatırım maliyetleri ve finansmana erişim sorunlarının
belirleyici olduğu görülmektedir. Sosyal etki boyutunda ise dijital
okuryazarlık, eğitim düzeyi ve işletme ölçeğine bağlı olarak belirgin bir
dijital bölünme riski ortaya çıkmaktadır.
Sonuç
olarak bu tez, tarımda dijitalleşmenin yalnızca teknik bir yenilik süreci
değil; ekonomik ve sosyal boyutlarıyla birlikte ele alınması gereken yapısal
bir dönüşüm olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda kapsayıcı, çok boyutlu ve duruma
özgü politika tasarımlarının önemi vurgulanmaktadır.