Üçüncü Basamak Psikiyatrik Tedavi Merkezinde Psikoz Tedavi Yaklaşımları-Retrospektif, Kesitsel Bir Farmakoepidemiyoloji Çalışması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ECE DAĞDEMİR
Danışman: Hacer Akgül Ceyhun
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Psikotik bozukluk, insanın kişilerarası ilişkilerden ve gerçeklerden uzaklaştığı; düşünce, duygu ve davranışlarda önemli bozulmaların görüldüğü ağır bir ruhsal bozukluk olup; antipsikotikler, primer psikotik bozuklukların tedavisinde birinci sıra tedavi seçeneğidir. Psikotik bozuklukların tedavisinde antipsikotiklere ek olarak duygudurum düzenleyiciler, antidepresanlar ve çeşitli güçlendirme tedavileri de kullanılmaktadır. Farmakoepidemiyolojik çalışmalar ile geniş bir popülasyonda bir ilacın kullanımı ve etkileri araştırılır. İlaçların, bir popülasyonda neden, ne zaman, nasıl ve nerede kullanıldığı ile ilgili sorulara farmakoepidemiyolojik çalışmalar ile yanıt aranır. Çalışmamız tanımlayıcı, kesitsel ve retrospektif farmakoepidemiyolojik bir çalışma olup; psikotik bozukluk tanısı ile yatarak tedavi gören hastaların tedavilerinin demografik verilere göre dağılımına, polifarmasi oranlarına, yan etkilere dair verileri içermektedir. Bu çalışmada, riskli populasyonların belirlenerek doğru ve etkin tedavilerin planlanmasına katkıda bulunmak, hastanemizde yıllar içerisinde değişen antipsikotik monoterapi, güçlendirme ve polifarmasi tedavilerinin kullanım eğilimlerini belirlemek ve ilgili konularda literatüre katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Yöntem: Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniği'nde 2001-2021 yılları arasında Şizofreni Açılımı Kapsamında ve Psikozla Giden Diğer Bozukluklar tanı grubu içinde yer alan tanılardan biri ile yatarak tedavi görmüş olan hastalara ait olan ve çalışmaya dahil edilen 1241 yatış dosyası ve tekrarlayan yatışlar hariç tutulduğunda dahil edilen 934 hasta geriye dönük olarak incelendi. İncelenen hasta dosyalarından edinilen özgeçmiş-soygeçmiş verileri, komorbiditeleri, hastalık ile ilgili klinik süreç bilgileri, kesin tanısı, kullanılan tedavi yaklaşım türleri, ortaya çıkan yan etkiler ve yıllar içindeki değişimleri gibi bilgiler sosyodemografik veri formuna kaydedilip SPSS ile analiz edildi. Bulgular: Çalışmamıza dahil edilen 934 hastanın 334 (%35,8) tanesi kadın, 600 (%64,2) tanesi erkekti ve hastaların yaş ortalaması 34,42±11,29 olarak saptandı. Çalışmamıza dahil edilen hasta (%48,2) ve yatış dosyalarında (%49,1) en çok saptanan tanı şizofreni, bu 403 Şizofreni tanılı hastanın %63,3'ünün doğum mevsiminin de kış ve ilkbahar olduğu gözlendi. Ailede psikiyatrik hastalık öyküsünün tanılara göre dağılımını incelediğimizde şizoaffektif bozukluk tanılı hastaların yakınlarında "psikotik bozukluk, bipolar affektif bozukluk ve mental retardasyon" tanılarından birinin bulunma oranı çalışmamızdaki diğer psikotik bozukluk tanılı hastalara göre anlamlı olarak daha yüksek görüldü. Çalışmamıza dahil edilen psikotik bozukluk tanılı hastalarda işitme engeli olanların oranı %1,1 olarak bulundu. Tüm hastalar içinde sigara kullananların oranı %45,6 idi. Çalışmamızda hastaların %13,9'unda en az bir psikoyatrik komorbidite bulunduğu ve komorbid MDB görülme oranı %1,9 olduğu gözlendi. Sanrılı bozukluk tanılı hastalarda komorbid MDB oranının, şizofreni tanılı hastalarda ise komorbid OKB görülme oranının diğer tanı gruplarına göre anlamlı olarak yüksek olduğu saptandı. Çalışmamızda en çok gözlemlediğimiz psikiyatrik komorbidite MR olurken, tüm hastalar içerisinde komorbid MR görülme oranı %6,5, şizofreni hastalarında ise %7,1 olarak saptandı ve şizofreni tanılı hastalarda komorbid MR görülme oranı anlamlı olarak diğer tanılardan yüksek gözlendi. Hastaların ilk psikotik belirti yaş ortalaması 25,02±9,25 olarak saptandı ve sanrılı bozukluk hastalarında diğer tanı gruplarına göre anlamlı olarak daha yüksekti. Çalışmaya dahil edilen 1241 yatış dosyasının verilerine göre polifarmasi %38 oran ile en çok tercih edilen tedavi şekli olarak saptandı ve polifarmasi kullanım oranı erkek hastalar ile 55-65 yaş grubundaki hastalarda anlamlı olarak daha yüksek bulundu. Polifarmasi grubundaki en çok kombinasyon türü %52,5 ile atipik antipsikotiklerin kombinasyonu şeklindeydi. Çalışmamızda atipik antipsikotikler tipik antipsikotiklere göre daha fazla tercih edildiği, %95,2'sinde klinik takip süresince en az bir atipik antipsikotik kullanıldığı ve erkek hastalarda tipik antipsikotik kullanımı kadınlara göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu saptandı. Çalışmamızdaki hastalarda en çok kullanılan antipsikotikler olanzapin (%33), risperidon (%27,9) ve ketiapin (%19,6) olarak gözlendi. Depo antipsikotik kullanım oranı %38,8, depo antipsikotiklerin en çok tercih edildiği tanı grubu ise %43,9 ile şizofreni grubundaki hastalardı ve kısa psikotik bozukluk ve şizofreniform bozukluk tanı grubunda depo antipskotik kullanımı anlamlı olarak daha düşük, komorbid alkol-madde kullanım bozukluğu olanlarda anlamlı olarak daha yüksek saptandı. Çalışmamızda en çok kullanılan depo antispikotik %17,5 ile bir aylık paliperidon UEA olup; şizofreni hastalarında diğer tanı gruplarına göre bir aylık paliperidon UEA kullanımı anlamlı olarak yüksekti. Çalışmamıza dahil edilen yatış dosyalarında güçlendirme uygulanan hastaların oranı %26,2 olarak saptandı. DDD kullanım oranı %25,22 olduğu, şizoaffektif bozukluk tanı grubundaki hastalarda güçlendirmenin anlamlı olarak yüksek olduğu ve yine şizoaffektif bozukluk tanılı hastalarda DDD ile güçlendirme kullanımı da diğer tanı grubundaki hastalara göre anlamlı olarak daha yüksek saptandı. En çok kullanılan DDD %14,8 ile valproik asit idi. Çalışmamızda antipsikotiklere ek antidepresan kullanımı %14,5, en sık kullanılan antidepresan türü ise %9,1 ile SSRI'lar olarak tespit edildi. Antipsikotik dışı en çok kullanılan psikotrop ilaç %64,3 ile benzodiazepinler oldu. En sık kullanılan benzodiazepin ise %54,5 ile lorazepam olarak gözlendi. Çalışmamızda tüm gruplarda klozapin kullanım oranının %14,5 olduğu ve şizofreni tanı grubunda klozapin kullanım oranının %18,2 ile diğer tanı gruplarından anlamlı olarak yüksek olduğu saptandı. Ayrıca çalışmamızda klozapin kullanımının 2001-2011 (%9,6) yılları arasındaki yatışlara göre 2012-2021 (%17,7) yılları arasında anlamlı olarak arttığı gözlendi. Tüm grupta en az bir yan etki görülme oranı %58,3 olduğu ve monoterapi kullanan hastalarda yan etki görülme oranının daha düşük olduğu saptandı. Çalışmamızda ekstrapiramidal yan etki varlığı %27 idi ve EPS görülme oranı anlamlı olarak güçlendirme uygulanan grupta daha fazlaydı. Tipik antipsikotik kullanan hastalarda EPS gelişimi, atipik antipsikotik kullananlara göre anlamlı olarak daha fazlaydı. Çalışmamızda yatış süresince bir antipsikotiğe ek olarak DDD kullanan hastalarda ve ek olarak antidepresan kullanan hastalarda EPS görülme oranı anlamlı olarak daha yüksek saptandı. Çalışmamızda en fazla gözlenen EPS %18,6 ile parkinsonizm olarak gözlendi ve ikinci sıklıkta ise %8,3 ile akatizi gelmekteydi. Tipik antipsikotik, lityum, valproik asit ve trisiklik antidepresan kullananlarda parkinsonizm gelişme oranı bu ilaçları kullanmayanlara göre anlamlı olarak daha yüksekti. Antidepresan kullananlarda ve fluoksetin kullananlarda akatizi görülme oranı kullanmayanlara göre daha yüksek bulundu. Haloperidol kullanan grupta parkinsonizm ve akatizi görülme oranı kullanmayanlara göre anlamlı olarak yüksek saptandı. İkinci kuşak antipsikotiklerden risperidon ve depo antipsikotiklerden paliperidon 1 aylık UEA kullananlarda parkinsonizm, aripiprazol kullananlarda akatizi oranları kullanmayanlara göre anlamlı olarak yüksek görüldü. Hiperprolaktinemi oranları %6 olarak gözlendi ve kadınlarda erkeklere göre, Risperidon kullananlarda kullanmayanlara göre hiperprolaktinemi oranları anlamlı olarak yüksek saptandı. Çalışmamızda lityum kullananların %35,3'ünde hipotirodi geliştiği, kilo artışı olanların oranının %4,11 olduğu ve olanzapin kullananlarda kilo artışının kullanmayanlara göre anlamlı olarak yüksek olduğu ve dislipidemi oranının %6,3 olduğu saptandı. Şizofreni tanılı olmaya göre sanrılı bozukluk tanılı olmanın yan etkiyi 0,451 birim, şizoaffektif bozukluk tanılı olmanın 0,641 birim azalttığı, atipik ve tipik antipsikotikleri kombine kullanmanın 1,825 birim, tipik antipsikotik kombinasyonu kullanmanın 1,823 birim, atipik antipsikotik kombinasyonu kullanmanın 2,597 birim, DDD kullanmanın 1,902 birim, antidepresan kullanmanın 1,505 birim ve benzodiazepin kullanmanın 1,467 birim artırdığı saptandı. Yatış yılı 2012-2021 arasında olanlarda polifarmasi kullanım oranı, atipik antipsikotik kullanım oranı, aripiprazol, paliperidon ve klozapin kullanım oranları, uzun etkili enjektabl antipsikotik kullanım oranı, paliperidon bir aylık UEA, aripiprazol UEA ve haloperidol UEA kullanım oranları, yan etki görülme oranı ve yan etkiler içinde de metabolik yan etki görülme oranı yatış yılı 2001-2011 arasında olan hastalardan anlamlı olarak daha yüksek iken; risperidon UEA kullanım oranları ise anlamlı olarak daha düşüktü. Sonuç: Çalışmamız, psikotik bozukluk tanılı hastalarda tedavi yaklaşım türlerinin 20 yıllık süreçte, nispeten geniş bir örneklemde değerlendirildiği kapsamlı bir çalışma olup; çalışmamızın bu alanda yapılacak gelecek farmakoepidemiyolojik çalışmalar açısından yol gösterici olacağını düşünmekteyiz.