Evaluation of short-term results in patients undergoing laparoscopic sacrouterina ligament plication


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: SALİH İNCE

Danışman: Emsal Pınar TOPDAĞI YILMAZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

AMAÇ: Pelvik organ prolapsusu, pelvik taban yetersizliği sonucu komşu organların vajene doğru herniye olmasıdır. Pelvik organ prolapsusu, günümüzde kadınların hayat kalitesini önemli ölçüde azaltan problemlerden biri haline gelmiştir. Pelvik organ prolapsusunun medikal ve cerrahi tedavileri olmakla beraber, kesin tedavi yöntemi cerrahidir. Medikal ve konservatif tedavi, daha çok cerrahiye uygun olmayan veya cerrahi sırası bekleyen hastalar için yapılmaktadır. Cerrahi operasyonlar ise abdominal veya vaginal yollarla gerçekleştirilmektedir. Abdominal operasyon olarak ise, laparatomi veya laparoskopik gerçekleşebilmektedir. Eskiden prolapsusu olan hastalara doğrudan histerektomi yapılmakta iken, günümüzde ise uterus koruyucu cerrahiler ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmanın primer amacı, sakrouterin ligament plikasyonunun kısa dönem objektif ve subjectif başarısıdır. Sekonder amaç ise, sexüel ve yaşam kalite testleri ile ortaya konulacak iyileşmenin ne kadar anlamlı olduğudur. Ayrıca meş destekli prosedürlere alternatif olan laparoskopik sakrouterin ligament plikasyonu, meşin olası komplikasyonlarını da ortadan kaldırmaktır. GEREÇ VE YÖNTEM: Bu çalışmaya, Atatürk Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'ne 2019-2020 yılları arasında apikal prolapsus tanısı konulan ve POP Q evrelemesine göre semptomatik evre 2 ve evre 3 olan hastalar dahil edilmiştir. Bu kriterleri sağlayan 51 hasta preoperatif değerlendirmeye alındı. Sakrouterin ligament plikasyon prosedürü hakkında hastalara ayrıntılı bilgi verildi. 5 hasta uterusun korunmasını istemediğinden, 1 hasta postoperatif kontrollere gelmediğinden ve 15 hastada meşin kullanıldığı prosedürleri tercih ettiğinden çalışma dışı bırakıldı. Semptomatik evre 2 ve evre 3 prolapsusa sahip , uterusu koruma arzusu olan ancak herhangi bir nedenle anormal uterin kanama (myom vb.) tanısı almayan hastalar yaş sınırı gözetmeksizin çalışmaya dahil edildi. Anterior veya posterior prolapsusun eş zamanlı varlığı, eş zamanlı uygulanan jinekolojik operasonlar ya da anti-inkontinans ameliyatı yapılması dışlanma kriteri olarak kabul edilmedi. Preoperatif veya postoperatif POP-Q verileri tespit edilemeyen, apikal prolapsusu olup uterus koruyucu cerrahi istemeyen, daha önce prolapsus ve pelvik taban ameliyatı yapılan, POP-Q evrelemesine göre evre 2'nin altında olan hastalar ve evre 3'ün üzerindeki hastalar, bilinen sistemik malignitesi olan, preneoplastik ve neoplastik jinekolojik hastalığı olan, immünolojik, konnektif yada hematolojik hastalığı olan ve takipte kaybolan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Çalışmaya dahil olan bütün hastalara alternatif tedavi protokolleri, olası riskler ve komplikasyonlar hakkında ayrıntılı bilgilendirme yapıldı ve onamları alındı. Bütün operasyonlar konusunda deneyimli Prof. Dr YAKUP KUMTEPE , Dr. Öğretim Üyesi EMSAL PINAR TOPDAĞI YILMAZ ve Dr.Salih İNCE tarafından uygulandı. Hastalara ait demografik özellikler ve operasyona ilişkin bilgiler kaydedildi. Hastaların preop fizik muayenesi yapılarak, POP-Q evrelemesi yapıldı. POP-Q evrelemesi ile apikal, anterior kompartman posterior kompartman defekti kaydedildi. Çalışmanın primer amacı, apikal defekti incelemek olsa da ön ve arka komparaman defekti varlığında sakrouterin ligament plikasyonuna ilaveten ön ve arka onarım da cerrahiye eklendi. Hastaların ameliyat esnasında oluşan minör ve majör komplikasyonları, ameliyat süresi, kan kaybı, transfüzyon ihtiyacı, postoperatif komplikasyonları tek tek kaydedildi. Hastalar taburcu olduktan 12 hafta sonra kontrole çağrılıp tekrar muayeneleri yapılarak, POP-Q dereceleleri, hemoglobin düzeyleri, minör ve majör komplikasyonlarına bakılıp tekrar kaydedildi. Elde edilen veriler üzerinden istatistiki analizleri yapıldı. Preoperatif ve postoperatif iki kontrolde de hastalara, Türk Jinekoloji ve Pelvik Rekonstrüktif Cerrahi Derneği'nin kabul ettiği pelvik organ prolapsusu yaşam kalitesi değerlendirme formu olan P-QoL ( prolapse quality of Questionnaire) ve cinsel fonksiyon değerlendirmesi için kadın cinsel fonksiyon indeksi (KCFİ)( female sexsüal function index) uygulandı. Bunun yanısıra postoperatif hasta memnuniyetini sorgulandı. BULGULAR: Çalışmaya katılan hasta sayısı 30'du. Hastaların yaş ortalaması 54,83±8,99 olup, minumum 40, maximum 66'ydı. Hastaların ortalama doğum sayıları 3,36±1.44 olup, minumum 3, maximum 7 idi. Ayrıca hastaların 13'ünde zor doğum öyküsü mevcuttu. Hastaların 21 tanesi (%70) postmenapozal hasta iken 9 tanesi (%30) premenapozal dönemdeydi. Hasta grubunun 12 tanesinde (%40) ailesinde pelvik organ prolapsusu öyküsü bulunmaktaydı. Hastaların tamamında ele gelen kitle ve sarkma şikayeti olup, 10 (%33,3) idrar kaçırma ve 1(%3,3) tanesinde de defekasyon esnasında zorluk şikayeti vardı . Cerrahide homojeniteyi sağlamak amacı ile, tüm hastalara Prof. Dr. YAKUP KUMTEPE ve Dr. Öğretim üyesi EMSAL PINAR TOPDAĞI YILMAZ ve Dr.Salih İNCE tarafından, laparoskopik sakrouterin ligament plikasyonu yapılıp, intraoperatif ve postoperatif komplikasyonları izlendi. Hastaların 1 tanesinde intraoperatif komplikasyon olarak hemoperitoneum meydana gelirken, postoperatif 2 (%6,6) hastada 38 dereceye varan ateş, 2 (%6,6) tanesinde kalça/bel ağrısı, 3 (%9,9) tanesinde üriner sistem enfeksiyonu kaydedildi. Hastaları için objektif anatomik başarı hymenin (-1) cm üzerinde herhangi bir POP-Q noktasının desensusu olarak tanımlanmadı. Klink başarı ise hastanın prolapsusa ait semptomlarının olmaması olarak kaydedildi. 12 haftalık takip sonrasında hiçbir hastada sarkma, ele gelen kitle şikayeti mevcut değildi. POP-Q evrelemesine göre ise hastalarda c noktası ortalama 3,26±0,58 den ,-2,76±1,71 e gerilemiştir. SONUÇ: Yapılan çalışma sonucunda, laparoskopik sakrouterin ligament plikasyonu yapılan hastalarda önemli derecede pozitif sonuçlar alınmış, hastaların şikayetleri azalmış veya tamamen bitmiştir. Laparoskopik sakrouterin ligament plikasyonu yeterince tecrübesi olan cerrahların elinde etkin ve hasta konforunun üst düzeyde olduğu bir operasyondur. Yaşam kalitesini artırması, hastanede kalış süresini kısaltması, kanama miktarının az olup transfüzyona gerek duyulmaması, intraoperatif ve postoperatif komplikasyonların önemli derecede az olması sebebiyle laparoskopik sakrouterin ligament plikasyonu, uygun hastalara tedavi seçeneği olarak sunulmalıdır. Anahtar kelimeler: Laparoskopik sakrouterin ligament plikasyonu, pelvik organ prolapsusu