Diyabetik ketoasidoz tanılı çocuk hastalardaatrial natriüretik peptid ve copeptin düzeylerininserum osmolalite ile ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ŞEYDA KARAHAN

Danışman: Zerrin Orbak

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Diyabetik ketoasidoz insülin yokluğu veya eksikliği ve kontrinsüliner hormonların artışı ile oluşan başta karbonhidrat olmak üzere protein, yağ, elektrolit ve su düzenindeki bozulma sonucu ortaya çıkan metabolik bir hadisedir. Atrial Natriüretik peptid (ANP), copeptin, renin ve aldosteron vücut sıvı elektrolit dengesinin sağlanması ve kan basıncının kontrolünde önemli rol almaktadır. Bu çalışmada çocuk endokrinoloji kliniğinde takip edilen diyabetik ketoasidoz tanılı çocuk hastalarda ANP, copeptin, renin, aldosteron düzeylerinin rehidratasyon ve insülin tedavisi öncesi ile sonrası değişiminin araştırılması böylece elde edilen sonuçların diyabetik ketoasidoz fizyopatolojisine ışık tutması planlandı. Materyal ve Metod: Çalışmamız prospektif bir çalışma olup diyabetik ketoasidoz tanısı ile kliniğimizde takip edilen 31 hastanın serum osmolalitesi serum sodyum ve plazma glukoz düzeyleri ve dehidratasyon derecesi ile rehidratasyon ve insülin tedavisine bağlı olarak ANP, copeptin, renin ve aldosteron düzeylerinin dinamik değişimi değerlendirildi. Rutin biyokimya parametreleri olan serum Na, ozmolarite, glukoz, renin ve aldosteron düzeyleri rutin hasta değerlendirmede kullandığımız parametreler olup sonuçlar kaydedildi. Serum ANP ve copeptin düzeyleri ticari olarak satın alınarak ELİSA kitleri ile Atatürk Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkez Müdürlüğü Tıbbi Biyokimya alt yapı imkanları kullanılarak belirlendi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastaların 6'sı eski tanı ve 25'i yeni tanı idi. Olguların 18'i kız, 13'ü erkek cinsiyete sahipti. Hastaların ANP, copeptin, renin, aldosteron düzeyleri ketoasidoz tanısı aldıklarında ve tedaviden sonra olmak üzere iki kez ölçüldü. Bulgulara göre her dört parametreninde tedavi sonrası istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde değiştiği görüldü (p=0,001). ANP istatistiksel açıdan anlamlı oranda artarken, diğer parametrelerin tedavi sonrası istatistiksel açıdan anlamlı oranda düştüğü saptandı. Diyabetik ketoasidoz tablosuyla başvurup yeni tanı alan Diyabetes Mellitus hastaların (n=25) tedavi öncesi ve tedavi sonrası serum ANP, copeptin, renin, aldosteron değerleri ve anlamlılık düzeyleri incelendiğinde ise tüm hastaların dahil edildiği gruplandırmada elde ettiğimiz sonuçlara benzer şekilde serum ANP düzeyi tedavi sonrası istatistiksel açıdan anlamlı oranda artarken (p=0,001), diğer parametrelerin tedavi sonrası istatistiksel açıdan anlamlı olarak düştüğü (p=0,001) saptandı. Hastaların diyabetik ketoasidoz anındaki ANP, copeptin, renin ve aldosteron düzeyleri arasındaki korelasyon incelendiğinde; ANP ile copeptin, ANP ile renin, ANP ile aldosteron arasında negatif yönde istatistiksel açıdan anlamlı bir korelasyon mevcuttu. Ek olarak Copeptin ve Renin arasında da pozitif yönlü istatistiksel açıdan ileri derece de anlamlı bir korelasyon saptanmıştı (p<0,001). Ketoasidoz tanı anında alınan kan değerlerinden ANP, copeptin, renin, aldosteron ve ozmolalite arasındaki korelasyon incelendiğinde ise hastaların ozmolalite değerleri ile sadece ANP değerleri arasında pozitif yönde istatistiksel açıdan anlamlı ilişki görüldü (p=0,031). Ketoasidoz tedavisiyle ozmolalite değerlerinin istatistiksel olarak ileri derecede anlamlı negatif korelasyon saptandı (r=-0,667, p<0,001). Çalışmaya dahil edilen hastaların ketoasidoz tanısı aldığında serum ANP, copeptin, renin, aldosteron düzeyleri ile glukoz değerleri arasındaki ilişki incelendiğinde hastaların serum glukoz değeri ile serum ANP, copeptin, renin, aldosteron düzeyleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı ilişki olmadığı görüldü. Çalışmaya dahil edilen hastaların ketoasidoz tanısı aldığı sırada alınan serum örneklerindeki ANP, copeptin, renin, aldosteron düzeyleri ile düzeltilmiş sodyum değerleri arasındaki ilişki incelendiğinde sadece düzeltilmiş sodyum değeri ile serum ANP değerleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı zayıf ilişki saptandı (r= 0,357, p=0,048). Çalışmaya dahil edilen hastaların ketoasidoz tedavisinden sonra serum ANP, copeptin, renin, aldosteron düzeyleri ile serum glukoz değerleri arasındaki ilişki değerlendirildiğinde ise serum glukoz düzeyleriyle serum ANP, copeptin, renin, aldosteron düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki görülmedi. Çalışmaya dahil edilen diyabetik ketoasidozlu olgular pH değerlerine göre ağır ve hafif-orta ketoasidoz olarak gruplandırıldığında serum ANP ve copeptin değerleri açısından her iki grup arasında anlamlı bir fark olmadığı ancak renin ve aldosteron değerlerinin ise ağır diyabetik ketoasidoz tablosunda daha yüksek olduğu belirlendi Sonuçlar: Çalışmamızda ANP, copeptin, renin ve aldosteron düzeylerinin ketoasidoz tanı anında ve tedavi sonrasında istatistiksel açıdan anlamlı oranda değiştiği görüldü. DKA sırasında su regülasyonunun patofizyolojisine copeptin yeni bir bakış açısı sağlamaktadır. Copeptin, AVP sekresyonunun güvenilir bir belirteci olabilir ve klinik rutinde dolaşımdaki AVP düzeylerinin ölçülmesinde AVP'nin yerini alabilir. Hem renin anjiyotensin aldosteron sistemi (RAAS) hem de vazopressin sistemi (VS), diyabetik ketoasidoz sırasındaki hemodinamik bozuklukta rol oynar. Diyabetik ketoasidozlu hastalarda renin aldosteron ve copeptin düzeyleri başlangıçta yüksektir. Serum copeptin düzeyi ve salgılanması serum sodyum konsantrasyonu tarafından yönlendirilmez. Anahtar Kelimeler: Diyabetik ketoasidoz, atrial natriüretik peptid, copeptin, renin, aldosteron, serum osmolalite