İslam düşüncesi bağlamında ilahilik- beşerilik tartışmaları
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Temel İslâm Bilimleri Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2016
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: CAFER GENÇ
Danışman: Muhammet Yazıcı
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:İslâm düşüncesi ed-dîn olan İslâm'ın inzalıyla müslüman aklın ortaya koyduğu düşünce müktesebatını ifade eder. Müslüman olmayan aklın İslâm'a dair düşünce müktesebatı ise "asl" makamında değil"fer'" makamındadır. Bundan dolayı müslüman olmayan aklın bilgi müktesebatı İslam düşüncesini ifade etmede otonom nitelikte bilgi olarak ele alınamaz. İnsanın idrak tarzı tek bir eylem olduğundan teorik olarak epistemolojik çoğulculuğa yer yoktur. Âlem tek olduğu gibi, ilim de tektir. İnsan dil ve mantık aracılığıyla varlıkla ilişkisini kurar. Mantık ferdi bir realite iken dil hem ferdi hem sosyal bir realitedir.Dil bir yandan gerçeklikle diğer yandan bilinçle ilişkilidir. Dil bir toplumda ne denli ortak anlam dünyasına sahip olursa, o ölçüde doğru iletişimi sağlar. Bilgide ve buna bağlı olarak ontolojide ortaya çıkan ilahilik-beşerilik ayrışması dil ile mantık arasındaki dengenin kurulamamasına bağlı ortaya çıkan bir problemdir. Vahiy bilgiyi sadece lügavî çerçevede ele almak doğru olmadığı gibi, sadece mantık ekseninde ele almak da en az ilki kadar sakıncalıdır. Vahiy bilgiyi "mantık" ekseninde ele almak bu bilgiyi felsefileştirirken, sadece dil ekseninde ele almak da vahiy bilgiyi sosyal bilim eksenine kaydırır. Bu açıdan vahyin cahiliye Arapçasında yaptığı anlam dönüşümü stratejik önemde bir konudur. Tarihi süreç sosyal hareketliliğe bağlı olarak dilsel çeşitliliği ortaya çıkarmıştır. Bu çerçevede, "dil" problemleri çözerken, belli ölçüde bazı problemlerin ortaya çıkmasına da yol açmıştır. Kur'ân'ın i'caz dili bu problemleri ortadan kaldırmıştır. Vahiy dili olmadan dildeki bu döngünün kırılması mümkün değildir. Tarih boyunca ortaya çıkan tahrif hareketleri dilin bu döndüsüne dayanmaktadır. Kelâm düaliteyi andıracak şekilde varlık ayrımına dayalı ilâhî-beşerî şeklinde bilgi ayrımını kabul etmez. Bu ayrımı sadece pedagojik çerçecede kabul edebilir. Bilgi disiplinlerinin sayısı her geçen gün artmaktadır. Bu disiplinler arasında iç epistemolojik bağlantıların kurulması gerekmektedir. Diğer yandan her disiplinin kendisine dayanak olarak göreceği bir üst disipline ihtiyacı vardır. Ancak bu sayede bilgi disiplinleri arasında "ayrışma" yerine "bütünleşme" sağlanabilir. Kelâm amacı ve metodu gereği te'vil yoluyla bütün bilgi disiplinlerinin epistemolojik dayanaklarını tahlil edebilme imkanına sahiptir. Anahtar Kelimeler: İlahilik, Kutsal, Esiptemoloji