Sezaryen operasyonlarında postoperatif analjezi için yara yeri infiltrasyonu ile ultrason eşliğinde yapılan ilioinguinal / iliohypogastrik sinir bloğunun etkinliğinin karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2014
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: EMİNE UZUNOĞLU
Danışman: Hüsnü KÜRŞAD
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışmada genel anestezi altında elektif sezaryen geçiren hastalarda postoperatif analjezi amacıyla uygulanan yara yerine lokal anestezik infiltrasyonu ve ultrason (US) eşliğinde bilateral yapılan ilioinguinal/iliohipogastrik (İİ/İH) sinir bloğunun postoperatif olarak hasta kontrollü analjezi (HKA) ile tüketilen opioid dozuna ve hasta memnuniyeti üzerine etkilerini araştırmak amaçlandı. Bu çalışma ASA sınıflamasına göre fizik statüsü I-II olan 90 gebe üzerinde yapıldı. Gebeler kapalı zarf yöntemi kullanılarak rastgele 30'ar kişilik; Grup K (n=30) kontrol grubu, Grup LA (n=30) yara yerine lokal anestezik infiltrasyonu yapılan grup ve Grup US (n=30) US eşliğinde bilateral İİ/İH blok yapılan grup olarak 3 gruba ayrıldı. Tüm hastalara operasyon öncesi vizuel analog skala (VAS) skoru ve HKA cihazının kullanımı ile ilgili eğitim verildi. Hastalara anestezi indüksiyonu için 2 mg/kg propofol ve 0,6 mg/kg roküronyum bromür ile yapıldı. Anestezi idamesi için %45 azotprotoksit ve % 55 oksijen içinde %1-1,5 sevofluran kullanıldı. Hiçbir olguya preoperatif ve intraoperatif opioid verilmedi. Hastaların tamamı alt segment Pfannenstiel insizyonla opere edildi. Grup K (n=30) deki olgulara HKA yöntemiyle intravenöz (i.v.) tramadol HCl başlandı. Grup LA (n=30) deki olgulara uterin insizyonunun ve rektus fasiasının kapatılmasından sonra, 20 ml lokal anestezik solüsyonu ( 10 ml %2 lidokain ve 10 ml % 0,5 bupivakain) yara kenarı boyunca subkutan olarak infiltre edildi. Grup US (n=30)' deki olgulara cerrahi işlem bittikten sonra, hasta ekstübe edilmeden önce US eşliğinde bilateral İİ/İH blok uygulandı. Doğru iğne pozisyonu yakalanınca 10 ml lokal anestezik solüsyonu (5 ml %2 lidokain ve 5 ml % 0,5 bupivakain) yapıldı. Operasyon bitiminde hastalar ekstübe edilip uyanma odasına alındı ve HKA yöntemiyle i.v. tramadol HCl başlandı. Hastalar, hasta grubundan habersiz hastane akut ağrı timinde görevli anestezi teknisyenleri tarafından T1 (postoperatif 0. saat), T2 (postoperatif 2. saat ), T3 (postoperatif 4. saat), T4 (postoperatif 8. saat), T5 (postoperatif 12. saat), T6 (postoperatif 16. saat) , T7 (postoperatif 20. saat) ve T8 (postoperatif 24. saat) ölçüm noktarında VAS skoru, sistolik-diyastolik kan basıncı, kalp hızı, oksijen saturasyonu, diklofenak ihtiyacı, sedasyon skoru, ateş, bulantı, kusma ve yara yerinde enfeksiyon olup olmadığı konusunda takip edildi. Hastalara ek analjezi için 75 mg diklofenak sodyum intramüsküler (i.m.) kullanıldı. Yirmidört saat sonunda, tüketilen total opioid dozu kaydedildi ve hasta memnuniyeti hasta memnuniyeti skalasıyla sorgulandı. Grup K (n=30)'nin 24 saatte tüketilen i.v. tramadol HCl dozunun ortalaması 485,20±32,940 mg, Grup LA (n=30)' nın 423,37±52,252 mg, Grup US (n=30)' nin 245,67±63,834 mg idi. Grup LA (n=30) ve Grup US (n=30) nin 24 saatte tüketilen i.v. opioid dozu Grup K (n=30)'ye göre istatistiksel olarak çok anlamlı düşük bulundu, (p<0,001). Grup US (n=30)'nin i.v. opioid dozu Grup LA (n=30)'e göre istatistiksel olarak çok anlamlı düşük bulundu, (p<0,001). Grup LA (n=30) ve Grup US (n=30) VAS skorları ortalamaları tüm ölçüm noktalarında Grup K (n=30)'ye göre istatistiksel olarak çok anlamlı düşük bulundu, (p<0,001). Grup US (n=30)'nin VAS skorları ortalamaları T1 ölçüm noktasında istatistiksel olarak çok anlamlı düşük, (p<0,001); T2, T3 ve T4 ölçüm noktalarında ise Grup LA (n=30)'e göre istatistiksel olarak anlamlı düşük bulundu, (p<0,05). Grup US (n=30) deki olguların postoperatif diklofenak ihtiyacı diğer gruplarla karşılaştırıldığında istatistiksel olarak çok anlamlı düşük bulundu, (p<0,001). Grup US (n=30) deki olgularda diklofenak dozuna ihtiyaç duyma zamanı diğer gruplarla karşılaştırıldığında istatistiksel olarak çok anlamlı uzun bulundu, (p<0,001). Olguların hiçbirinde solunum depresyonu, bradikardi, ateş, yara yeri enfeksiyonu ve hipotansiyon görülmedi. En yaygın görülen yan etki bulantı idi, (%30). Grup US (n=30)'de bulantı görülme insidansı (%6,7) diğer gruplardaki olgulara göre istatistiksel olarak anlamlı düşüktü, (Grup K (n=30)= %36,6 ve Grup LA (n=30)= %26,7), (p<0,05) ). Grup K (n=30), Grup LA (n=30) ve Grup US (n=30) deki olguların memnuniyet skorları sırasıyla, 2,03±0,556, 2,53±0,819 ve 3,37±0,615 idi. Postoperatif hasta memnuniyeti açısından Grup LA (n=30) ve Grup US (n=30) deki olguların memnuniyeti Grup K (n=30) deki olgulara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek idi, (p<0,05). Sonuç olarak genel anestezi altında sezaryene alınan hastaların postoperatif ağrılarının giderilmesinde sadece postoperatif HKA uygulanan kontrol grubuna göre, yara yerine lokal anestezik infiltrasyonu veya US eşliğinde yapılan İİ/İH bloğun postoperatif opioid dozunu ve opioide bağlı yan etkileri anlamlı derecede azalttığı ve hasta memnuniyetini artırdığı gözlenmiştir. Ayrıca US eşliğinde yapılan İİ/İH bloğunun yara yerine lokal anestezik infiltrasyonuna göre postoperatif HKA da opioid tüketimini hem Grup K hemde Grup LA' ya göre daha fazla azalttığı görülmüştür. Kolay uygulanabilen ve başarı oranı yüksek bir periferik blok olan US eşliğinde yapılan İİ/İH blok sezaryen sonrası olgularda multimodal tedaviye çok önemli bir katkı sağlayacağı görüşündeyiz.