Meme kanserlerinde stromal COX-2 ve TGF β yoğunluğunun klasik prognostik parametrelerle karşilaştirilmasi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, PATOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2014

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: RABİA DEMİRTAŞ

Danışman: Elif DEMİRCİ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Dünyada her yıl 1 milyon yeni vaka ile meme kanseri, kadınlarda, en sık görülen kanser olup, kadınlarda görülen tüm kanserlerin %18'ini oluşturur. Yine bu kanser, kadınlarda kansere bağlı ölümlerin ikinci en sık nedenidir. Meme kanseri farklı tedavi seçenekleri birçok farklı histolojik alt tipi ile, heterojen bir gruptan oluşur. Meme kanseri, memenin yapısında meydana gelen kötü huylu bir gelişim olarak tanımlanmaktadır. Meme dokusunun östrojene uzun süre ve yüksek dozda maruziyeti, çevresel ve genetik faktörlerin meme kanseri riskini artırdığı bilinmektedir. Bu kanser için yaşam sürecini etkileyen prognostik parametreler ise; lenf nodlarının durumu, tümör çapı, histolojik tip ve histolojik grade başta olmak üzere; steroid hormon reseptörleri (östrojen ve progesteron reseptörü), onkogenler (HER-2/neu), tümör supresör genler (p53), proliferasyon belirleyicileri (Ki-67), son yıllarda yapılan çalışmalarda anjiogenez ve proteazlarında meme karsinomu prognozu üzerine etkilidir. Son yıllarda prognoz üzerine yapılan detaylı analizlerde, stromal biyoloji yönleri ile korelasyon kurulmaya çalışılmış ve bu ilişkiler hücre dışı matriks (ECM) değişiklikleri, stromal hücre türlerinin ifadesi, stroma genindeki değişiklikler, sinyal basamaklarının hücre biyolojisi değişiklikleri olarak sınıflandırılmıştır. Stromal ilişkiler incelenirken stromal hücrelerde bulunan, COX-2 ve TGF-β üzerinde yoğunlaşılmış ve COX-2 ile TGF β nın artan oranlarının, tümöral hücrelerde apopitoz, proliferasyon, immünosüpresyon, anjiyogenez ve metastaz potansiyeli etkileri saptanarak meme kanserinde prognostik faktörler olabilecekleri düşünülmüştür. Çalışmamız da, ana tema olarak stromal COX-2 ve TGF- β ekspresyonunun meme karsinomlarında, varlığı kabul edilen klasik prognostik parametreler ile ilişkisini ortaya koymayı hedefledik Bu esnada adı geçen belirteçlerin glandüler ekspresyonlarının durumu da ikincil hedef olarak belirlendi. İmmunohistokimyasal metotla saptadığımız ekspresyon varlıkları ve derecelerini klasik parametrelerle karşılaştırdığımızda anlamlı bir beraberlik saptayamadık. Sonuçta COX-2 ve TGF-β ekspresyonu bizim çalışmamızda, mevcut prognostik parametrelerin önüne geçemese de; olgu sayısının azlığı ve histolojik tiplerin dağılım sınırlılığı çalışmamızın kısıtlı alanını oluşturmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, konunun, geniş serilerde tekrarlanan çalışmalarla tekrar irdelenmesi önerilir.