Şafiiliğin Oluşum Süreci ve İtikadi Mezheplerle İlişkisi
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Temel İslâm Bilimleri Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HALİT KARS
Danışman: Mehmet Zeki İşcan
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Şâfiîlik, İslam düşünce tarihinde varlık gösteren fıkhi mezheplerden biridir. Mezhebe adını veren Muhammed b. İdrîs eş-Şâfiî, ehl-i hadis çevresinde yetişmiş olup çok yönlü ilmi birikimi sayesinde hem özgün bir fıkıh metodu geliştirmiş hem de fıkıh usulü ilminin kurucuları arasında yer almıştır. Bu çalışma, itikadi boyutu ve itikadi fırkalarla ilişkisi itibariyle bir mezhep olarak Şâfiîliği konu edinmektedir. Bu bağlamda Şâfiîliğin teşekkül sürecini, süreç içerisinde ortaya koyduğu itikadi görüşleri ve itikadi mezheplerle kurduğu ilişkileri tarihi ve düşünsel bağlamı içerisinde bütüncül bir perspektifle ortaya koymayı amaçlamaktadır. Şâfiî'nin görüşleri ilk aşamada Bağdat ve Mısır merkezli ilmi çevrelerde dolaşıma girmiştir. Mezhebin kurumsallaşması ise Mısır'da eğitim görmüş ikinci nesil Bağdat müntesipleri tarafından yetiştirilen yine Bağdat müntesibi üçüncü nesil eliyle gerçekleştirilmiştir. Kurucu imam dahil, Şâfiîliğin mezhebi kimlik kazanmasında etkin rol oynayan isimlerin büyük çoğunluğunun Hanefî kaynaklarla bir şekilde irtibatlı oldukları belirlenmiştir. Şâfiî, kelam ilmiyle ilgilenmekten özellikle sakınan bir alimdir. Onun kelam karşıtlığının sonraki dönem Eşʻarîler tarafından çeşitli gerekçelerle tevil edilmeye çalışıldığı ve ona nispet edilen akidevi görüşlerin çoğunlukla ehl-i hadis düsturlarını selef akidesi olarak sistemleştiren müellifler tarafından aktarıldığı tespit edilmiştir. Her iki zümreden elde edilen bilgilerin her zaman yeterli güvenilirliğe sahip olmadığı ve bu sebeple ihtiyatla yaklaşılması gerektiği hususu özellikle vurgulanmıştır. Şâfiî'nin itikadi-siyasi hususlara bakış açısı, takipçilerinde büyük oranda karşılık bulmuştur. Onlara isnad edilen itikadi görüşler, ekseriyetle hocalarıyla aynı doğrultudadır ve onlar da kelam ilmiyle meşgul olmaktan mümkün mertebe kaçınmışlardır. Bu konuda muhitinden farklı tavra sahip olarak Kerâbîsî ve İbn Süreyc isimleri öne çıkmaktadır. Kerâbîsî, ehl-i sünnet kelamcısı olarak tanımlanırken İbn Süreyc, kelam ilmiyle iştigal etmesinin yanında Muʻtezile'ye muvafık görüşleriyle anılmaktadır. Şâfiî geleneğin kelam ilmine yönelik kitlesel ilgisinin İbn Süreyc'le başladığı müşahede edilmiştir. Bunun yanında, yine ehl-i hadis düsturlarını selef akidesi olarak sistemleştiren kimi müellifler tarafından Şâfiî'nin bazı takipçilerine isnad edilerek nakledilen görüş veya eserlerin ciddi şüpheler barındırdıkları belirlenmiştir. Dolayısıyla Şâfiî'nin takipçilerine ait olduğu iddiasıyla rivayet edilen düşüncelere de ihtiyatla yaklaşılması gerektiğinin altı çizilmiştir. Sonuç olarak çalışmada, ehl-i hadis bünyesinde yeni bir desen olarak beliren Şâfiî mezhebinin oluşum sürecinin yalnızca fıkıh düzleminde değil aynı zamanda dönemin siyasi, itikadi, sosyal ve entelektüel bağlamı içinde değerlendirilmesinin gerekliliği ifade edilmiştir. Şâfiîlik örneği üzerinden fıkhi mezheplerin akidevi profillerinin ancak sahih isnadlara dayanan kaynaklar temelinde ve disiplinler arası bir yaklaşımla ortaya konulabileceğine dikkat çekilmiştir. Anahtar Kelimeler: İslam Mezhepleri Tarihi, Şâfiî, Şâfiîlik, İtikat, Siyaset