Darülfünûn'dan üniversite sürecine; Türkiye'ye gelen mülteci Alman bilim insanları


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ERKAN DAĞLI

Danışman: Sinever Esin Dayı

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Üniversite, bünyesinde, farklı kavram ve kurumları ihtiva etmektedir. Üniversite en genel tanımıyla, öğrenci ve öğretim elemanlarının bilginin alınması, üretilmesi, işlenmesi ve yayılmasına katkıda bulundukları ortam olarak değerlendirmektedir. Üniversitenin sözlükte geçen tanımı ise: "Bilim ve sanat dallarında öğretim yapan, mesleki eğitimi ve lisansüstü programları bulunan ve çeşitli dallarda diploma veren yükseköğretim kurumu" şeklindedir. "1933 Üniversite Reformu", ise, çağdaş Türkiye inşa edilirken, bilimsel yeniliklerden faydalanmak ve bunları takip etmek amacıyla gerçekleştirilmiş bir eğitim reformudur. "1933 Üniversite Reformu", her ne kadar eğitim alanında yapılan bir yenilik gibi görünse de, aslında bütün Türkiye'yi ekonomik, siyasi, sosyal, toplumsal, kültürel ve eğitimsel alanlarda derinlemesine etkiyen bir yenilik adımı olmuştur. Bir üniversiteyle birlikte devlet ve toplum hayatına girecek bilimsel yenilikler, Atatürk'ün hedeflediği "muasır medeniyetler seviyesine" ulaşabilmek için en önemli yol göstericisi olmuştur. Atatürk, İstanbul Darülfünûn'un işleyiş ve yapısına on yıl boyunca müdahale etmemiş, en üst eğitim kurumu olarak Türkiye'nin çağdaşlaşması sürecinde üzerine düşen görevleri yapmasını beklemiştir. Fakat Darülfünûn, Cumhuriyet Türkiye'sinin gerçekleştirdiği inkılâplara kayıtsız kalmış ve hatta inkılâpları eleştiren bir kurum olmaktan öteye gidememişti. Bu kapsam da üniversite reformu için Prof. Albert Malche, 1932 yılında Türkiye'ye davet edilmişti. A. Malche'ın hazırladığı raporunda belirtilen eksiklikler neticesinde 31 Temmuz 1933'te İstanbul Darülfünûnu kapatılmış ve yerine 1 Ağustos 1933'te İstanbul Üniversitesi açılmıştı. Türkiye'de "1933 Üniversite Reformu", yaşanırken, Almanya'da 1933'te Adolf Hitler, iktidara gelmişti. A. Hitler'in ırkçı söylem ve politikaları, Almanya'dan bilim insanlarının göçüne neden olmuştu. Özellikle Yahudi kökenli, liberal, sosyal demokrat ve Hitler ideolojisine muhalif olan bilim insanları kıyıma uğramıştı. Her iki ülke tarihinde önemli bir yer tutan bu iki olay arasında önemli bir bağlantı noktası ortaya çıkmıştı. Türkiye'de gerçekleştirilmeye çalışılan reformla birlikte İstanbul'da kurulan yeni üniversite için öğretim üyesine ihtiyaç duyulmuş, bu ihtiyaca Hitler zulmüne uğramış Alman bilim insanları cevap vermiştir. Türkiye bu mülteci Alman bilim insanlarına kapılarını açarak hem insani bir adım atmış, hem de çağdaşlaşma süreci için gerekli olan alanında uzmanlaşmış bilim insanlarına sahip olmuştur. Mülteci Alman bilim insanları için zulüm olan 1933 senesi Türkiye için büyük bir şans unsuru doğurmuştur. Böylelikle Almanya 1933-1945 yılları arasında tarihinin en önemli bilim göçlerinden birini yaşamış; öbür yandan bu mülteci bilim insanlarını kabul eden ülke olan Türkiye, bilimsel çalışma ve araştırma yöntemlerinin uygulandığı çağdaş üniversite modeline geçişi gerçekleştirmişti."Darülfünûn'dan Üniversite Sürecine; Türkiye'ye Gelen Mülteci Alman Bilim İnsanları" başlıklı bu çalışma ile mülteci bilim insanlarının Almanya'daki yaşamları, Türkiye'ye geliş süreçleri, Türkiye'deki yaşamları ve Türk akademik hayatına katkıları arşiv belgeleriyle incelenmişti.