İleri yaş rotator manşet rüptürü olan hastalarda transosseoz tespit sonuçlarımız


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MEHMET CENK TURGUT

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Mehmet Köse

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Vücudumuzun hareket açıklığı en geniş eklemi omuz eklemi olduğundan en sık travmaya maruz kalan eklemdir. Omuz işlevselliğinin en büyük kısmını ise rotator manşet kasları oluşturmaktadır. Günlük yaşamsal aktivitelerin çoğu normal omuz eklem hareket açıklığı gerektirdiğinden, bu kas grubunun yırtıkları omuz fonksiyonlarını ve hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkilemektedir. Geçmişte tanı ve tedavisi geleneksel yöntemlerle yapılan rotator manşet hastalıkları manyetik rezonans görüntüleme ve artroskopinin kullanılmaya başlamasıyla tanı ve tedavi planlamaları sürekli değişmiş, fakat hala ortak bir tedavi algoritması tam anlamıyla oluşturulamamıştır. Literatürde genç aktif hastaların rotator manşet yırtıklarına cerrahi olarak yaklaşılmıştır. Yaşlı hastaların ise 6 ay ile 1 yıl arası konservatif tedavi sonrası şikayetlerinin geçmemesi üzerine cerrahiye başvurulması konusunda ortak bir tutum olduğu görülmektedir. Cerrahi tedavinin etkinliği, öncelikle fizik muaneyle belirlenen hastanın fonksiyonel durumu, hastanın memnuniyeti, öznel ağrı bildirimi ve magnetik rezonans görüntüleme (MRG) yöntemleri ile değerlendirilebilmektedir. Açık, mini-açık veya artroskopik cerrahi yöntemlerin uygulandığı rotator manşet yırtıklarının kısa ve uzun dönemde klinik sonuçları ümit verici olsa da tam kat yırtık tamirinde en iyi cerrahi uygulamanın hangisi olduğu günümüzde de tartışılmaktadır. Rotator manşet cerrahi tamir tekniklerinin biyomekanik olarak karşılaştırılmasını ilk kez 1989 yılında France yayınlamıştır. Bu çalışmalarla birlikte 1990'larda mini açık teknikler yaygınlaşmaya başlamıştır. Çalışmamızda Şubat 2017 – Mart 2018 tarihleri arasında omuz ağrısı ve eklem hareket kısıtlılığı şikayetleri ile kliniğimize başvurmuş rotator manşet yırtık tanılı, en az 6 ay konservatif tedavi almış fakat tam iyileşme sağlanmaması üzerine mini açık transosseoz yöntemle rotator manşeti onarılmış ileri yaş hastalar retrospektif olarak incelenmiştir. Çalışmaya dahil olan hastaların 17'si kadın (%46), 20'si erkekti (%54). Operasyon yaşı 52 ile 76 arasında değişen hastaların yaş ortalaması 61.1 idi. Olguların ortalama takip süresi 6 aydı. Vakaların tamamında aynı cerrahi ekip tarafından yapılan aynı firmaya ait entrumantasyon sistemleri kullanılmıştır. Çalışmamızda 37 hastanın ameliyat öncesinde ve ameliyat sonrasında elde edilen klinik ve fonksiyonel verileri istatistiksel yöntemler aracılığıyla karşılaştırılmıştır. Bu sayede ileri yaş rotator manşet yırtıklarının tedavisinde mini açık transosseoz tamir yönteminin etkinliği değerlendirilmiş ve sonuçları etkileyen belirleyici faktörler araştırılmıştır. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda hastaların ameliyat öncesi Constant-Murley ve UCLA skorları ortalamasıyla ameliyat sonrası Constant-Murley ve UCLA skorları ortalaması arasında anlamlı düzeyde fark saptanmıştır. Yırtık büyüklüğü ve MRG'de saptanan yağlı dejenerasyon oranının fazla olması gibi faktörlerin cerrahi sonrası klinik sonuçları kötü yönde etkilediği görülmüştür. Yaş ve cinsiyetin ameliyat sonrası fonsiyonel ve klinik sonuçlar ile anlamlı bir ilişkisi görülmemiştir. Ameliyat sonrası hiçbir hastada enfeksiyon bulgusu ve tekrar yırtık saptanmamıştır. Rotator manşet tamirlerinin başarısı; yüksek fiksasyon kuvveti, küçük aralık oluşumu, mekanik stabilitesinin korunması ve tendon-kemik ara yüzündeki biyolojik iyileşmenin devamlılığına bağlıdır. Bu amaçla birçok çerrahi teknik geliştirilmiştir. Bunlardan biri de transosseöz tekniktir. Transosseöz tamirlerin düşük aralık oluşumu ve en yüksek dirence sahip oldukları yapılan çalışmalar ile gösterilmiştir. İleri yaş masif rotator manşet yırtıklı hastalarda tendon ve kemik kalitesinin bozulması nedeniyle artroskopik tamir tekniğinde karşılasabilinecek yetersiz fiksasyon probleminden dolayı daha sağlam bir tamir uygulamak gerektiğini düşünmekteyiz. Tamamen açık olarak onarım yapıldığında hastanede kalış süresinin uzaması, daha fazla analjezi gereksinimi ve enfeksiyon oranlarındaki artış nedeniyle mini-açık insizyonla bu yöntemi uygulamayı doğru bulduk. Sonuç olarak ileri yaş rotator manşet yırtıklarının tamirinde mini açık transosseoz yöntem kullanılarak olumlu klinik sonuçlar elde edilebilmektedir., Anahtar Kelimeler: Hücre dışı DNA, Eritroblastosis Fetalis, Rh D, SRY, Konjenital Adrenal Hiperplasia