Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Tuğba KOCA LAÇİN
Danışman: Esat Fahri Aydin
Özet:
Amaç: Bu çalışmanın amacı BB tip I tanılı hastalar, DEHB tanılı hastalar ile sağlıklı
kontrollerde periferik kanda HIF1-alfa protein düzeyi ve HIF1’i hedefleyen miRNA-18a,
miRNA-155, miRNA-210, miRNA-429, miRNA-433 düzeylerinin incelenmesi ve her iki
hastalığın patogenezinde olası ortak yerinin araştırılmasıdır.
Yöntem: Çalışmaya 51 DEHB, 51 BB tip I tanılı hasta ve 51 sağlıklı gönüllü alındı.
Katılımcılara SCID-V, sosyodemografik ve klinik veri formu, YMDÖ, HDDÖ, ASRS-v1.1 ve
Sabahlılık-Akşamlılık Ölçeği uygulandı. Tüm katılımcılardan periferik kan numuneleri
alınarak HIF1-alfa protein düzeyleri ve miRNA-18a, miRNA-155, miRNA-210, miRNA-429,
miRNA-433 düzeyleri incelendi. Sonuçlar ve diğer klinik veriler analiz edildi.
Bulgular: BB tip I ve DEHB tanılı hastalarda HIF1-alfa protein düzeyleri sağlıklı
kontrollere göre anlamlı derecede düşüktü. BB grubunda kontrol grubuna göre; miRNA-18a,
miRNA-155, miRNA-429 ve miRNA-433 düzeyleri anlamlı düzeyde yüksek saptandı. BB’da
DEHB’dekine kıyasla miRNA-429 ve miRNA-433 düzeyleri anlamlı düzeyde yüksek tespit
edildi. BB grubunda HIF1-alfa ve miRNA-429 düzeyleri arasında negatif yönlü korelasyon
saptandı. Ayrıca ara kronotipli BB hastaları sabahçıl kronotiplerden anlamlı ölçüde daha
yüksek miRNA-429 düzeylerine sahipti. DEHB’de miRNA’lar ve miRNA’ların HIF1-alfa ile
ilişkisi tespit edilmedi.
Sonuç: Bulgularımız; BB ve DEHB’nin patogenezinde HIF1-alfa’nın rolü
olabileceğini; BB’da miRNA-18a, miRNA-155 ve miRNA-429 ve miRNA-433’ün etkili
olabileceğini; BB’da HIF1-alfa’nın düzenlenmesinde miRNA-429’un payı olabileceğini ve
BB’da miRNA-429’un kronotiple olası ilişkisini göstermiştir. Çalışmamız; BB ve DEHB’de
HIF1-alfa protein düzeyi ve ilişkili miRNA’ların ekspresyon düzeylerinin hipoksi
adaptasyonu ve kronotipi bağlamında değerlendirildiği ilk çalışmadır. Sonuçlarımızın BB ve
DEHB’de olası hipoksi maruziyetinin moleküler mekanizmalarının aydınlatılması,
hastalıkların gelişimini önleyici erken müdahaleler ve yeni terapötik hedefler için yol gösterici
olması umut edilmektedir.