Falanks ve metakarp kırıklarındaki cerrahi sonuçlarımız


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MURAT TAŞKIN

Danışman: Orhan Karsan

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve amaç: El kırıkları ve çıkıkları insanlarda en sık görülen yaralanmalardandır. Proksimal falanks ve metakarp kırıklarının tedavisi, kırığın yer değiştirme derecesine ve kırık redüksiyonunun sürdürülmesindeki zorluğa dayanır. Bu yaralanmaların çoğu stabil olduğundan genel olarak kapalı düzeltme sonrası uygulanan uygun bir splint ve erken eklem hareketine başlanarak tedavi edilse de instabil kırıklarda farklı cerrahi tedaviler gerekebilmektedir. Kırığın konumu ve kırık paternine göre kapalı redüksiyon ve kirschner telleri ile pinleme, eksternal fiksatör, açık redüksiyon sonrası plak ve vida ile tespit, intramedüller(im) vida ile tespit gibi çeşitli cerrahi yöntemler kullanılmaktadır. Toplumda sık olarak görülmesine ve bu konuda çok sayıda çalışma yapılmasına rağmen bu kırıkların tedavisinde bir altın standart belirlenememiş, her yöntemin birbirine karşı artı ve eksileri olduğu söylenmiştir. Yapılan son çalışmalar sonucunda bu kırıkların tedavisinde kalıcı eklem sertliğini önlemek için uzun süreli immobilizasyondan kaçınıp erken dönemde hareket başlanması ve yumuşak doku hasarı, tendon yapışıklığı ve enfeksiyon gibi komplikasyonlara yol açmamak için mümkün olan en az yumuşak doku hasarı ile tespit önerilmektedir. Bizde bu çalışmamızda kırık tespitinde kanüllü başsız kompresyon vidası ile intramedüller tespiti diğer bir cerrahi tedavi yöntemi olan kapalı redüksiyon sonrası perkutan pinleme(KRPP) ile karşılaştırarak postoperatif 6 aylık süreçte elin klinik ve fonksiyonel sonuçlarını karşılaştırmayı amaçladık. Gereç ve yöntem: Tek merkezli prospektif olarak yapılan bu çalışma Haziran 2021- Eylül 2022 tarihleri arasında Erzurum Atatürk Üniversitesi ortopedi ve travmatoloji polikliniğine veya acil servise metakarp ve/ veya falanks kırığı ile başvuran ve cerrahi tedavi yapılan hastalarla yapıldı. Postoperatif düzenli kontrollere gelen, en az 6 aylık takibi olan 100 hasta aydınlatılmış onamları alınarak kendi rızası ile çalışmaya dahil edildi. Takiplerde kırığın radyolojik olarak kaynaması, eklem hareket açıklığı, Jamar dinamometresi ile kavrama gücü değerlendirildi. Quick-DASH ve VAS skorlarına bakıldı. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 100 hastanın 50'sine kapalı redüksiyon sonrası kanüllü başsız kompresyon vidası ile im tespit yapılırken diğer 50 hastaya kapalı redüksiyon sonrası perkutan pinleme yapıldı. İntramedüller tespit yapılan hastaların ortalama yaşı 32,82±13,30, KRPP grubunun ortalama yaşı 34,78±12,17 idi. İntramedüller tespit yapılan hastalarda ortalama işe dönüş süresi KRPP yapılan gruba göre anlamlı daha kısa gözlendi(p<0,001). Postoperatif birinci ayda bakılan metakarpofalangeal(MKF) ve proksimal interfalangeal(PIF) eklem hareket açıklıkları im vida grubunda anlamlı yüksek bulunurken (p<0,001), ikinci ve üçüncü ayda bakılan MKF ve PIF eklem hareket açıklığı açısından anlamlı fark bulunamadı. Postoperatif birinci ayda bakılan VAS ve Quick DASH skorları im vida grubunda anlamlı daha düşük(p<0,001) bulunurken postoperatif 6.ayda VAS ve Quick DASH skorları açısından anlamlı fark yoktu. Postoperatif 1.ayda bakılan kavrama gücü im vida grubunda anlamlı yüksek(p<0,001)bulunurken postoperatif 6.ayda anlamlı fark yoktu. Sonuç: Cerrahi tedavi gerektiren metakarp ve falanks kırıklarında kanüllü başsız kompresyon vidası ile im tespit diğer yöntemlere güvenilir bir alternatiftir. Uzun dönem sonuçlarında diğer yöntemlere benzer klinik sonuçlar sunsa da yumuşak dokulara daha az zarar verip daha az komplikasyon izlenmesi ve daha erken bir işe dönüş sağlaması nedeniyle uygun kırıklarda tercih edilebilir bir tedavi yöntemidir.