Ortaokul çocuklarındaki istifleme bozukluğu sıklığının araştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MEHMET AKİF AKINCI
Danışman: Onur Burak DURSUN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Ortaokul Çocuklarındaki İstifleme Bozukluğu Sıklığının Araştırılması Giriş: İstifleme, DSM-5 öncesinde Obsesif Kompulsif Bozukluğun (OKB) bir belirti kümesi olarak düşünülse de DSM-5 ile birlikte İstifleme Bozukluğu, OKB ve ilişkili bozukluklar başlığı altında ayrı bir bozukluk olarak sınıflandırılmıştır. İstifleme Bozukluğu çoğunlukla erişkin yaş grubunu ilgilendiriyor gibi gözükse de hastaların çoğu ilk istifleme belirtilerinin çocukluk ve ergenlik yıllarında başladığını ve kronik bir süreç gösterdiğini bildirilmektedir. Ruhsal rahatsızlıkların tespit edilebilmesi, tedavi edilmesi ve önlenmesi bu yaş grubundaki mevcut sıkıntıların ortadan kaldırılması kadar erişkin yaşamındaki işlevselliğin arttırılması ve sorunların ileride tekrarlanmasının önlenmesi açısından da önemlidir. Ülkemizde, İstifleme Bozukluğu sıklığının, olası risk faktörlerinin ve eşlik eden komorbid psikiyatrik rahatsızlıkların ayrıntılı bir biçimde araştırıldığı bir çalışma bulunmamaktadır. Bu nedenle, çalışmamızda ortaokul çocuklarındaki İstifleme Bozukluğu sıklığını saptamak, olası risk faktörlerini araştırmak ve İstifleme Bozukluğu olan çocuklardaki komorbid psikiyatrik rahatsızlıkları tespit etmek amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmamız, iki aşamalı epidemiyolojik çalışma olarak planlanmıştır. İlk aşamada, Erzurum İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden resmi izinler alınarak il merkezindeki 68 ortaokuldan basit rastgele yöntemle 12 ortaokul seçilmiş ve okulun yetkili müdür yardımcısı veya rehber öğretmenler ile dersin işleyişi bozulmayacak şekilde İstifleme Bozukluğu ile ilgili anket ve onam formları dağıtılmış ve öğrenciler yoluyla ailelere ulaştırılmıştır. Çalışmanın ikinci aşamasında ise ebeveynleri tarafından İstifleme davranışı tarif edilen çocuk ve aileleri Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalına davet edilmiştir. Verilen randevu tarihlerine gelen çocuk ve ebeveynleri ile klinisyen tarafından bire bir psikiyatrik görüşme, sosyodemografik veri formu, DSM-V bazlı İstifleme bozukluğu görüşmesi, Klinik Global İzlenim Ölçeği (CGI) ve yapılandırılmış görüşme yöntemi olan Gelişim ve Ruhsal Sağlık Değerlendirmesi (DAWBA) uygulanmıştır. Bulgular: Dağıtılan 6073 Anket formundan 3249'u (%53.4) geri dönmüş olup İstifleme davranışı tarif edilen 329 (%10.1) olgu klinik görüşmeye davet edilmiştir. 329 olgudan 318'ine ulaşılarak değerlendirmeye alınmış ve yanıt oranı %96.6 olarak saptanmıştır. Psikiyatrik değerlendirme neticesinde; 318 çocuktan 32'si İstifleme Bozukluğu tanısı almıştır. 5 olguda eşik altı İstifleme davranışı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, ortaokul çocuklarındaki İstifleme Bozukluğu sıklığı %0.98 olarak saptanmıştır. İstifleme Bozukluğu tanısı alan çocukların ortalama yaşının 12 (12.65 ± 1.12) olduğu ve İstifleme Bozukluğu tanısının kızlarda daha fazla (K/E=3/1) olduğu saptanmıştır. İstifleme Bozukluğu tanısı alan çocukların doğum şekli, doğumda komplikasyon, doğumda çocuğun tıbbi sorun yaşaması, arkadaş ilişkisi, fiziksel hastalık, psikiyatrik başvuru ve stres faktörü, annelerinde; psikiyatrik hastalık, fiziksel hastalık ve hamilelik sürecinde psikiyatrik bir sorun yaşama, ailelerinde; aile tipi, ailede psikiyatrik hastalık öyküsü ve aynı evde yaşayan birey sayısı açısından İstifleme tanısı almayan çocuklara kıyasla istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmıştır. Çocukların psikiyatrik komorbiditesi değerlendirildiğinde, İstifleme Bozukluğu tanısı alan çocuklarda; herhangi bir psikiyatrik hastalık, Özgül Fobi, Sosyal Fobi, DEHB ve DEHB-Dikkatsizlik alt tipi açısından İstifleme tanısı almayan çocuklara kıyasla istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmıştır. SDQ total güçlük skoru, CGI ve CSI skorlarının İstifleme Bozukluğu grubunda daha yüksek olduğu saptanmıştır. Sonuç: Çalışmamız; yeterli sayıda ve iyi belirlenmiş okul örneklemiyle, iki aşamalı değerlendirme yapılarak, DSM-V tanı ölçütleri kullanılarak, birebir yüz yüze çocuk ve ebeveynle yapılandırılmış tanı görüşmesi yapılan (DAWBA), epidemiyolojik çalışmalar için önerilen ölçütlerin çoğunu karşılayan ve İstifleme Bozukluğunun toplumdaki sıklığını, olası risk faktörlerini ve eşlik eden psikiyatrik eş tanıları araştıran Türkiye'deki ilk epidemiyolojik çalışmadır. Anahtar Kelimeler: İstifleme Bozukluğu, Prevalans, Epidemiyoloji, Komorbidite