Suça sürüklenen çocuklarda katı duygusuz özellikleri ile sosyal dikkat ve empati arasındaki ilişkinin incelenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MÜBERRA KOLAK ÇELİK

Danışman: Abdullah Bozkurt

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş: Suça sürüklenen çocuk (SSÇ); Çocuk Koruma Kanunu'na (ÇKK) göre "Kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuk" olarak tanımlanmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) vasıtası ile ilgili istatistikler incelendiğinde suça karışan çocuk ve ergen sayısının gittikçe arttığı dikkat çekmektedir. Gençler arasında şiddet eğiliminin artması, toplum açısından olumsuz sonuçlar doğurduğu için araştırmalar dışa yönelim sorunlarının ve antisosyal davranışların altında yatan risk faktörlerini incelemeye yönelmiştir. Yıkıcı davranış bozukluklarının heterojen görünümünü azaltmak, davranış sorunlarının psikopati ile ilgili alt tipini tanımlamak amacıyla son zamanlarda katı-duygusuz (KD) özellik kavramı ortaya atılmıştır. Psikiyatrik Hastalıkların Tanı ve Sınıflandırma El Kitabı-5'te (DSM-5) Davranım Bozukluğu (DB) tanı kriterleri içerisinde "kısıtlı prososyal emosyonlarla giden" olgulara vurgu yapılarak KD özellikler tanımlanmıştır. KD özelliklerin, erken yaşta başlayan ve daha şiddetli seyreden davranış sorunları, suç işleme eğilimi ve saldırganlık ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Ayrıca, bu bireylerde bilişsel ve duygusal empati güçlüklerinin belirgin olduğu bildirilmiştir. Çocuk suçluluğunu ve tekrarlayan suç davranışlarını önleyebilmek için, suç işleme davranışının altında yatan mekanizmaların anlaşılması büyük önem taşımaktadır. Erken yaşta artan şiddet eğiliminin toplum üzerindeki olumsuz etkileri göz önünde bulundurulduğunda, bu mekanizmaların çok boyutlu bir yaklaşımla incelenmesi gerekmektedir. DEHB tanılı bireylerin tümünde davranım bozukluğu veya suç işleme davranışının görülmemesi, suç işleyen bireylerde farklı mekanizmaların etkili olabileceğini düşündürmektedir. Bu doğrultuda, çalışmamızda, KD özellikler, empatinin üç boyutu (bilişsel, duygusal, motor) ve sosyal dikkati öz-bildirim ölçeklerinin yanı sıra elektrodermal aktivite, göz izleme cihazı ve yapay zeka tabanlı yüz ifade analizi gibi fizyolojik ölçüm yöntemlerini kullanarak, SSÇ, DEHB ve sağlıklı kontrol gruplarında karşılaştırmalı olarak değerlendirmeyi ayrıca SSÇ grubunda KD özellikleri ile sosyal dikkat ve empatinin bileşenleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmamız kesitsel ve tanımlayıcı nitelikte bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemi, Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Polikliniği'ne adli birimler tarafından yönlendirilen SSÇ olguları ile DEHB belirtileri nedeniyle başvuran 12-18 yaş arası erkek çocuk ve ergenlerden oluşturulmuştur. Yarı yapılandırılmış tanı görüşmesi ve klinik değerlendirme sonucunda DSM-5 tanı kriterlerine göre DEHB tanısı alan 44 birey, adli birimler tarafından yönlendirilen 48 SSÇ olgusu ve yaş dağılımı göz önüne alınarak belirlenen 40 sağlıklı kontrol çalışmaya dahil edilmiştir. Tüm katılımcılar, görme, nörolojik ve fiziksel problemler ile anlıksal yeti yitimi açısından değerlendirilmiş ve Wechsler Çocuklar için Zekâ Ölçeği uygulanmıştır. Ebeveynlerden Sosyodemografik Veri Formu ve Güçler ve Güçlükler Anketi (GGA), çocuklardan ise Katı Duygusuz Özellikleri Tarama Ölçeği (ICU-TR) ve Çocuklar için Bilişsel, Duygusal ve Bedensel Empati Ölçeği (BDBEÖ) doldurmaları istenmiştir. Çalışma laboratuvar ortamında iki aşamalı bir prosedürle gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada katılımcılara basit ve kompleks duyguları içeren dinamik görseller gösterilmiş ve göz izleme cihazı kullanılarak göz hareketleri kaydedilmiştir. Ağız, göz ve toplam fiksasyon yüzdeleri hesaplanarak sosyal dikkat ölçümü yapılmıştır. İkinci aşamada katılımcılara video tabanlı uyaranlar gösterilirken, elektrodermal aktivite ölçümü ve yapay zeka tabanlı yüz ifade analiz yöntemi kullanılarak duygusal ve motor empati değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmamızda ebeveynlerin doldurduğu GGA duygulanım sorunları, davranım sorunları, dikkat eksikliği ve hareketlilik, dışsallaştırma sorunları, içselleştirme sorunları, toplam güçlük puanı ve etki skoru alt ölçek puanları DEHB grubunda diğer iki gruba kıyasla anlamlı düzeyde yüksek saptandı. KD özellikleri değerlendirdiğimiz ICU-TR alt ölçek ve toplam puanı açısından üç grup arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı. BDBEÖ bilişsel empati alt ölçek puanında SSÇ grubu diğer iki gruba kıyasla daha düşük puan alırken, diğer alt ölçekler açısından üç grup arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmedi. Kompleks duyguları tanıma açısından değerlendirildiğinde SSÇ grubunun diğer iki gruba kıyasla daha fazla hata yaptığı, basit duygular açısından üç grup açısından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık olmadığı tespit edildi. Sosyal dikkat açısından yaptığımız değerlendirmede DEHB grubunda diğer iki gruba kıyasla anlamlı düzeyde farklılıklar tespit edilmiş olmakla beraber SSÇ grubu ile kontrol grubu arasında farklılık tespit edilmemiştir. Duygusal empatinin değerlendirilmesi için yapmış olduğumuz elektrodermal aktivite ölçümlerinde DEHB grubu yükselme zamanı açısından diğer iki gruba göre farklılık gösterirken diğer deri iletkenliği parametreleri üç grup arasında anlamlı düzeyde farklılık göstermemiştir. Motor empati değerlendirmesinde, üç duyguyu içeren videoda AU07'nin ortalama görülme sayısı SSÇ grubunda daha yüksekti. Diğer AU'ların kullanımında ise gruplar arasında anlamlı fark bulunmadı. SSÇ grubuna yönelik korelasyon analizlerinde, ICU-TR toplam puanı ile basit duyguları tanımadaki hata sayısı arasında zayıf pozitif korelasyon; mutluluk videosunda AU02'nin ortalama görülme sayısı, bazal deri iletkenliği ve mutluluk anındaki deri iletkenliği yanıtı ile ise zayıf negatif korelasyon saptandı. ICU-TR toplam puanı ile sosyal dikkat arasında anlamlı bir ilişki bulunmadı. Sonuç: Çalışmamızın bulguları, SSÇ grubunun bilişsel empati düzeyinin düşük olduğunu, ancak bu durumun sosyal dikkat ile doğrudan ilişkili olmadığını göstermektedir. Ayrıca, KD özelliklerin duygusal empati ile ilişkisi açısından literatürdeki önceki bulgularla çelişkili sonuçlar elde edilmiştir. Motor empati açısından yapay zeka tabanlı yüz ifade analizinin, empati değerlendirmesi için umut vadeden bir yöntem olabileceği düşünülmektedir. Bu çalışma, SSÇ, DEHB ve sağlıklı kontrol grubu arasında empatinin üç alt bileşeninin (bilişsel, duygusal, motor) fizyolojik ölçüm teknikleriyle karşılaştırmalı olarak incelendiği ve KD özellikler ile ilişkisini araştıran özgün bir araştırma olmasıyla literatüre katkı sağlamaktadır. Elde edilen veriler, suç işleme davranışının altında yatan mekanizmaların daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunarak gelecekteki araştırmalara yol gösterici olabilir. Anahtar Kelimeler: Empati, Katı Duygusuz Özellik, Suça Sürüklenen Çocuk, Sosyal Dikkat