Eğitim Aile Sağlığı Merkezlerine Başvuran Hastalarda Nomofobi Görülme Sıklığı ve Depresyon Riski İle İlişkisinin Araştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ZÜHAL YAĞMUR TÜRKOĞLU
Danışman: Kenan Taştan
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Günümüzde akıllı telefonlar insanların ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Bu sebeple insanlar üzerindeki etkisi her geçen gün daha fazla hissedilmektedir. Akıllı telefonların kontrolsüzce kullanımlarının sonuçlarından birisi olan nomofobinin yaygınlığı giderek artmaktadır. Depresyon maluliyetlere neden olan, tekraralayabilen, insanların işlevselliğinde bozulmalara yol açan ve sık görülen psikiyatrik bir hastalıktır. Nomofobi depresyon için bir risk faktörü olabilir. Bu çalışmamızda üniversite eğitim aile sağlığı merkezlerine başvuran hastalarda nomofobi sıklığını ve depresyon riski ile ilişkisini araştırmayı amaçladık. Yöntem: Bu çalışma 15 Temmuz 2022-15 Eylül 2022 tarihlerinde Atatürk Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı'na bağlı Eğitim Aile Sağlığı Merkezleri'ne başvuran 355 kişi ile yapılmıştır. Katılımcılara sosyodemografik veri formu, nomofobi ölçeği (NMP-Q), Birinci Basamak için Beck Depresyon Tarama Ölçeği (BDÖ-BB) uygulanmıştır. Veriler SPSS ile analiz edilip anlamlılık düzeyi p<0,05 kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmamız 355 birey ile tamamlandı. Araştırmaya katılan kişilerin % 58,9'u (n=209) kadın, %41,1'i (n=146) erkekti. Katılımcıların yaş ortalaması 31.3±9.6 yıl olup medeni durumlarına bakıldığında %45,9'unun (n=163) bekar, %54,1'inin (n=192) evli olduğu tespit edildi. Katılımcıların yaş ortalamaları ile nomofobi toplam puanları arasında negatif yönde anlamlı bir korelasyon olduğu saptanmıştır (r=-0,16, p<0,001). Çalışmamızda katılımcıların nomofobi seviyeleri incelendiğinde %45,9'unun (n=163) orta nomofobik grupta olduğu tespit edilmiştir. Hafif nomofobik grubun %34,4 (n=122), aşırı nomofobik grubun %19,7 (n=70) ile bunu takip ettiği görüldü. Katılımcıların NMP-Q puan ortalaması 74,04±28,4 olarak tespit edilmiştir. Katılımcıların nomofobi seviyeleri ile depresyon riski ile ilişkisine bakıldığında orta (%44,2) ve yüksek (%55,7) nomofobi düzeyine sahip kişilerde depresyon riski varlığının yüksek olduğu ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür. NMP-Q puanları ile BDÖ-BB puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir korelasyon mevcuttur (r=0,13,p<0,05). Katılımcıların nomofobi ölçeği alt boyutlarına bakıldığında iletişim kuramama alt boyut ortalamasının 25.3 ± 10.6 ile en yüksek olduğu görülmüştür. Sonuç: Çalışmamızdan elde ettiğimiz verilere göre katılımcıların çoğu orta nomofobik gruptaydı. Aşırı nomofobik olan bireylerin sayısı ise azımsanmayacak sayıdaydı. Nomofobi seviyesinin artması bireyleri daha yüksek bir depresyon riski ile karşı karşıya bırakmaktaydı. Nomofobi depresyon için bir risk faktörü olabilir. Birinci basamak hekimleri hastalarını biyopsikososyal açıdan değerlendirir. Hastaları nomofobi açısından değrelendirmek için birinci basamak sağlık hizmetleri bir fırsat olabilir. Nomofobi durumu şiddetli olan kişiler depresyon açısından da değerlendirilmelidir. Hastayı nomofobi seviyesi açısından da değerlendirmek işlevsellikte bozulmalara neden olan depresyonun önlenmesi için günümüzde önemli bir koruyucu hekimlik uygulaması olabilir.