Ayak bileği kırıklarında cerrahi tedavi sonuçlarımız


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2014

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: TUGAY TİPİ

Danışman: Orhan Karsan

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Ayak bileği kırıkları acil servise başvuran ortopedik hastaların %9'unu oluşturmaktadır. Son 30 yılda insidansı giderek artmakta ve özellikle genç, aktif erkekler ile yaşlı osteoporotik kadınlarda olmak üzere her yıl 800 kişiden birinde görülmektedir. Ayak bileği kırıklarının modern tedavisinde genel görüş erken mobilizasyona izin vererek fonksiyonel iyileşmeyi hızlandırmak amacıyla stabil fiksasyon ile eklemin tam anatomik restorasyonudur Bu retrospektif çalışmada Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji kliniğinde Ocak 2008-Ocak 2014 tarihleri arasında, ayak bileği kırığı nedeniyle cerrahi uygulanmış 287 hastadan son kontrolüne gelen 92 hasta değerlendirildi. Hastaların 64'ü erkek, 28'i kadındı. Ortalama takip süresi 27 (6–83) ay olan olgular kaynama süre ve oranları, koplikasyonlar, radyolojik ve fonksiyonel sonuçlar ile bunları etkileyen faktörler açısından araştırıldı. Weber protokolüne göre 21 (%22,9) hastada mükemmel, 47 (%51,1) hastada iyi, 24 (%26) hastada kötü sonuç alındı. AOFAS protokolüne göre 79 (%85,8) hastada iyi, 13 (%14,2) hastada kötü sonuç alındı. Hastaların ortalama NPRS skoru 2,6 olarak bulundu. Hastalarımızda en sık 53 (%57,6) hasta ile Danis-Weber Tip B ve 32 (%34.8) hasta ile Lauge-Hansen SER tipi kırıkları saptadık. Ortalama kaynama süresi 7,9 (7–18) hafta idi. 2 hastada kaynamama görüldü. Komplikasyonlar açısından baktığımızda erken komplikasyon (hematom, redüksiyon kaybı, enfeksiyon) gelişen hasta sayımız 27 (%29.3), geç komplikasyon (nonunion, malunion, sinoztoz, sudek atrofisi, artrit) gelişen hasta sayımız ise 23 (%25)'dü. Çalışma neticesinde ayak bileği kırıklarında tam anatomik redüksiyonun asıl amaç olması gerektiği, cerrahi tedavi ile stabil tespit ve erken mobilizasyon sağlanabileceği için konservatif tedavide ısrarcı olunmaması gerektiği, cerrahi tedavinin en erken zamanda ve en uygun koşullarda yapılmasının komplikasyonları azaltacağı sonucuna varıldı.