Gestasyon yaşı 35-38 hafta olan bebeklerde umbilikal kord kanı epinefrin ve kortizol düzeyleri ile solunum problemleri arasındaki ilişkinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DİLARA KORKUT

Danışman: Kadir Şerafettin TEKGÜNDÜZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmamızda 35-38. gestasyon haftalarında doğan yenidoğanların umbilikal kord kanındaki kortizol ve epinefrin düzeyinin yenidoğanlarda görülen solunum problemleri ile ilişkisini araştırmayı amaçladık. Yöntem: Çalışma prospektif kontrollü bir çalışma olarak planlandı. Çalışmaya 15.12.2021- 15.04.2023 tarihleri arasında Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi ve Erzurum Şehir Hastanesi'nde doğan sağlıklı 72 bebek kontrol grubu olarak, yenidoğan yoğun bakım ünitesine solunum problemi nedeni ile yatırılan 71 bebek de hasta grubu olarak toplam 143 yenidoğan dahil edildi. Çalışmaya konjenital hastalığı, ek anomalisi, asfiksi öyküsü, IUGR olan ve annesine antenatal steroid verilenler dahil edilmedi. Bebeklerin umbilikal kord kanından kortizol ve epinefrin düzeyi ölçüldü. Kortizol ve epinefrin düzeyinin yenidoğandaki solunum problemleri ile ilişkisi incelendi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen yenidoğanların demografik özellikleri incelendiğinde; hasta ve kontrol grubu arasında doğum haftası, doğum ağırlığı, anne yaşı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı görüldü. Gruplar arasından cinsiyet dağılımı açısından anlamlı bir fark yoktu. Hasta grubunda 1.dk, 5.dk ve 10.dk Apgar skoru anlamlı düzeyde düşük bulundu (p<0.001). Epinefrin düzeyi; hasta grubunda 9,33 ± 5,61 ng/ml, kontrol grubunda 12,47 ± 7,61 ng/ml olarak ölçüldü. Epinefrin düzeyinin kontrol grubunda anlamlı biçimde yüksek olduğu görüldü (p=0.006). Kortizol düzeyi; hasta grubunda 10,18 ± 6,71 ng/ml, kontrol grubunda 15,40 ± 5,81 ng/ml olarak ölçüldü. Kortizol düzeyinin kontrol grubunda anlamlı biçimde yüksek olduğu görüldü (p<0.001). Kız ve erkek cinsiyet arasında kortizol ve epinefrin düzeyleri karşılaştırılmış cinsiyetler arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark olmadığı görüldü (p=0.073). Kortizol ve epinefrin düzeyleri arasındaki korelasyon grafiğinde anlamlı pozitif korelasyon olduğu görüldü (r:0.394, p<0.001). Toplam 71 hastamızdan 44 tanesi nazal CPAP desteği aldı. Surfaktan verilen hasta sayısı 12 dir. CPAP ihtiyacı olan hastaların kortizol düzeyi CPAP ihtiyacı olmayanlara göre anlamlı biçimde düşük bulundu (p=0.003). CPAP ihtiyacı olan hastaların epinefrin düzeyi daha düşük olmasına rağmen CPAP ihtiyacı olan ve olmayan grup arasında epinefrin düzeyi açısından anlamlı fark olmadığı görüldü (p=0.326). Surfaktan ihtiyacı olan 12 hastanın kortizol ve epinefrin düzeyi daha düşük olmasına rağmen surfaktan ihtiyacı olan ve olmayan grup arasında kortizol ve epinefrin düzeyi açısından anlamlı bir fark olmadığı görüldü (sırasıyla p=0.349, p=0.170). Hastaların aldığı en yüksek FiO2 değeri ile kortizol düzeyi arasında anlamlı negatif korelasyon olduğu görüldü (r:-0.258, p:0.029). Hastaların oksijen ihtiyacı süresi ile kortizol düzeyi arasında anlamlı negatif korelasyon olduğu görüldü (r:-0.269, p:0.022). Hastaların oksijen ihtiyacı süresi ile epinefrin düzeyi arasında anlamlı negatif korelasyon olduğu görüldü (r:-0.239, p:0.045). Sonuç: Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde takip ve tedavi gerektiren en yaygın nedenlerden biri solunum sıkıntısıdır. Çalışmamızda; umbilikal kord kanındaki kortizol ve epinefrin düzeyinin sağlıklı bebeklerden oluşan kontrol grubunda solunum problemi nedeniyle yenidoğan yoğun bakım ünitesinde takip edilen hasta grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek olduğunu gördük. Doğum öncesinde ve doğum esnasında artan kortizol ve epinefrin düzeyinin, fetal akciğer sıvısının geri emiliminde ve bebeğin extrauterin hayata pulmoner adaptasyonunda etkili olduğunu düşündürmektedir. Çalışmamızda kortizol ve epinefrin düzeyleri arasında anlamlı pozitif korelasyon olduğu görüldü. Hastaların oksijen ihtiyacı süresi ile kortizol ve epinefrin düzeyleri arasında anlamlı negatif korelasyon olduğu görüldü. Bu durum kortizol ve epinefrin düzeyinin artmasının bebeğin oksijen ihtiyacını azaltacağını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Yenidoğan geçici takipnesi, respiratuar distres sendromu, kortizol, epinefrin