Kliniğimizde Larenjektomi ve Boyun Diseksiyonu yapılan hastalarda; Larenks'teki pirimer tümörün lokalizasyonu, evresi, büyüklüğü ve histopatolojisi ile boyun metastazı arasındaki ilişkinin retrospektif olarak incelenmesi.


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, KULAK BURUN BOĞAZ VE BAŞ-BOYUN CERRAHİSİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2008

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: VAHİT MUTLU

Danışman: Harun ÜÇÜNCÜ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Larenks kanserlerinde en önemli prognostik faktör servikal lenf nodu metastazı varlığıdır. Yapılan tedavilerin başarısız olmasının asıl nedeni boyun nükslerinin oluşmasıdırNoninvaziv metodlar kullanılarak servikal bölgedeki occult metastazlar belirlenemez, belirlenebilmesi için boyun diseksiyonu yapmak gerekir. Boyun diseksiyonu sırasında uzaklaştırılan lenf nodlarının detaylı histopatolojik değerlendirmesi günümüzde lenf nodlarının doğru tanısı için elde edilebilen en güvenilir metoddurKlinik muayene ve görüntüleme yöntemleri (CT, MRI, USG)'nde pozitif lenf nodu tespit edilen(N+) larengeal karsinomlu hastaların ilk tedavisi içinde boyun diseksiyonu zorunludur. Fakat klinik muayene ve görüntüleme yöntemleri ile pozitif lenf nodu tespit edilemeyen (N0) larengeal karsinomlu hastalarda elektif boyun diseksiyonu yapmak konusunda fikir birliği bulunmamaktadır. Bir kısım cerrah derhal elektif boyun diseksiyonu önerirken, diğerleri ise ?bekle gör?ü savunurlar. Bekle görü savunanlar elektif boyun diseksiyonunun morbidite ve mortaliteyi artırdığı, sürviyi değiştirmediğini söylerlerN0 olgularda occult boyun metastazını tam teşhis edebilmek için boyun diseksiyonu yapmak gerekir. Bu nedenle occult boyun hastalığı ihtimalinin tahmini için tedavi öncesi bazı klinik parametrelere müracaat edilebilir. Bunlar tedavi öncesi tümörün lokalizasyonu, büyüklüğü, T evresi ve histopatolojik gradedirAtatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Kliniği'nde son on yılda(1997-2007) larenks kanseri nedeni ile larenjektomi(parsiyel,total) ve boyun diseksiyonu(fonksiyonel,radikal) operasyonu yapılan 118 hastanın dosyaları retrospektif incelenerek değerlendirilmiştir118 hastanın 116'sı erkek, 2'si kadındı. Yaş ortalaması 56+/-22 idi118 hastaya 189 boyun diseksiyonu operasyonu yapılmıştır. Preop klinik muayene ve postop çıkarılan spesmenlerin histopatolojik incelemesi sonucunda tümörün lokalizasyonu, büyüklüğü, T evresi ve histopatolojik diferansiasyon derecesi ile servikal lenf nodu metastazı belirlenerek bunların arasındaki ilişki incelenmiştirSupraglottik tümörlerde %55.2 oranında servikal metastaz, %28.9 oranında occult metastaz tespit edilirken, transglottik tümörlerde %35.1 oranında servikal metastaz, %18.9 oranında occult metastaz tespit edilmiştir. Glottik tümörlü 6 olguda servikal metastaz görülmemiş olup, sadece subglottik yerleşimli tümörü olan hiç vakamız olmamıştır. Böylelikle servikal metastaz en fazla supraglottik tümörlerde, daha sonra transglottik tümörlerde görülmüştür.Supraglottik tümörlerin tuttuğu anatomik bölgeye göre en yüksek servikal metastaz sırasıyla; dil kökü (%100), sinüs piriformis (%68.7), preepiglottik alan (%54.5), ariepiglottik plika (%53.8), tiroid kıkırdak (%50) tutulumunda görülmüştür.Tümörün büyüklüğü arttıkça servikal metastaz oranıda artmıştır. 4 cm'den büyük tümörlerin servikal metastaz oranı %55.8 iken 4 cm'den küçük tümörlerin servikal metastaz oranı %27.27 olarak bulunmuştur (P=0.002, P<0.01).Tümörün T evresi arttıkça servikal lenf nodu metastazı oranlarının da arttığı görülmüştür. T1 evreli vakalarda %26.3, T2 evreli vakalarda %25.8, T3 evreli vakalarda %40.6, T4 evreli vakalarda ise %58.3 servikal metastaz oranı tespit edilmiştir. İleri T evreli tümörlerde servikal metastaz oranı, erken T evreli tümörlerden daha yüksek bulunmuştur (P=0.027, P<0.05).Tümörün diferansiasyon derecesi (grade;G) ile servikal metastaz arasında çok yakın bir ilişki bulunmuştur. İyi diferansiye (G1) tümörlerde %27.3, orta diferansiye (G2) tümörlerde %53.4, kötü diferansiye (G3) tümörlerde %71.4 oranında servikal metastaz tespit edilmiştir (P=0.005, P<0.01).Larenks kanserleri en çok üst juguler bölgeye metastaz yaptığı görüldü (%72.34). Genel olarak ise servikal metastaz daha çok II., III. ve IV. bölgelere olmaktadır.Kontralateral metastaz ise supraglottik tümörlerde, transglottik tümörlerden daha fazla görülmüştür. Anatomik lokalizasyonda ise orta hat yerleşimli, orta hatta uzanıp karşı tarafa geçen tümörler ve sinüs piriformis tutulumu olan tümörlerde, diğer yerleşim yeri olan tümörlere göre daha çok kontralateral metastaz görülmüştür. Ayrıca kontralateral servikal metastazı olan olguların çoğunda ipsilateral servikal metastaz da tespit edilmiştir.