Rinoplasti olacak hastalarda ultrasonografi ile ölçülen nazal cilt kalınlığının post-operatif akne oluşumu ve hasta memnuniyeti üzerine etkilerinin araştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: FARUK ÖZER
Danışman: Korhan Kılıç
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Septorinoplasti, burnun fonksiyonel özelliklerini ve estetik durumunu değiştirmek için kullanılan bir dizi operasyon olarak tanımlanmıştır. Operasyonun ana amacı estetik olduğundan operasyon sonrası ortaya çıkabilecek kozmetik problemler hastanın konfor ve memnuniyeti üzerine olumsuz etki yapabilmektedir. Bu yüzden cerrahi operasyonun olası sonuçlarının hastayla tartışılması önem arz etmektedir. Bu problemlerden bir tanesi de akne oluşumudur. Akne vulgaris, klinik seyri hafif komedonal akneden fulminan sistemik hastalığa kadar değişebilen, kişileri sosyolojik ve psikolojik olarak olumsuz yönde etkileyebilen, pilosebase birimin multifaktöriyel bir hastalığı olarak tanımlanır. Dünya nüfusunun %80'inin ömründe en az bir kez akne geçirmiş olduğu görülmektedir. Sıklıkla rinoplasti olmak isteyen hasta grubu ergen ve genç erişkinler olup, akne oluşumu sıklıkla bu grupta olan hastalarda izlenmektedir. Yapılan çalışmalarda rinoplasti operasyonunun postoperatif akne gelişimi ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Ancak; hangi hasta grubunda daha fazla akne gelişimi riski olduğu henüz kesin olarak ortaya konulmamıştır. Biz çalışmamızda rinoplasti olacak hastalarda nazal cilt kalınlığının postoperatif akne gelişimi ve hasta memnuniyeti üzerine etkisini inceleyerek, akne gelişimi açısından hangi hastaların risk altında olabileceğini tespit etmeyi amaçladık. Materyal ve Metod: Ağustos 2021 ile Aralık 2021 tarihleri arasında kliniğimizde rinoplasti yapılan 100 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastalara öncelikle lineer ultrason yapıldı. Nasion, rhinion ve supratip bölgelerinden nazal cilt kalınlıkları ayrı ayrı ölçüldü. Daha sonra hasta memnuniyetinin değerlendirilmesi için rinoplasti sonuç değerlendirme ölçeği (ROE-T) uygulandı. Ayrıca; hastalarda akne durumunun değerlendirilmesi için global akne skorlama sistemi (GAGS) kullanıldı. Hastaların tamamı aynı teknikle (açık teknik septorinoplasti) opere edildikten sonra postoperatif 1.ay ve postoperatif 3.ay muayenelerinde hastaların nazal bölgelerinde akne oluşumu ve derecelendirilmesi amacıyla global akne derecelendirme sisteminden (GAGS) ve hasta memnuniyeti açısından ise ROE-T ölçeğinden yeniden yararlanıldı. ROE-T ve GAGS ölçekleriyle bulunan değerler ile, ultrason ile bulunan cilt kalınlıkları istatistiksel olarak değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya yaşları 17-47 arası değişen 100 hasta dahil edildi. Hastaların yaş ortalaması 24.6 ± 0.62 idi. Çalışmaya katılanların %24'ü erkek, %76'sı kadın hastaydı. ROE-T anketinin sonucuna göre hastaların memnuniyetleri preoperatif ve postoperatif döneme göre değişmekte olup ortalama memnuniyet preoperatif dönemde %24 iken, postoperatif 1. ayda %64 ve postoperatif 3.ayda %68 olarak ölçüldü. Cilt kalınlığı ve yaş gruplarının preoperatif veya postoperatif hasta memnuniyeti üzerinde anlamlı farklılık oluşturmadığı izlendi. Operasyon sonrası akne skorunda anlamlı derecede artış izlendi ve rinoplastinin akne artışına sebep olduğu ortaya konuldu. Dönemsel olarak preoperatif döneme göre postoperatif 1.ay ve postoperatif 3.ayda akne oluşumunun ve akne agrevasyonunun anlamlı olarak artış gösterdiği istatistiksel olarak gösterildi. Cilt kalınlığının akne skoru üzerinde anlamlı etkisi bulunmadığı ancak; yaş ile akne skoru arasında ters korelasyon bulunduğu tespit edildi. Bu analiz bize yaş azaldıkça postoperatif akne skorunun arttığını gösterdi. Sonuç: Çalışmamızda rinoplasti operasyonunun postoperatif dönemde anlamlı derecede yüksek memnuniyet oluşumu sağladığı tespit edildi. Cilt kalınlığı ve cinsiyetin memnuniyet üzerine anlamlı etki oluşturmadığı izlendi. Yapılan rinoplasti operasyonu sonrası postoperatif 1.ay ve postoperatif 3.ay'da akne artışının olduğu ve istatistiksel olarak bu durumun anlamlı bulunduğu gösterilmiş olup, akne skoru ve akne agrevasyonunun cilt kalınlığı ile istatistiksel olarak anlamlı olmadığı ve akne miktarının yaşla ters korelasyon gösterdiği, yaş arttıkça akne miktarında anlamlı olarak azalma olduğu bulundu.