Monosiklik ve bisiklik monoterpen uygulamasının deneysel beyin tümör modeli üzerine potansiyel etkilerinin in vitro yöntemlerle araştırılması
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Biyoloji Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2013
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ELANUR AYDIN
Danışman: Hasan Türkez
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Nöroblastoma beyin dokusu içerisinde hızlı bir şekilde yayılabilen ve çocukluk çağında en sık görülen ölümcül tümör çeşididir. Buna rağmen, nöroblastomanın etiyolojisi hala tam olarak bilinmemektedir. Cerrahi ve radyoterapi gibi yöntemlerin yanı sıra, nöroblastoma tedavisi için tercih edilen bir başka etkili yol da kemoterapötik ajanların kullanımıdır. Bu nedenle, özellikle son yıllarda çeşitli kanser türlerinin tedavisinde kullanılabilecek doğal ve biyolojik etkili kemoterapötik ajanların keşfedilmesi ve geliştirilmesi en popüler araştırma konuları arasında yer almaktadır. Bu açıdan bakıldığında monoterpenler, bitkilerin koku ve rengini sağlayan temel bileşenler olmalarının yanı sıra insan sağlığına katkıları açısından da önemli biyoaktif bileşenlerdir. Monoterpenlerin yararlı etkileri antioksidan, antibakteriyal, antifungal, antikanserojen, anti-inflamatuvar ve anti-ülser özellikler olarak sıralanabilir. Bu nedenlerle, tez kapsamında bazı önemli monosiklik ve bisiklik monoterpen bileşiklerin normal ve kanserli sıçan beyin hücre hatları (N2a) üzerine in vitro sitolojik, biyokimyasal ve genetik etkilerinin ilk defa araştırılması amaçlanmıştır. Ayrıca literatürde tez kapsamında test edilen olan farklı monoterpenlerin beyin tümörü hücrelerinde çoğalmayı baskılayıp baskılamadığı konusunda herhangi bir araştırmaya rastlanmamıştır. Çalışmamızda yer alan monosiklik (karvakrol, karvon, terpinolen ve timol) ve bisiklik (alfa-pinen) monoterpenlerin çeşitli konsantrasyonlarda kültür ortamına ilave edilerek hücre çoğalması üzerine etkileri 3-(4,5 dimetylthiazol -2-yl) - 2,5 diphenltetrazolium bromide (MTT) yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Hücre kültürlerinde oksidatif etkilerin değerlendirilmesinde toplam antioksidan kapasite (TAK) ve toplam oksidan durum (TOD) parametreleri kullanılmıştır. Aynı zamanda, monoterpenlerin normal ve kanserli beyin hücreleri üzerine olan genetik etkileri tek hücre jel elektroforezi (Comet testi) yöntemi ile ilk kez değerlendirilmiştir. Bulgularımız sözkonusu bileşiklerin düşük konsantrasyonlarda antioksidan aktivitelerinin varlığını ve yüksek konsantrasyonlarda ise sitotoksik etkili olduklarını ortaya koydu. Test edilen tüm bileşiklerin genotoksik etkili olmadığı bulundu. Başta terpinolen olmak üzere tüm monoterpenlerin nöroblastoma hücrelerine karşı farklı düzeylerde antikanserojenik aktivite gösterdi. Tez kapsamında elde edilen bulgular ışığında farklı yapıda monoterpenlerin N2a beyin tümörü hücre hatlarında antikanserojenik aktivitelerinin multidisipliner yaklaşımlar ile belirlenmesiyle, beyin kanseri tedavisi gören hastaların tedavi etkinliklerinin desteklenebileceğini umut etmekteyiz.