Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde takip edilen PICC takılan ve takılmayan bebeklerin retrospektif karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GÜZİDE TAVLAŞ
Danışman: Mustafa Kara
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Periferik yerleştirilmiş santral kateter (PICC) son yıllarda kullanımı giderek artan, hastane maliyeti ve hasta sağlığı açısından verimli olduğu düşünülen, periferik bir venden santral bir kateter açılmasını sağlayan, hastanın tedavi devamlılığının sağlanması için kullanılan venöz yoldan biridir. Bu yol, birçok diğer intravenöz girişimlerden daha az invaziv olması, daha az komplikasyon görülmesi ve santral kateter olup birçok tedavinin yüksek konsantrasyonlarda güvenle verilebilmesi gibi avantajları ile kullanım sıklığı giderek artmakta olan bir yöntem olmuştur. Çalışmada bu yöntemin avantaj ve dezavantajları incelenerek önemi irdelendi. Yöntem: Çalışmamızda 0-28 gün yaş arasında yenidoğan yoğun bakıma yatan PICC takılan 212 bebekten oluşan ana grup ve PICC takılmayan 47 bebekten oluşan kontrol grubu çalışmaya alındı. Çalışma retrospektif olarak yapıldı. Bebeklerin klinik ve laboratuvar bulguları kaydedildi. PICC takılan ve kontrol grubundaki bebeklerin verileri karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmada en küçüğü 0 günlük, en büyüğü 28 günlük hastalar incelendi. PICC takılan hastaların ortalama doğum haftası 30.87 iken PICC takılmayanların 32.36 idi. Yine PICC takılan hastaların ortalama doğum ağırlığı 1424 g, taburculuk ağırlığı 2476 g iken PICC takılmayanların ortalama doğum ağırlığı 1780 g, taburculuk kilosu 2367 g olarak saptandı. PICC takılan hastalara denenen damar yolu ve branül sayısı sırası ile 7.35 – 16.57 iken PICC takılmayan hastalarda bu sayılar sırasıyla 11.42 – 22.52 olarak tespit edildi. Gebelik haftası, doğum kilosu, yatış süresi ve damar yolu ile branül sayısı için PICC takılan ve takılmayan hastalarda anlamlı fark görüldü (p<0.01). PICC takılma nedenleri incelendiğinde en sık neden %51.5 ile total parenteral nutrisyon (TPN) idi. PICC çıkarılma nedeni ise en sık gerekliliğin ortadan kalkmasıydı (%53.85). PICC takılan ve takılmayan hastaların yatış tanısına bakıldığında en sık görülen tanının premtürite (%79.4) olduğu saptandı. PICC takılması için en çok kullanılan ven %42.9 ile basilik ven en az kullanılan ven ise %0.4 ile küçük safen veniydi. PICC varlığı ile umbilical kateter, sepsis, kolestaz, TPN, ventilasyon durumu parametrelerinin ilişkileri incelendiğinde: umbilical kateterin PICC takılmayanlarda daha sık denendiği, sepsis olan hastalara daha sık PICC takıldığı, kolestaz gelişmesi ve TPN ihtiyacı ile PICC arasında ilişki olmadığı (p=0.488) ve ventilasyon ihtiyacı fazla olan hastalarda PICC'in daha çok kullanıldığı istatiksel açıdan anlamlı olarak saptandı (p<0.01). Hastaların PICC takılmadan önceki kiloları ve PICC çıkarılma anındaki kiloları ile aynı sürede PICC'siz takip edilen hastaların kiloları karşılaştırıldığında, PICC takılan hastalarda istatiksel açıdan anlamlı oranda daha yüksek kilo alımı tespit edildi(p=0.023). Sonuç: Çalışmamızda PICC takılan hastalarda daha az branül ve damar yolu denendiği, PICC'in tartı alımına anlamlı faydası olduğu ve umbilical kateter ihtiyacını azalttığı saptanmıştır. Özellikle yenidoğan kliniklerinde uzun süreli hasta izleminde PICC'in yararlı olduğunu düşünüyoruz. Anahtar kelimeler: Yenidoğan, periferik yerleştirilmiş santral kateter, sepsis.