Glutatyon ilişkili enzimlerin potansiyel inhibitörleri olarak 2-kinolinon türevlerinin in vitro ve in silico değerlendirmesi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Kimya Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MESUT KÖRÜKMEZ
Danışman: Pınar Güller
Özet:Amaç: Bu çalışmada, glutatyon ilişkili enzimler olan glutatyon redüktaz (GR) ve glutatyon S-transferaz (GST) üzerinde potansiyel inhibitör etki gösterebilecek 2-kinolinon türevlerinin in vitro ve in silico yöntemler kullanılarak değerlendirilmesi amaçlandı. Çalışma kapsamında, söz konusu bileşiklerin enzim aktiviteleri üzerindeki etkilerinin belirlenmesi ve inhibitör–enzim etkileşimlerinin moleküler düzeyde açıklanması hedeflendi. Yöntem: GR ve GST insan eritrositlerinden afinite kromatografisi yöntemiyle izole edildi ve aktiviteleri spektrofotometrik yöntemlerle ölçüldü. 2-kinolinon türevlerinin farklı konsantrasyonları kullanılarak enzim inhibisyon çalışmaları gerçekleştirildi. Elde edilen verilerden bağıl aktivite değerleri hesaplandı ve IC₅₀ değerleri belirlendi. Ayrıca kinetik analizler yapılarak inhibitörlerin etki mekanizmaları incelendi. Deneysel sonuçları desteklemek amacıyla moleküler kenetleme (docking) çalışmaları gerçekleştirildi. Bulgular: Elde edilen bulgular, bazı 2-kinolinon türevlerinin GR üzerinde belirgin inhibitör etki gösterdiğini ortaya koydu. Ki sabitleri 5.18±1.57-9.58±2.36 µM aralığında bulundu. GST'yi ise QU1, QU3, QU6 ve QU7 etkili bir şekilde inhibe etti. Ki sabitleri 27.69±5.412-282.52±46.84 µM aralığında bulundu. İnhibisyon çalışmalarından elde edilen IC₅₀ ve kinetik parametrelerin, moleküler kenetleme analizleriyle uyumlu olduğu belirlendi. İn silico analizler, inhibitörlerin enzimlerin aktif bölgeleriyle güçlü hidrojen bağları ve hidrofobik etkileşimler kurabildiğini gösterdi. Bu sonuçlar, yapı–aktivite ilişkilerinin anlaşılmasına katkı sağladı. Sonuç: Bu çalışma kapsamında incelenen 2-kinolinon türevlerinin, glutatyon ilişkili enzimler için potansiyel inhibitör adayları olabileceği gösterildi. Elde edilen in vitro ve in silico sonuçların birbiriyle uyumlu olması, bu bileşiklerin ileri farmakolojik ve biyolojik çalışmalar için umut vadeden moleküller olduğunu ortaya koydu.