Perkutan transluminal koroner anjiyoplastinin plazma adrenomedullin düzeylerine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 1999
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: YAŞAR GENÇ
Danışman: Hüseyin ŞENOCAK
Özet:38 ÖZET Çalışmamızda, rutin koroner anjiografi ve PTCA yapılan hastalarda işlemden sonraki plazma ADM seviyelerinin artıp artmadığını göstermeyi amaçladık. Çalışmaya koroner anjiografi endikasyonu konulan toplam 89 hasta alınmıştır. Koroner anjiografi sonucuna göre hastalar, normal, KAH olup PTCA yapılmayan ve PTCA yapılan olgular olarak üç gruba ayrılmıştır. Koroner anjiografisi normal bulunan 21 hasta dışında diğer olgulara (n=68) sol ventrikülografı yapıldı ve LVEDP'leri ölçüldü. Her üç grubun periferik venlerinden, koroner anjiografi öncesi ve sonrası plazma ADM seviyelerine bakıldı. Koroner anjiografisi normal olan grupta (n=21) işlemden önceki plazma ADM seviyeleri ortalama 13,9+1,7 p.g/ml, sonraki ise 13,7+1,7 p.g/ml bulundu. Aralarındaki fark istatistiksel olarak önemli değildi (P>0,05). Koroner arter hastalığı olup PTCA yapılmayanlarda (n=22) işlem öncesi plazma ADM değerleri 15,5±1,6 p.g/ml, sonrası 16,5+1,7 p.g/ml bulundu. Her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (P>0,05). PTCA yapılan hastaların (n=46) işlem öncesi plazma ADM seviyeleri 17,1+1,8 p.g/ml, sonrası 27,9±2,5 p.g/ml bulundu. Her iki grup arasındaki fark istatistiksel olarak önemliydi (P<0,01). Yapılan işlemlere bakılmaksızın (PTCA ve koroner anjiografi) hastalar LVEDP'ı normal ve yüksek olanlar diye 2 gruba ayrıldı. LVEDP'ı normal olanlarda (12 mm Hgl) plazma ADM seviyeleri 12,2+1,6 p.g/ml, yüksek olanlarda ise 20,7+2,1 p.g/ml bulundu. Aralarındaki fark istatistiksel olarak anlamlıydı (P<0,05). PTCA yapılan hastalar da LVEDP'ı yüksek olanlar ve normal olanlar diye iki gruba ayrıldı. LVEDP'ı normal olan grupta işlem öncesi ADM 12,4+1,8 p.g/ml, işlem sonrası ise 19,4±1,9 p.g/ml bulundu (P<0,05). LVEDP'i yüksek olup PTCA yapılanlarda, işlem öncesi ADM seviyesi 22,3±2,1 p.g/ml, sonrası 34,8±2,6 p.g/ml bulundu. Hem LVEDP'ı normal olanlarda hem de LVEDP'ı yüksek olanlarda PTCA sonrası plazma ADM seviyeleri, öncesine göre anlamlı olarak artmış bulundu (P<0,05). Sonuç olarak çalışmamızda; bu konuyla ilgili literatürlerle uyumlu olarak, PTCA'dan sonra ADM'nin kardiyak sekresyonunun arttığı, buna karşılık rutin koroner anjiografiden sonra, gerek koroner arterleri normal olanlarda gerekse önemli koroner arter hastalığı tespit edilenlerde artmadığı gösterildi. Ayrıca LVEDP'ı yüksek olanlarda, yapılan işlemden bağımsız olarak, düşük olanlara göre plazma ADM seviyelerinin anlamlı düzeyde arttığı gösterildi (P<0,05).39 PTCA'dan sonra ADM'nin koroner endotel ve miyokarttan salgılanmasının gösterilmesi ve hemodinamik etkileri gözönünde bulundurularak, ileri çalışmalar gerekmesine rağmen tedavide kullanılması düşünülebilir. 1. Koroner anjiografi yapılan hastalarda (hem normal koroner arterlere sahip, hem de önemli KAH'ı olanlarda) ADM seviyelerinde önemli değişiklikler olmamaktadır. Bu da bizde rutin uygulanan koroner anjiografinin önemli düzeylerde miyokard ve koroner endotel disfonksiyonuna neden olmayacağı fikrini uyandırmaktadır. 2. Güçlü bir antiproliferatif ve antimigratuar olan ADM'nin, PTCA sonrası restenozun önlenmesinde etkili olabileceği ve ileriki dönemlerde tedavide bu amaçla kullanılabileceği düşünülebilir. 3. Nitrik oksit sekresyonunu artırıcı etkisi yanında vasküler düz kas hücrelerindeki kalsiyum miktarını düşürerek ve endotelin-1'in salgısını azaltarak koroner vazodilatasyon yapmasından dolayı, KAH tedavisinde nitratların yerini alabilir. Bu konuyla ilgili çalışmalar devam etmektedir. 4. ADM'nin plazma seviyelerinin değerlendirilmesi, PTCA sonrası akut tıkanmanın gösterilmesinde diğer araştırmalara ilaveten faydalı bilgiler sağlayabilir. Çünkü AMl'da semptomların başlangıcından kısa bir süre sonra arttığı ve miyokard iskemisinin erken bir göstergesi olduğu ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca PTCA sonrası, özellikle stent uygulamalarından sonra restenozu azaltıcı etkisinden daha önce bahsedilmişti. Bu gibi durumlarda ortaya çıkan koroner vazokonstriksiyonunun tedavisinde de kullanılabilir. 5. ADM konjestif kalp yetmezliğinde faydalı hemodinamik etkilere sahiptir. Kapasitans venlerde vazodilatasyon etkisi ile prelodu azaltması, miyokard hücrelerinde c-AMP düzeylerini artırarak oluşturduğu pozitif inotropik etkisi, afterlodu azaltması, intrarenal arterlerde kan akımını artırıcı etkisi yanında, diüretik ve natriüretik özellikleri kalp yetmezliği tedavisinde kullanılabileceğini akla getirmektedir. Bu konuyla ilgili henüz fikir birliği oluşmamasına rağmen çalışmalar devam etmektedir.