Wilhelm Von Humboldt'da dil-düşünce ilişkisi
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: YAVUZ DAŞDEMİR
Danışman: Osman Elmalı
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışma, dil felsefesinin temel sorunlarından birisi olan dil-düşünce bağlantısını Alman filozof Wilhelm von Humboldt özelinde irdelemektedir. Antik Çağ Yunan düşünce dünyasından günümüze değin bu bağlantı filozof ve bilimcilerin ilgilendiği temel konulardan olmuştur. Bu bağlantının temelini dil ile düşüncenin doğuştan, insana özgü ve bitimsiz birimler üretme sığasına sahip olmaları gibi ortak özelliklerinin olması oluşturmaktadır. Bu iki görüngünün ortak özellikleri, onların özdeş oldukları, birbirlerini belirledikleri ve birbirlerinden etkilendikleri şeklinde üç dil-düşünce ilişkisi modeli ortaya çıkarmıştır. Çalışmada Humboldt'un süreç içerisinde bu üç modeli de temel aldığı ve buna göre de dil felsefesini ortaya koyduğu tespit edilmiştir. Humboldt, yaptığı geniş çaplı dil araştırmaları ışığında dilin diğer iletişim formlarından farklı, insana özgü, doğuştan, düşünceyle ilintili ve insanın dünyasını oluşturan bir üst yapı olduğuna yönelik inanca sahip olmuştur. Benzer şekilde, filozof, tüm dillerin temelde tabi oldukları dil tümellerinin oluşturduğu "ortak dil formu" görüşünü benimsemiştir. Genel dil görüşü temelinde filozofun, "büküm" ön koşuluna dayanan bir dilsel üstünlük savı veya diller hiyerarşisi modeli ortaya koyduğu görülmüştür. Yine, Humboldt'un, dilin duruk değil devingen bir yapı olmasını ifade eden energeia görüşünün dilsel canlılık düşüncesini ortaya çıkardığı anlaşılmaktadır. Dil-ulusal karakter bağlantısını dil felsefesinde ele alan Humboldt, ulusal karakterin dili biçimlendiren bir yapı olduğunu öne sürmektedir. Filozofun bu görüşüne koşut bir diğer görüşü olan her dilin, konuşucuları için özgül bir dünya görüşü ortaya çıkardığı inancını taşıdığı anlaşılmaktadır. Son bulgu olarak, Humboldt dili düşüncenin organı olarak görmekte ve dilin düşünce birimleri oluşturmak için kilit rolde olduğu kanaatini taşımaktadır. Bu bağlamda, filozofun dil-düşünce bağlantısına yönelik görüşlerinin son derece karmaşık olduğunu söylemek mümkündür. Nitekim, Humboldt'un dil-düşünce bağlantısına yönelik bu görüşlerinin, süreç içerisinde; i) dilin düşünceyi etkilediği, ii) dilin düşünceyi belirlediği ve iii) dilin düşünce ile özdeş olduğu biçimde değişkenlik gösterdiği tespit edilmiştir. Bu tespit ve bulgular ışığında Humboldt'un, öncellerinden farklı olarak genel felsefesi içerisinde dil görüngüsünün, dil felsefesi içerisinde ise dil-düşünce bağlantısının odak nokta olduğu ortaya koyulmuştur.