Osmanlı Dönemi Aşık Tarzı Şiir Geleneğinde Tasavvuf


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Temel İslâm Bilimleri Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2015

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Osman Nuri Karadayı

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Cengiz GÜNDOĞDU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

XV. yüzyılda oluşmaya başlayıp XVII. yüzyılda teşekkülünü tamamlayan Âşık Edebiyatı, Türklerin müslüman olmadan önceki toplumsal hayatında gerek devlet kademesinde gerekse halk nazarında oldukça önemli bir yere sahip olan Ozan-Baksı geleneğine dayanmaktadır. Bu gelenek İslam dininin kabulü, Anadolu'nun fethiyle birlikte yerleşik hayata geçiş, XII. yüzyıldan sonra tarîkatların teşekkül etmesi ve tasavvufî düşüncenin bu tarîkatler vasıtasıyla yaygınlaşması gibi faktörlerin etkisiyle yaşanan tarihî ve toplumsal değişimler neticesinde yerini âşıklık geleneğine bırakmıştır. Böylece ozanın yerini âşık, ozan-baksı geleneğinin yerini ise âşıklık geleneği ve Âşık Edebiyatı almıştır. Ozan-Baksı geleneğinden âşıklık geleneğine geçiş sürecinde etkin bir rola sahip olan tasavvuf, gerek rüyâ, bade, mahlas alma ve çıraklık gibi gelenek unsurlarının şekillenmesinde gerekse Âşık Tarzı Şiir Geleneği'nin mahsullerinin muhtevasını zenginleştirmede önemli rol oynamıştır. Bu nedenle de âşıklık geleneği, saz çalma, fasıl ve atışma, hece vezni ve kafiye uyumu gibi bazı şekli unsurlar altında geniş bir fikrî ve felsefî derinlik yanında tasavvufî muhtevâya da sahip olmuştur. Günümüzde de varlığını sürdüren âşıklık geleneği, tarihi süreç içerisinde bir taraftan tasavvufun halk arasında yaygınlaşmasını sağlarken diğer taraftan da halkın dinî-tasavvufî his ve heyecanlarına tercüman olarak kültür taşıyıcılığı görevini üstlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ozan, Âşık, Rüya, Bâde, Tasavvuf