Septorinoplasti hastalarının preoperatif ve postoperatif vizüel antropometrik ölçümlerinin literatürde tanımlanan ideal burun özellikleriyle karşılaştırılarak hasta memnuniyeti ve semptomatik iyileşmenin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HASAN BERA UÇAR

Danışman: Korhan Kılıç

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmada septorinoplasti isteği olan hastaların nazal antropometrik ölçümleri ve nazal semptomlarının belirlenerek, literatürde belirlenen ideal burun özellikleriyle ameliyat öncesi ve sonrası karşılaştırılması, bu sonucun hasta memnuniyeti ve semptomatik iyileşme açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu klinik çalışmada, Aralık 2022- Temmuz 2024 tarihleri arasında Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları ve Baş Boyun Cerrahisi Anabilim Dalı'na Septorinoplasti isteği ile başvuran ve septorinoplasti operasyonu kararı verilen, 18-45 yaş aralığında, çalışmaya katılmayı kabul eden, daha önce septorinoplasti operasyonu geçirmemiş 30 hasta dahil edildi. Hastaların demografik verileri, özgeçmiş ve fizik muayeneleri ve standardize edilmiş fotoğrafları preoperatif kaydedildi. Hastanın cinsiyet, yaş ve etnik kökenine uygun olarak belirlenen ideal verileri belirlendi. Tüm hastalara aynı cerrahi ekip tarafından genel anestezi altında açık teknik septorinoplasti operasyonu yapıldı. Hastalara nazal semptomların değerlendirilmesi için NOSE-T, hasta memnuniyetini değerlendirmek için ROE-T anketleri uygulandı. Aynı işlemler postoperatif 3. ayda tekrarlandı. Toplanan veriler literatürde tanımlanan yumuşak doku fasiyal ve nazal landmark noktaları kullanılarak Rhinobase isimli programda dijital analiz yöntemleriyle işlendi. Bulgular: Çalışmaya 10'u erkek, 20'si kadın toplam 30 hasta dahil edilmiş olup yaş ortalaması 25,5 yıldır. Çalışmada, postoperatif ölçümlerde; AL-AL/fbN-T oranı, NFA, TA, NLA, kolumella/ lobül oranı anlamlı olarak arttı. MFH, fbN-T, rhinon deviasyon açısı, AL-AL/WD-WD oranı, NFR, Byrd&Hobar oranı, Crumley&Lanser oranı, Goode oranı, nasion yüksekliği/üst dudak mesafesi oranı, kolumellar show, lobül/C'-Alar Flare, lobül genişliği/bazal burun genişliği parametreleri azaldı. Frontal ve bazal bakışta burun, VFL'ye göre simetrik hale geldi, yatay üçler ölçümleri birbirine benzer bulundu ve postoperatif bu benzerlik devam etti. Ayrıca, Kaş-Tip estetik hattı anlamlı derece düzenli hale geldi, bazal bakışta burun şekli postoperatif dönemde üçgen olarak tespit edildi. Hastaların postoperatif fizik muayenelerinde; septum deviasyonu, subluksasyon, internal ve eksternal nazal kollaps, konka hipertrofisi, nazal tip pitozu, dorsal hump izlenmedi. Nazal Recoil'in postoperatifte anlamlı ölçüde artmış olduğu tespit edildi. İdeal parametreler ile karşılaştırıldığında; yüz oranı idealden negatif yönlü uzakta iken; TA, Byrd&Hobar oranı, Kolumella uzunluğu postoperatif ölçümlerde ideal değerlerden pozitif yönde uzakta olduğu tespit edildi. Yatay üçler; frontal ve bazal bakışta VFL'ye göre burun simetrisi, Kaş-Tip estetik hattı, AL-AL/EN-EN, Powell oranı, radix projeksiyonu, nasion yüksekliği/ULL oranı, premaxiller uzunluğu, infralobül uzunluğu, kolumellar show, burun estetik üçgen sınırlarının değerlendirilmesi, nasion-tip hattının değerlendirilmesi, lobül/C'-Alar Flare oranı, lobül genişliği/bazal burun genişliğinin oranı, kolumella/lobül oranı, bazal burun şekli, AL-AL/WD-WD oranı, NFR, NFA, NLA, Crumley&Lanser oranı, Goode oranı, nasion yüksekliği parametreleri açısından ideal burun özelliklerine yaklaşılmış ve ideal burun özellikleriyle benzer sonuçlar elde edilmiştir. NOSE-T testi puanı ve buna bağlı nazal semptomlar postoperatif dönemde azalırken, ROE-T testi puanı ve buna bağlı olarak hasta memnuniyeti anlamlı düzeyde artmış olarak izlendi. Sonuç: İlgideki çalışma septorinoplasti operasyonuna yönelik olup bu operasyon, burun fonksiyonlarını düzeltmek ve estetik görünümü iyileştirerek hasta memnuniyeti sağlamak gibi amaçlar taşır. Çalışmamız sonucunda operasyon sonrası nazal semptomların azaldığı ve memnuniyet seviyelerinin arttığı görülmüştür. Memnuniyet seviyelerinin artmasında antropometrik ölçümlerdeki değişikliklerin de etkili olduğu saptanmıştır. Benzer şekilde, ölçüm değerlerinin "ideal burun" ölçülerine yaklaşması ile de memnuniyetin arttığı gözlemlenmiştir. Ancak, çok sayıdaki ölçümlerden hangisinin hasta memnuniyeti açısından daha anlamlı olduğunun tespiti için, çok daha büyük örneklem grupları ile yapılan ileri çalışmalara ihtiyaç vardır. Sırf bu çalışma dahi, hasta memnuniyetinin tek bir ölçüme bağlı olmadığını, tüm ölçümlerde ideal değerlere yaklaşmanın memnuniyete birlikte katkı sağladığını ortaya koymaktadır. Ayrıca, ideal burun kavramının değişkenliği unutulmamalı; zaman, ırk ve çevresel faktörlere göre ideallerin değişebileceği göz önünde tutulmalıdır. Operasyon öncesi hasta değerlendirmesinde hasta ile beklentileri hakkında detaylı olarak konuşulmalı, hastaya ideal burun gereksinimleri anlatılmalı, hasta ve cerrah bu sonuçlar ışığında ortak bir karara varılmalıdır. Postoperatif memnuniyetin, normal fonksiyon gören ve ideal değerlere yaklaşan hastalar nezdinde hasta beklentilerini karşılayan durumlarda daha yüksek olduğu çıkarımında bulunulabilir. Anahtar Kelimeler: ideal burun, nazal antropometri, fotoğraflama ve dijital analiz, septorinoplasti