BİR ÜNİVERSİTE HASTANESİNDE ÇALIŞAN ARAŞTIRMA GÖREVLİLERİNİN KAYGI DÜZEYLERİ, NEDENLERİ VE BAŞ ETME YÖNTEMLERİ.


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HASAN ÖZKAYA

Danışman: Kenan Taştan

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Anksiyete, bireylerin günlük yaşamlarını etkileyen yoğun bir endişe, korku ve tedirginlik hali olarak tanımlanır. Birçok kişi hayatlarının belirli dönemlerinde geçici anksiyete yaşayabilir, ancak kronik hale gelmesi durumunda profesyonel tıbbi yardım gerekebilir. Doktorlarda görülen anksiyete, hem doktorların sağlık hizmeti sunma yeteneklerini hem de hastaların tedavi süreçlerini etkileyebilir. Doktorlar, tıbbi teşhisler koymak, tedavi planları oluşturmak ve hastalarıyla iletişim kurmak gibi zorlu görevlerle karşı karşıyadır. Bu süreçte, aşırı stres, yoğun çalışma temposu, hasta beklentileri ve tıbbi hataların sonuçları gibi faktörler doktorlarda anksiyeteyi tetikleyebilir. Bu çalışmada Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi'nde çalışan araştırma görevlilerinin kaygı düzeyleri, nedenleri ve kaygıyla baş etme yöntemlerinin saptanması amaçlanmıştır. Yöntem: Bu araştırma 10.12.2022- 10.02.2023 tarihleri arasında Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde araştırma görevlisi olarak çalışan 407 doktorlardan araştırmaya katılmayı kabul eden 311 gönüllü üzerinde yapıldı. Araştırmaya katılmaya kabul edenlere sosyodemografik bilgiler için Sosyodemografik Veri Formu, anksiyete düzeyini ölçmek için Beck Anksiyete Ölçeği yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak uygulandı. Veriler SPSS 22 ile analiz edilip, anlamlılık düzeyi p<0,05 kabul edildi. Bulgular: Çalışmamıza Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde Araştırma görevlisi olarak çalışan 311 doktor gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmaya katılan kişilerin yaş ortalaması 29.8±4, %52.7 sinin kadın,%59.2 sinin evli, %74.6 sının dâhili birimde çalıştığı, %90'ının bölümünü isteyerek seçtiği ve seçtiği bölümden memnun olanların oranının ise %73 olduğu tespit edildi. Katılımcıların Beck anksiyete puan ortalaması 19.3±9 olduğu bunların %44.9'unun hafif anksiyete özelliği taşıdığı bulundu. Katılımcıların cinsiyet özellikleri ile anksiyete varlığı incelendiğinde kadınlarda anksiyete oranının yüksek olduğu (%30.6, %22.8) ve cinsiyetler arası ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı (p<0.001) olduğu tespit edildi. Katılımcıların çalıştığı birime ait özellikleri anksiyete yönüyle incelendiğinde; çalıştığı birim cerrahi olan ve çalıştığı birimden memnuniyet durumları arasında anksiyete varlığı açısından anlamlı fark olduğu tespit edildi (p<0.01, p<0.00). Katılımcıların önceden anksiyete ile ilişkili tanı alma durumu ile anksiyete varlığı açısından incelendiğinde önceden anksiyete ile ilişkili tanı alanlarda istatistiksel olarak anlamlılık olduğu saptandı (p<0.00). Yaş ortalamasıyla Beck anksiyete puan ortalaması arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edildi (p<0.05). Beck anksiyete ölçeğine göre kaygı özellikleri gösteren katılımcıların kaygılarının dağılımları değerlendirildiğinde; sırasıyla hasta ve yakınlarından sözlü ve fiziksel şiddete maruziyet (%9.1,) nöbete kaldığında(%8.8),vizitlerde hasta sunarken (%8.6) ve aldığım maaşın yetersiz kalma ihtimali ile ilgili kaygıların daha çok tercih edildiği görüldü. Dâhili ve cerrahi birimlerde çalışan katılımcıların kaygı dağılımlarına bakıldığında dâhili branşlarda daha çok vizitlerde hasta sunmanın yarattığı kaygı (%10.7) en yüksek oranda olup, cerrahi branşlarda ise hasta veya yakınlarından sözlü veya fiziksel şiddete maruz kalma ihtimaline dair kaygı seçeneği olmuştur ( %9). Beck anksiyete ölçeğine göre anksiyete özellikleri gösteren katılımcıların her bir kaygı durumu için baş etme seçenekleri ve kaygıyı yönetme başarıları incelenmiştir. En sık olarak karşımıza hasta veya yakınlarından sözlü veya fiziksel şiddete maruz kalma ihtimaline karşı kaygı duyma durumunun olduğu ve bu kaygı ile baş etme yolu olarak ortamdan uzaklaşmayı tercih ettikleri başarının ise kısmen olduğunu saptadık. Sonuç: Araştırma görevlisi olarak çalışan kadın doktorlarda, cerrahi bilimlerde çalışan ve çalıştığı birimden memnun olmayanlarda ve daha önceden anksiyete tanısı olanlarda anlamlı olarak yüksek anksiyete varlığını tespit ettik. Hasta yoğunluğunu azaltıcı önlemler, nöbet sonrası izin, hayatı tehdit eden meslek riskleri ortadan kaldırılması gibi önlemlerle araştırma görevlisi olarak çalışan hekimlerin yüksek oranda olan bu kaygıları azaltılabilir. Anahtar Kelimeler: Anksiyete, Beck Anksiyete Ölçeği, Kaygı. Araştırma görevlisi